“Osman Gürün’ü salt Safai Özer dinlemiş diyeceğim, ama...” başlığını taşıyan yazımı şöyle noktaladım:

“EGET Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Op. Dr. Naki Bulut heyecandan olmalı ağzından kaçırdı,o yukarıdaki ‘Gerontoloji’ hedefi (Geriatri Köyü) o Yılanlı bölgesindeki arazi üzerinde hayata geçiriliyor.

Bitti... Şimdilik bitti. EGET Vakfı daha çok su götürür...

Yüce insan Safai’nin toprağı bol, ruhu şad olsun... Sen çok yaşa Safai...”

Bitmedi...

Önceki gün ben yazımı baskıya verdikten sonra Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın da “tevafuk mu” dedirten bir paylaşımı oldu.. Tam da benim EGET Vakfı yazılarım çıkarken Gonca Köksal Başkan, paylaştığı fotoğrafta Vakıf Başkanı Özlem Uzman ve Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Op. Dr. Naki Bulut ile birlikte verdiği görüntü ve kullandığı ifadeler ilgimi çekti...

Aklıma “Dostum dostum güzel dostum / Bu ne beter çizgidir bu / Bu ne çıldırtan denge / Yaprak döker bir yanımız / Bir yanımız bahar bahçe” diyen Selda düştü...

+

En güzel Selda’dan dinlediğimiz o güzel türkünün sözlerinin, dizelerinin sahibi Hasan Hüseyin Korkmazgil’dir. O ne güzel türküdür, o ne güzel şiirdir öyle:

Dostum dostum güzel dostum / Bu ne beter çizgidir bu / Bu ne çıldırtan denge / Yaprak döker bir yanımız / Bir yanımız bahar bahçe.

Öyle bir yerdeyim ki / Ne karanfil ne kurbağa / Öyle bir yerdeyim ki / Bir yanım mavi yosun / Dalgalanır sularda.

Dostum dostum güzel dostum / Bu ne beter çizgidir bu / Bu ne çıldırtan denge / Yaprak döker bir yanımız / Bir yanımız bahar bahçe.

Öyle bir yerdeyim ki / Bir yanım çığlık çığlığa / Öyle bir yerdeyim ki / Anam gider Allah Allah / Kızım düşmüş sokağa / Anam gider Allah Allah / Dölüm düşmüş sokağa.. öyle bir yerdeyim ki / yaprk döker bir yanımız / bir yanımız bahar bahçeler...

+

EGET Vakfı Genel Merkezi’nin görkemli binası “ağa evi” demeye dilim varmıyor, iyi korunmuş ‘eşraf evlerinden’ biri olduğu söylenebilir.. Söylemeden edemeyeceğim, Mimar Safai de yapının özgünlüğüne zarar vermeden gerçek anlamda bir restorasyon gerçekleştirmiş. Muğla’da 400’e yakın tescilli sivil mimarlık örneği yapı bulunmakla birlikte ‘konak’ diyebileceğimiz ‘iç sofalı’ iki katlı yapılar çok değildir. Bu yapıların bahçelerinin büyüklüğü de dikkat çekicidir.

Gonca Köksal Başkan o görkemli evin görkemli bahçesinden şu paylaşımı yaptı:

Bugün, EGET Vakfı’nın tarihi dokusuyla büyüleyen, baharın gelişiyle rengarenk çiçeklerle canlanan bahçesinde Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Özlem Uzman ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Naki Bulut ile bir araya gelerek; gençlerimizin eğitim yolculuğuna destek olabilecek projelerden, sürdürülebilir tarım ve turizm modellerine kadar birçok konuda ortak çalışma alanlarımızı konuştuk.

EGET Vakfı’nın doğayla uyumlu kalkınma vizyonu bizler için ilham verici.

Bu ifadeler çok önemli, ama ben daha çok paylaşılan fotoğrafa takılı kaldım...

+

Selda’dan dinlediğimiz “Öyle bir yerdeyim ki” türküsünde olduğu gibi Gonca Köksal Başkan da öyle bir yerde ki; tarihi “Hacılatifler Evi”nin “Bahar bahçe” çiçek açmış bahçesinde “Yaprak döker bir yanı / Bir yanı bahar bahçe.”...

EGET Vakfı Genel Merkezi “Hacılatifler Evi”nin sağ tarafında bir Muğla Evi’nden ölü cephe, sol tarafında ise viranelik görünümde bir başka “Muğla Evi”... “Dostum dostum güzel dostum / Bu ne beter çizgidir bu / Bu ne çıldırtan denge / Yaprak döker bir yanımız / Bir yanımız bahar bahçe.”... “Öyle bir yerdeyim ki / Bir yanım çığlık çığlığa”...

O çığlığı duymak, görmek lazım...

O vakıf genel merkezi yapı yerlinin yabancının, iyinin kötünün ziyaretine uğruyor... Gonca Başkan gibi o avluda fotoğraf çekilenler de oluyordur. O kareyi ne vakfa ne de Menteşe Belediyesine yakıştıramadım. Bari vizörden bakan ‘yaprak döken yanınızı’ görmezden gelseymiş!

Şimdi kalkıp “Vakıf oraları da toplasaymış” diyecek halimiz yok. Ancak Gonca Başkanımız “şehrin emini” olarak bir şeyler yapabilir. Mal sahiplerinin de onayını alarak oradaki ölü cephe ile cephenin önündeki müştemilatı bir güzel “Muğla kirecinden ayran” yapabilir... Elbette restore etmesini bekleyemeyiz, soldaki binaya da bir “basit onarım” sağlayıp, boya badana yapılmasına destek verilebilir.

