İHA, 9 Eylül’de Marmaris’ten “Marmaris Devlet Hastanesi’nde katarakt cerrahisinde yeni dönem” başlığıyla bir haber servis etti. Gidip orada mı ameliyat olsam diye düşündüm.
İlçelerden Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne (MEAH) her gün akın akın gelen hastalar yoğunluk yaratırken, bazı ilçeler bazı branşlarda çekim merkezi haline gelebiliyor. Bir ara katarakt için Yatağan çekim merkeziydi. Yatak sayısını artırmak (!) için Yatağan’ı MEAH’a bağladılar. Şimdi katarakt hastaları Marmaris’e gitmeye başlarsa şaşırmayın…
MEAH’ta pek çok branşta olduğu gibi göz hastalıklarında da randevu almak ne mümkün… Aylar sonra boşluk yakalayıp Doç. Dr. Murat Kaşıkçı’dan randevu almıştım. Rahatsızlandığı için randevum iptal edildi. Allah şifa versin. Yeniden randevu almak için iyileşmesini bekliyorum…
İHA’nın haberine göre Marmaris Devlet Hastanesi, göz hastalıkları alanında önemli bir hizmeti vatandaşların kullanımına sundu. Hastanede katarakt cerrahilerinin başlamasıyla birlikte Marmaris’te katarakt tedavisi için sağlık hizmetlerinin kapsamı genişletildi.
İlk katarakt ameliyatı, Uzman Göz Hastalıkları Doktoru Operatör Mustafa Fırat Apa tarafından gerçekleştirildi. Bundan böyle operasyonların, son teknoloji fako cihazı ve yüksek çözünürlüklü ameliyat mikroskobuyla donatılan özel göz ameliyathanesinde yapılacağı belirtildi.
Darısı öteki ilçelerin başına…
*
BİZİ DİNLEMEDİLER…
Marmaris Devlet Hastanesi’nde katarakt ameliyatlarının başlaması elbette sevindirici. Ama ben bu habere başka bir pencereden bakıyorum. Çünkü Marmaris’te artık katarakt ameliyatı yapılabiliyor olması yalnızca Marmaris’in sağlık kapasitesinin arttığını göstermiyor. Aynı zamanda yıllardır söylediğimiz bir gerçeği de yeniden önümüze koyuyor:
İlçe hastanelerini güçlendirirseniz, il merkezindeki hastanelerin yükünü azaltırsınız. Bu kadar basit.
Marmaris’te bir vatandaş katarakt ameliyatı için başka bir merkeze gitmeyecek. Sevk edilmeyecek. Hasta başka hastaneye taşınmayacak. Menteşe’ye yeni bir hasta akışı oluşmayacak. Bir ameliyathane, bir yatak, bir doktor ve sağlık personeli başka bir ilçeden gelen rutin vakayla meşgul olmayacak. İşte sağlık politikası biraz da budur…
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Kötekli’deki yeni binası 2017 yılında 605 yatak kapasitesiyle açıldığında “Bu hastane ne kadar süre yetecek?” diye sorduk. Çünkü Muğla’nın nüfusu yalnızca Menteşe’den ibaret değildi; Bodrum vardı. Fethiye vardı. Marmaris vardı. Milas vardı. Ortaca, Dalaman, Köyceğiz, Datça, Yatağan, Seydikemer vardı. Ve Muğlalı “suyun başına gitmeyi” severdi. Suyun başı ise artık Aydın veya İzmir değil, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ydi. Üstelik yaz nüfusu da vardı. İlçelerde çözülemeyen her vaka doğal olarak Menteşe’ye gelecekti. O günlerde söyledik:
“İlçelerin doktor ve cihaz eksiklerini gidermezseniz, bütün yükü MEAH’ın üzerine bırakırsanız bu hastane de bir gün yetmeyecek. Tek yataklı olmakla övündüğünüz odaları iki yataklıya çevireceksiniz.”
Çok sürmedi. Bugün geldiğimiz noktaya bakın; Hastane büyüdü. Yatak sayısı arttı. Yoğun bakım kapasitesi ve ameliyathaneler arttı. Hizmet çeşitliliği genişledi. Ama bunlar da yetmiyor. Çünkü hasta yükü de arttı.
Şimdi 700 yataklı Muğla Şehir Hastanesi, 500 yataklı Fethiye Devlet Hastanesi ve 200 yataklı Menteşe Devlet Hastanesi gibi büyük yatırımlar konuşuluyor. Bunların gerekli olup olmadığı elbette ayrıca değerlendirilir. Ancak asıl soruyu sormadan bu yatırımları tartışmak eksik olur: Biz bu noktaya gelmeden önce ilçelerin eksiklerini tamamlasaydık bugün tablo nasıl olurdu?
