MuğlalılarMihrişah Valide Sultan Vakfı” ile Marmaris’te Hisarönü, Çamlı ve Karacasöğüt kıyılarında neredeyse 100 yıldır orman köylülerinin işlediği tarım alanlarına Osmanlı döneminde vakfın kiracısı olarak işleyen ailenin mirasçıları 1978 yılında el koymaya kalkınca tanıştı.

Aslında el koyma girişimlerinin ilki 1948 de ve ikincisi 1968 de yaşanmıştır.

Gökova Körfezi’ndeki söz konusu toplam 400 dönümü kapsayan arazilerin toplam değerinin günümüzde 20 ila 40 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir. İşin ilginç boyutu; dava konusu olan toprakların içinde köyler, camiler, okullar, askeri alanlar, mezarlıklar ve hatta Okluk Koyu’ndaki Cumhurbaşkanlığı Yazlık Konutu dahi yer almaktadır.

Osmanlı Padişahı III. Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan adına kurulan vakfın mirasçısı olduklarını iddia eden Şerefli Ailesi ile ortakları olan Global Gayrimenkul Değerler Şirketi ve ünlü avukatları Metin Kaya Çağlayan’ı ellerinde Cumhuriyet tapusu olan köylüleri karşı karşıya getiren davalarda kaybeden genellikle köylüler olmuştu…

*

Bunları niye anlattım?

Marmaris’te hala zaman zaman yenileri açılan bu ünlü davanın en büyük tarafı Mihrişah Valide Sultan Vakfı’nın mirasçısı olduğunu iddia eden Şerefliler Ailesi Muğla’nın (Menteşe) ünlü ve köklü sülalelerindendir. Şerefliler’in şehrin orta yerindeki (Kurşunlu Camii karşısı) tarihi konakları ‘kaderine terkedilince’ dönemin Muğla (Menteşe) Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün kamulaştırıp restore ettikten sonra “Muğla Kültür Evi” olarak ziyarete açmıştı.

Op. Dr. Osman Gürün Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı yaparken de belediye mülkü tarihi Yağ Halini (Taş Yapı) restore ettirip Muğla’nın ekonomik sosyal yaşamına kattı.

Bunları niye anlattığıma gelince, geçtiğimiz Cuma günü saat 17.40 gibi gazeteciler Menteşe Belediyesi’ne basın açıklamasına davet edildi. Bu pek olmazdı, aciliyetin nedeni Gonca Köksal Aras Başkan’ın Menteşe BelediyesitarihiBaşkanlık binası önünde ‘acilen’ kurulan kürsüden yaptığı açıklama sadece açıklamanın aciliyetini değil, açıklamaya neden olan vahameti de ortaya koyuyordu…

Açıklamaya göre, Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü Büyükşehir Belediyesi’nin Yağcılar Hanı binasından sonra Menteşe Belediyesi binasına Mihrişah Valide Sultan Vakfı'na dayanarak el koyuyordu…

Şimdi soralım:

-Vakıflar Bölge Müdürlüğü “Padişah Tapusu” ile belediye mülklerine “sahip çıkabildiğine” göre, Marmaris’te yaşanan ünlü davaya neden seyirci kaldı, neden 400 dönüm araziye sahip çıkmadı?

-Padişah Tapusunun mirasçısı olduğunu iddia eden Şerefliler Ailesinin mirasçıları aile konakları ile yaşıt Belediye Binasına neden sahip çıkmadılar?

*

Muğla’nın yerel yönetim geçmişi bakımından başlangıç noktası nettir.

MuğlaBüyükşehir” statüsüne geçmeden önce il merkezinin sınırları bellidir. Bırakın, Bayır’ı, Yerkesik’i, Yeşilyurt’u (Pisi); Düğerek, Kötekli (Hacıaraplar), Ortaköy ve Yeniköy (Cedid) dahi mahallesi değildi.

Ve il merkezinde gerek resmi kayıtlara gerekse sözlü tarihe göre şehir sınırları içinde Düğerek yolu üzerinde ‘sürücü pisti’ olarak kullanılan ‘Vakıf Arazisi’ ile “Vakıf Hamamı” dışında vakıf taşınmazı yoktur.

Kaldı ki Mihrişah Valide Sultan Vakfı Anadolu’da ‘han, hamam, köprü yaptıran, medrese vs kuran’ bir vakıf değil, tarım-orman alanlarını bulunduğu şehrin hatırlı ailelerine işletmek üzere bir çeşit kiraya vererek hayır işlerinde kullanılmak üzere gelir sağlayan bir vakıftır. Yoksa Şerefliler Ailesi veya mirasçıları ellerindeki tapu ile Belediye Binasını Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bırakmazdı!

Ve yine resmi kayıtlara göre Muğla’nın ilk belediye başkanı hani şu tarihi Saatlı Kulemiz var ya, onu sevgili eşi Pembe Hanım için yaptıran Süleyman Efendi’dir. Süleyman Efendi’nin eşi Pembe Hanım da bugünkü Menteşe Devlet Hastanesi’nin arazisini üzerine Muğla Memleket (Devlet) Hastanesi’nin ilk Pavyonunu (Polikliniği) yaptırarak bağışlayan bir hayırseverdir.