Eğer isterse mal sahibine Kültür Turizm Bakanlığı’ndan restorasyon kredisi sağlanmasına yardımcı olunabilir. Ben biraz da estetik diyorum, ama tartışmaya girmem “salaşlığın estetiğinden” hoşlananlar da çıkabilir...

Neyse ağanın eli de tutulmaz...

+

Gonca Köksal Başkanın paylaşımı güzel olmuş, oradaki “EGET Vakfı’nın doğayla uyumlu kalkınma vizyonu bizler için ilham verici.” sözü de benim için ilham verici oldu.

Ben eski bir “belediyeci” olarak da EGET Vakfı’nın Muğla il merkezinde “Ekolojik Tarım”, “Ekolojik Turizm” başta pek çok örnek olabilecek projede Menteşe Belediyesi’ne çok doğru bir partner olabileceğine inanıyorum.

Örneğin dün sözünü ettiğim “Geriatri Köyü”nün kuruluşunda el ele verebilecekleri gibi, Menteşe’nin mahallelerinden İkizce’de “Hacılatifler Evi” kadar olmasa da korunmuş eski Dırlavan Köyü’nde el ele “Yaşayan Yörük Köyü” kurulmasını gerçekleştirebilirler veya gerçekleşmesine öncülük edebilirler.

Böyle bir proje ‘Çoban Safai’nin ruhuna da iyi gelecektir...

+

Hiç hesapta yokken bu yazı EGET Vakfı ve Sefai ile ilgili beşinci yazım oldu.

Yazılarımın altına yapılan yorumlarda ilgi çekiciydi. Benim en çok ilgimi çeken ise “Muğla'dan Yükselen Bir Dayanışma Hikayesi” başlıklı yazımın altına Yaraş’ta mülk sahibi emekli astsubay ‘TC Ali Şahin’ tarafından yapılan yorum oldu. Buraya taşımak gibi niyetim bile olmamıştı, ama Gonca Köksal Başkanın paylaşımından sonra gerekli gördüm... Yerel yönetimler EGET Vakfı gibi vakıflar ve demokratik kitle örgütleri için çok önemli. Yerel yönetimler engel de olabilirler, engel kaldıran da...

Neyse, Ali Şahin’in yorumu şöyle:

Özcan Özgür Abi Özlem Hanım Yaraş/Elkin tepesinde 250 dönüm araziyi eko turizme açmak için uğraşıyordu, Osman amca sadece günü birlik kamp için turizm amaçlı izin verdi. Yıllardır o proje askıda duruyor. Hem Muğla Büyükşehir Belediyesi, hem Menteşe Belediyesi engel çıkardı. Rahmetli Safai’nin en büyük projesiydi ama ömrü yetmedi. Yaraş’taki bitki satış yerine kaçak diye 375 bin TL ceza yazdı Menteşe Belediyesi. Özlem Hanım, Ankara Askeri Harita Genel Müdürlüğünden oradaki binaların varlığını mahkemeye sundu da cezadan kurtuldu. Bu güzel insanlar olmadık manevi işkenceye maruz kaldı. Ne Büyük Şehir sahip çıktı, ne de Menteşe Belediyesi.

+

Ali Şahin kardeşimizin bu ifadelerinin ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz. Ancak Ali Şahin’in ne kadar dürüst ve güvenilir olduğunu, haksızlığa karşı duyarlılığını bilirim. Bu konuda Vakıftan da bir şikayet gelmedi. Söz söylemek de istemediler.

Tabii “Ateş olmayan yerden duman tütmez” diye de bir söz vardır. Neyse olan olmuş. Belki mevzuat hazretleri aşılamamıştır... Allah rahmet etsin, Orhan Çakır Başkan da hep “Belediye başkanları bir tek adam asamaz” derdi... Toprağı bol olsun. “Kamu yararına” gözü karaydı...

Ben şimdi Gonca Köksal Başkan ve Ahmet Aras Başkan ile Safai’nin pek çok hedefinin elbette başarılı gençlerimizin eğitimi ve memleket yararına işler için hayata geçeceğine inanıyorum.

Umarım utanmam...

Ama EGET Vakfı Başkanı Özlem Uzman yazılarıma yorumları ile beni epey utandırdı.

Dünkü yazımın altına da “Safaî’ye ve EGET Vakfı’na dair kaleme aldığınız dört yazılık bu özel seri için teşekkür ederim. Bugüne dek pek az gazetecinin gösterdiği ilgi, kavrayış ve içtenlikle; vakfımızın yapısını gerçekten anlayarak ve içselleştirerek yazdığınız bu metinler, bir yaşamı ve onunla şekillenen bir kurumu tüm yönleriyle yansıtmayı başardı. Ayrıca Safaî’nin derin felsefesini sezmiş olmanız, beni hem çok mutlu etti hem de duygulandırdı. Umuyorum ki bu yazılar sayesinde, Safaî’yi hiç tanımamış olanlar bile onun düşünsel mirasına ve EGET Vakfı’nın varoluş nedenine dair bir fikir sahibi olabilmişlerdir.” diye yazmış.

Gerçekten utandım... Ben de “Ne olur abartmayın, işim bu benim... Safai'nin amacına ve sizlerin kıymetli çalışmalarına, emeklerine bir nebze katkım olduysa ve olacaksa mutlu olurum. Herkes mutlu olsun.” diye karşılık verdim...

---------            -----------

GÜNÜN SÖZÜ;Aslında kötü insan yoktur hayatın hiçbir evresinde, her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde. --Gabriel Garcia Marquez