*
BİR HASTANEYİ BÜYÜTMEKLE SAĞLIK SİSTEMİNİ BÜYÜTMEK AYNI ŞEY DEĞİL
Muğla’nın sağlık sorununu yalnızca yatak sayısını artırarak çözmeye çalışmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Çünkü sağlık sistemi bir zincirdir.
Marmaris’te katarakt ameliyatı yoksa hasta başka yere gider. Bir ilçede yeterli uzman doktor yoksa hasta Menteşe’ye gelir. Gerekli cihaz yoksa sevk yapılır. Yoğun bakım yoksa hasta taşınır. İleri tetkik yapılamıyorsa hasta üçüncü basamağa gönderilir.
Bütün yollar sonunda aynı merkeze çıkarsa, o merkez ne kadar büyürse büyüsün bir süre sonra yeniden yoğunlaşma yaşanır. Bugün MEAH etrafındaki şikâyetlerin önemli bir bölümü de bundan kaynaklanıyor.
MEAH’ın asıl gücü yalnızca yatak sayısı değil, sahip olduğu özellikli hizmetlerdir; İleri kardiyoloji, kalp-damar cerrahisi, üçüncü basamak yoğun bakım, nöroloji, kompleks cerrahiler, özellikli tanı ve tedaviler, eğitim ve araştırma…
Bunlar MEAH’ın gerçek ağırlık merkezidir. Dolayısıyla ilçelerde rahatlıkla yapılabilecek hizmetlerin tamamının MEAH’a taşınması doğru değildir. Sistem şöyle kurulmalıdır: İlçe hastanesi yapabileceği işi yapmalı. Bölge hastanesi daha ileri vakayı çözmelidir. MEAH ise gerçekten üçüncü basamak hastaların merkezi olmalıdır. Hatta hedef, MEAH’ı güçlü bir ‘üniversite hastanesi’ niteliğine kavuşturmak olmalıdır.
Bu sistem kurulmadan en büyük hastaneyi bile büyütseniz, bir süre sonra yine aynı sorunla karşılaşırsınız…
*
MARMARİS BİZE BİR DERS VERİYOR. PEKİ BİZ NE YAPTIK?
Marmaris’te katarakt cerrahisinin başlaması bu nedenle önemli. Çünkü “Bir ameliyat ilçede yapılabiliyor.” dediğiniz anda aslında bir sevk zincirini değiştirmiş oluyorsunuz. Aynı mantığı bütün Muğla’ya uygulayalım. Marmaris’in eksiklerini tamamlayalım. Fethiye’nin kapasitesini güçlendirelim. Milas’ı güçlendirelim. Yatağan’ı yeniden açalım. Ortaca-Dalaman-Köyceğiz hattının ihtiyaçlarını birlikte planlayalım. Datça’nın coğrafi özelliklerini dikkate alalım. Seydikemer’i Fethiye ile güçlü bir sağlık koridoruna dönüştürelim. O zaman Menteşe’nin ve MEAH’ın üzerindeki baskı da azalacaktır.
Yatağan örneği bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Yatağan’da son dönemde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi; endoskopi, kolorektal cerrahi, yataklı servisler, diyaliz, palyatif bakım, acil servis ve uzman hekim takviyeleri gibi hizmetlerin güçlendirilmesi, Menteşe’ye gitmek zorunda kalan hastaların bir bölümünün kendi bölgesinde tedavi edilmesi anlamına geliyordu. Başka ilçelerden Yatağan’a katarakt ameliyatı olmaya gidenler bile vardı. Demek ki çözümün bir parçası zaten elimizde:
Hastayı merkeze taşımak yerine hizmeti hastaya götürmek. Ama biz Yatağan’ı kapatıp “yatak sayısını artırma” adına MEAH’a bağladık.
Yıllarca yeni hastane tartıştık. Yeni bina, yeni otopark, yeni yatak konuştuk. Ama “Mevcut hastanelerimizi nasıl daha güçlü hale getiririz?” sorusuna yeterince odaklanmadık.
Oysa bir ilçeye uzman doktor gönderildiğinde, bir ameliyathane aktif hale getirildiğinde, bir cihaz alındığında, bir yoğun bakım yatağı açıldığında veya bir cerrahi branş güçlendirildiğinde, bunların her biri aynı zamanda MEAH’taki yükü azaltan yatırımlardır. Üstelik bazıları sıfırdan dev bir hastane inşa etmekten çok daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle sonuç verebilir.