19. yüzyılın sonlarında ‘1871 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi’ sonrasında yerel yönetim teşkilatı olarak bu binada faaliyete geçmiş ve Süleyman Efendi 1871’den 1880’e kadar Kurucu Belediye Başkanlığı yapmıştır.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı binası ise 1867 Osmanlı idari taksimatındaMutasarrıflık’ olan Aydın’a bağlı Menteşe Livasının Hükümet Konağı olarak yapıldığına göre, Muğla (Menteşe) Belediye Binası da Mutasarrıflık tarafından yaptırılmış olmalıdır…

Burada bir dip not koyalım, bugünkü belediye binası 1944 yılında yanmış ve yeniden inşa edilmiştir…

*

Vakıflar Bölge Müdürlüğü kimin malını kimden almaya kalkıyor anlamakta zorlanıyorum…

Hem Allah aşkına 1960-61 yıllarında kurulmuş olan koskoca Vakıflar Bölge Müdürlüğünün bir ‘Padişah Tapusu’ ile Muğla’da yerel yönetimler mülkü iki tarihi binaya ‘sahip çıkmak’ aklına 66 yıl sonra mı gelmiş?

Anlayan bilen bana anlatsın. Abartılı bulunabilir, ama bu Vakıflar Bölge Müdürlüğü operasyonunu durup dururken “yerel yönetimlerin mülksüzleştirilmesi” olarak algılıyorum.

Bu anlamda öncelikle Muğla’nın 7 milletvekilindenhukukçu” olanları Cumhur Uzun ve Gizem Özcan derslerine çalışıp bu garip durumu TBMM Genel Kurulu’na taşımalıdırlar. Bu konuda iktidar milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz’e de görev düşüyor. Onlarda ilgili Bakanlık nezdinde girişimde bulunabilirler iki kamu kurumun karşı karşıya gelmesini engelleyebilirler.

Devlet Devletin malına el koyar mı Allah aşkına?

*

Gonca Başkan el konulmak istenen tarihi yapının önünde açıklamasını yaparken üzgün ve gergin bir yüz ifadesiyle “Çok değerli basın mensupları, sevgili hemşerilerim; Bugün Muğla’mızı, Menteşe’mizi çok yakından ilgilendiren bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak üzere bir aradayız. Yüz yılı aşkındır belediye binası olarak kullanılan, hemşerilerimizin belediye hizmeti aldığı binamızla ilgili olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından bir tescil işlemi başlatılmıştır. Binamızın bulunduğu taşınmazın geçmiş kayıtlarının incelendiği, taşınmazın Mihrişah Valide Sultan Vakfı'ndan olduğunun tespit edildiği belirtilerek ilgili vakıf adına tescil edilmesi için resmi çalışmalara başlanıldığı öğrenilmiştir.” diyordu…

Bence bu bir basın açıklamasından çok Muğlalılara, meslek odalarına, Menteşe Kent Konseyi’ne ve STK’lara bir “Muğlalı” çağrısıydı… Çünkü Gonca Başkan şöyle devam ediyordu:

Elbette hemşerilerimizin ve belediyemizin haklarını korumak için gerekli bütün hukuki ve idari girişimleri gerçekleştireceğiz. Ancak yalnızca hukuki bir meseleden söz etmek istemiyorum. Bizim açımızdan mesele yalnızca bir mülkiyet meselesi değildir. Bu bina; Menteşe’mizin, Muğla’mızın, Muğlalının binasıdır. Burada yıllardır tüm hemşerilerimiz belediye hizmeti alıyor, gelip derdini anlatıyor, talebini iletiyor, sorunlarına çözüm buluyor ve kentinin geleceğine dair sözünü bu binada söylüyor. Bu bina ve bu bölge, Muğla’mızın kamusal hafızasının çok önemli bir parçası, hatta tam da merkezidir. Kentimizin tarihi yapıları, meydanları, sokakları ve kamusal alanları Muğla’nın ortak değeridir. Belediye binası Muğlalınındır. Yağ Hali Muğlalınındır. Konakaltı Muğlalınındır. Bu kentin 'Şehremini' olarak —aynı zamanda hepiniz biliyorsunuz Tarihi Kentler Birliği'nin de encümen üyesiyim— bu sorumluluk bana çok temel bir şey söylüyor: Bir kentin geleceği, geçmişi yok sayılarak kurulamaz. Tarihinden, hafızasından, köklerinden koparılan bir kentin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmek mümkün değildir.

*

Vakıfların Muğla’ya göz diktiğinden Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın 24 Temmuz da “Basın Dayanışma ve Mücadele Günü” vesilesiyle gerçekleştirdiği ve sohbet havasında geçen kahvaltıda Ahmet Aras Başkan’ın “Aydın Vakıflar yağ Yağ Hali binamıza el koydu” diye yaptığı açıklamadan öğrendik.

O gün o kahvaltıda el koymanın üzerinden 3 hafta geçtiğini öğrenince de ben “Sayın Başkan keşke o zaman haber verip, bizleri bilgiyle donatsaydınız. Biz de donanımla kamuoyu oluştursaydık” demiştim. Bir ay oluyor, tık yok, ama Vakıflar kapısını çalar çalmaz Gonca Başkan tepkisini aynı gün ortaya koydu.

Kendisini bir Muğlalı ve şehrin emini olarak kutluyorum.

Keşke çağrısıyla Muğla ayağa kalkmış olsaydı… Neyse ki CHP İl Başkanı Halil Karahan ve Yeni Parti İl Başkanı Nail Kızıl cumartesi günü birer yazılı açıklama yaparak Gonca Başkan’a destek verdiler.

Belki de hafta sonu olduğu için herkes ayağa kalkamamış olabilir…

Muğla’lı olmak “Muğla doğumlu” veya “Muğla sevdalısı” olmakla olmuyor… Muğlalı olmak Muğla için bir damla ter akıtmak, bir tek çivi çakmak ve Muğla, Muğlalılar için mücadele etmektir… Haydi Muğla…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: İnsanlar kendi çılgın ihtiraslarının neticelerini kadere yüklerler. --Walter Scott