1994 yılında Muğla Üniversitesinde göreve başlamak üzere gelirken, Muğla’dan duyduğum ilk ismi, Ankara’da değerli kardeşim Ömer Özercan söylemişti: Hayati Nizamoğlu. Hayati bey gazeteciymiş de… (Diğer isimler, Hüseyin amcanın büyük oğlu rahmetli Halil İbrahim, öğretmen Muammer Aldağ ve öğretmen Muammer Özdemir idi. Üçü de Tunceli Öğretmen okuluna öldürülsün diye sürülen öğrencilerdendi.)

İlk geldiğim günlerde gazeteye uğrayıp Hayati Nizamoğlu’nu tanıdım. Gene o günlerde babası Hüseyin amca ile tanıştık. Tanışış o tanışış…

Hüseyin amca 1929 doğumlu… Muğla’nın eski esnaflarından. Terzilik konusunda Muğla’da öncü şahsiyetlerden. Arasta’nın canlı tarihi olan birisiydi ama ne yazık ki bu yönünü ortaya çıkaramadık.

Hacı amca, terziliğin yanında, Muğla’da merkez sağ hareketin de 1970 başlarından itibaren en önemli şahsiyetlerinden biri. Merkez sağ partilerde siyaset yaparak ülkeye hizmet etme yolunda heyecanından hiç taviz vermedi. Nitekim 1977’de Hamle Gazetesi’ni çıkararak, siyaset anlayışını yayın yoluyla da halka mâl etmeye çalışmıştır.

Ben 1994 Nisan ayında tanıdığımda, 65 yaşındaydı ve 25’lik delikanlı heyecanıyla hareket ediyor ve konuşuyordu. Şehir daha çok sol hareketin yoğun olduğu bir yer olduğundan, Hacı amca, verdiği mücadelenin farkındaydı ve hiç yılmak ve yorulmak nedir bilmeden mücadele ediyordu.

Şehre bizim gibi yabancı ideolojilere bulaşmamış ve hatta muhalif akademisyenler gelmesinden çok memnun oluyordu. Çünkü şehrin genel profilinde bizim gibi insanlar pek etkin değildi. 

Hacı amca ile genellikle hafta sonları Hedef kırtasiye-kitapçı’da beraber oluyorduk. Onun şehir tecrübesini dinlemek, şehirle ilgili kültürel zenginliğimizi arttırıyor ve bundan mutlu oluyorduk…

Bir gün Mevlevî şeyhi ve önemli bir edebî şahsiyet olan Şâhidî (1470-1550) ile ilgili konuşuyorduk. Şâhidî’nin hayatı, eserleri, Muğla için önemi, manevî yönünü konuşuyorduk. “Bana anlatma…” dedi ve ekledi: “Ben onu manevî gücünü bilip dururun. Bir gün arabamla Dırlıvan’dan yokuş aşağı iniyordum. Birden arabanın freni patladı. Sağa kaysam uçurum, sola kaysam dağ… Ne yapacağımı bilemedim ve ‘Yetiş yâ Şâhidî!...’ dedim… Arabam sola kaydı ve bir ağaca çarparak durdu.” dedi. Anladım. Hacı amca Şâhidî’nin maneviyatını bizzat yaşamış biri idi.

2010 yılından itibaren, oğlunun çıkarmakta olduğu Hamle gazetesinde haftalık yazılar yazmaya başladım. Yazılarımın bir kısmı Muğla hayatı ve kültürü ile ilgiliydi. Hacı amca rahmetli bu yazıları okudukça, bizlerin Muğla’ya gelişinden duyduğu memnuniyet ve mutluluğu ifade ederdi. Zaman zaman yazılarımı kendi sütununda da yayımlardı. Şâhidî, Karabağlar Yaylası, Muğla mimarisi, sokaklar, bazı sözlü gelenek anlatıları… Bu konudaki yazılarından sonra ya telefon edip teşekkür eder veya Hedef’e geldiğimde heyecanla teşekkür ederdi.

Zaman zaman Hacı amcanın siyasî kanaatlerini de merak edip konuşturuyorduk… Şehrin en az 40 yıllık siyasî geçmişini çok iyi biliyor ve hatta büyük bir sürede o geçmişin ana kahramanlarından birisi idi. O yüzden olayları görüşü ve yorumlayışı tesadüfî değil, bir yaşanmışlık sonucu elde edilen bilgilerdi.

1999 Genel seçimleri… Doğru Yol Partisi, milletvekillerini ön seçimle belirleme sözü verdiği halde, bunu yapmadı ve Yalım Erez’i birinci sıra aday yaptı. Hacı amca ile değerlendirme yaparken rahmetli: “Oy moy yok!... Ön seçim olacaktı, olmadı. Vanlı birini ilk sıraya koydular.” dedi ve ekledi: “Oyumu o gence vercem… MHP’den… Milaslı…” dedi. Metin Ergun’u kast ediyordu. O seçimlerde DYP Muğla’da zayıfladı ve MHP 1 milletvekili çıkardı.

Yıl 2002… 3 Kasım seçimleri var. 2 Kasım günü çarşıya indim ve Hacı amca ile seçim için değerlendirmelerinde bulunduk… Genel durum, ülkenin açmazları, dönemin iktidarının  yanlışlarını konuşuyoruz ve 2001’de kurulan Ak Parti’nin estirdiği rüzgardan söz ediyoruz. Sonunda “Amca Ak Parti yüzde kaç oy alır?...” dedim. “35-36 gibi” dedi.

Hüseyin amcanın yanından ayrıldıktan sonra Hamle gazetesine, oğluna Hayati beye uğradım. Gündem seçimdi… Genel konuşmalar yaptık. Hayati bey gazeteci merakı ile “Sonuç ne olur hocam?” dedi. Ben, “Ak Parti yüzde 35-36 bandında gibi görünüyor. Diğer partiler barajı aşamazsa, bu orandan fazla milletvekili çıkarır gibime geliyor.” dedim.

Ertesi gün seçim oldu. Neticeler akşamdan öğrenildi. Ak Parti yüzde 35’lik bir oranla ilk parti idi ve CHP dışındaki partiler seçim barajını geçemediklerinden parlamentoda ezici çoğunluğu Ak Parti elde etmişti.

Seçimden sonraki günlerden birinde, gazeteye ve Hayati beye uğradım. O, “Hocam yüzde 35 rakamını nasıl tahmin ettin?” dedi. Ben de “Sana gelmeden önce babanla konuşmuştum. Onun tahmini idi.” dedim.

Hacı amca ile zaman zaman sohbet ederdik. Son zamanlarda evden pek çıkmıyor; kırtasiyeye geldiği zaman da genellikle öğle namazını kıldıktan sonra eve gidiyordu. 15 Aralık 2023 günü Türkiye Yazarlar Birliği Muğla İl Temsilciliği bürosunu açıp Agademi adını verdim. Uygun bir zamanda Agademi’ye geleceği sözünü verdi. Ama bir türlü bu ziyaret gerçekleşmedi. O yüzden Agademi hep bir yönüyle eksik kalacaktır. Hacı amca Agademi’ye gelseydi… Eski Arasta’yı anlatsaydı. Konuşmalarını videoya kaydetseydik… Ne güzel olurdu… Hep erteledik ama hayat ertelemedi, Hacı amca 23 Temmuz 2024 günü akşamüstü ebedî âleme göçtü.

Biz ondan razı idik; Allah da ondan razı olsun…