Geçmişte yaptığımız uyarı bugün hâlâ geçerli: Sağlık yatırımı yalnızca bugünü değil, önümüzdeki 15-20 yılı hesaplamak zorundadır. 605 yatakla açılan hastanenin zaman içinde daha büyük kapasiteye ihtiyaç duyacağını söylemiştik. İlçelerdeki doktor ve cihaz eksiklerinin giderilmesini istedik. Menteşe Devlet Hastanesi’nin sağlık sistemi içindeki yerinin yeniden değerlendirilmesini önerdik.
Bugün aynı sorular yeniden önümüzde.
*
MUĞLA SAĞLIK TURİZMİ İSTİYORSA…
Muğla’da zaman zaman yüksek yatak kapasiteleri üzerinden planlamalar yapılıyor. Ama mesele yalnızca “kaç yatak?” değildir. Asıl sorular şunlardır: Hangi ilçede kaç yatak? Hangi branşlar olacak? Kaç uzman doktor görev yapacak? Kaç ameliyathane bulunacak? Kaç yoğun bakım yatağı olacak? Hangi cihazlar bulunacak? Hangi hastayı hangi merkez tedavi edecek?
Bunlar belirlenmeden yalnızca toplam yatak sayısını konuşmak, sağlık planlamasının yarısını konuşmak olur.
Bir de işin turizm tarafı var. Muğla; Bodrum’u, Marmaris’i, Fethiye’si, Datça’sı, Dalyan’ı, Göcek’i, Ölüdeniz’i ve Akyaka’sıyla milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir coğrafya. Sağlık turizmi istiyorsak yalnızca il merkezini ve MEAH’ı değil, ilçeleri de güçlendirmeliyiz. Turistin sağlık problemi yaşadığında onu saatlerce başka bir ilçeye taşımak zorunda kalmadığımız bir sistem kurmalıyız. Bunun için güçlü ikinci basamak hastanelere ve mevcudun yanında bir “üniversite hastanesi” ne ihtiyacımız var…
Muğla’nın ihtiyacı yalnızca daha fazla beton değil.
Marmaris’te başlayan katarakt ameliyatları bize bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar başka merkezlere gönderilen hasta, bugün kendi ilçesinde ameliyat olabiliyor. Mesele tam da bu:
Her hastayı Menteşe’ye getirmek yerine, mümkün olan her hizmeti hastanın bulunduğu yere götürmek. Bunu yaparsak MEAH rahatlar. MEAH rahatladığında üçüncü basamak hizmet kalitesi güçlenir. İlçeler güçlendiğinde vatandaş daha az yol gider. Sağlık personelinin yükü daha dengeli dağılır.
Ve Muğla’nın sağlık sistemi gerçek anlamda büyür….
*
BİZ BUNU YILLAR ÖNCE SÖYLEDİK
Şimdi kimse yanlış anlamasın. Bu yazının amacı “Biz demiştik” demek değil. Ama geçmişte yapılan uyarıların bugün neden yeniden gündeme geldiğini de sormak zorundayız. 605 yataklı hastane açılırken uyardık. İlçelerdeki eksikler giderilmezse yükün Menteşe’de birikeceğini söyledik. Menteşe Devlet Hastanesi’nin sağlık sistemi içindeki yerinin yeniden düşünülmesi gerektiğini söyledik. Doktor ve cihaz eksiklerinin kapatılması gerektiğini söyledik.
Bugün gelinen noktada aynı sorular yeniden önümüzde. O halde geçmişi tartışmak yerine geleceği doğru planlayalım. 700 yataklı şehir hastanesi (Bunun yerine Üniversite Hastanesi olabilir) … 500 yataklı Fethiye Devlet Hastanesi… 200 yataklı Menteşe Devlet Hastanesi… Güçlendirilen ilçe hastaneleri… Ve üçüncü basamakta güçlü bir Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi…
Bunları birbirinden bağımsız yatırımlar olarak değil, tek bir Muğla sağlık sistemi olarak planlarsak sonuç farklı olacaktır. Ve belki de yıllar sonra ilk kez şu cümleyi kurabiliriz:
Muğla’da hastane sayısını değil, sağlık hizmetinin aklını büyüttük…
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: İkna edici olmak için inandırıcı olmalıyız. İnandırıcı olmak için muteber olmalıyız. Muteber olmak için doğrudan şaşmamalıyız. --Edward R. Murrow