Bazı hikâyeler vardır; üzerinden yıllar geçse de eskimez. Bazı insanlar vardır; onları tanımamış olsanız bile bir şehrin hafızasında yerleri vardır. İsmet Çatak da onlardan biri.
21 Şubat 1968…
Muğla'nın sokakları öğle tatili nedeniyle insanlarla doluydu. O sırada eğitim uçuşu yapan genç Hava Pilot Teğmen İsmet Çatak'ın kullandığı T-33 tipi uçak arızalandı. Uçak irtifa kaybediyordu.
Çatak'ın önünde iki seçenek vardı: Kendisini kurtarmak için paraşütle atlamak… Ya da uçağı şehirden uzaklaştırmaya çalışmak. O, ikinci yolu seçti.
Ben çocuktum, uçağın düştüğü yere koşanlardandım. Anlatılanlara göre komutanına, uçağı terk etmesi halinde şehrin üzerine düşebileceğini ve insanların ölebileceğini söyleyerek son ana kadar uçağın kontrolünü elinde tuttu. Ve şehre değil, yerleşim alanından uzak bir bölgeye yöneldi. O bölge bugün askeri alan olan açık hava orman deposuydu.
Kendisini kurtarabilecek bir seçeneği varken başkalarının hayatını tercih etti. Şehit oldu. Muğla kurtuldu…
*
Şimdi soruyorum:
Bir genç subay, 21 yaşında hayatını bu şehir için feda edebiliyor da Muğla, 59. yılı dolarken Onun için bir anıt yapamıyor mu? Utanması gereken kim?
İsmet Çatak Muğlalı değildi. Tokat/Turhal'da doğmuştu.
Ama bazı insanlar doğdukları yere değil, hayatlarını verdikleri yere ait olurlar.
İsmet Çatak'ın adı bugün Muğla'da bir caddede yaşıyor.
Peki o caddeyi kullanan kaç kişi, “İsmet Çatak kimdi?” sorusunun cevabını biliyor?
Mesela MBB’deki asker kökenliler biliyorlar mıdır?
Kaç kişi o ismin arkasında 21 Şubat 1968 günü yaşanan büyük fedakârlığın bulunduğunu biliyor?
İsmet Çatak Caddesi'nin başına ya da sonuna konulacak birkaç satırlık bir bilgilendirme levhası bile bu hikâyeyi binlerce insana anlatabilir. Ama asıl mesele bundan da büyük.
Bu şehrin, şehit pilotunun anısını yaşatacak bir anıtı hâlâ yok.
Dile kolay… 59 yıl!
Üstelik verilen bir söz de varmış…
Geçtiğimiz yıl Hamle Gazetesi'nde çıkan haberde, o günün tanıklarından Sergül Dik'in önemli bir çağrısı yer aldı. Dik, yerel seçimlerin ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'tan İsmet Çatak'ın anısına bir anıt yapılacağı yönünde söz aldığını belirtiyor ve verilen sözün tutulmasını beklediğini söylüyordu. Ben bu sözün verildiğini o haberden öğrendim. Eğer gerçekten böyle bir söz verildiyse mesele artık yalnızca “anıt yapılsın mı, yapılmasın mı?” meselesi değildir.
Mesele verilen sözün yerine getirilip getirilmemesidir.
Üstelik konu siyasi bir talep de değil. Bir partinin, bir grubun, bir belediye yönetiminin propagandası hiç değil. Bu, doğrudan doğruya vefa meselesidir…
*
İsmet Çatak'ın kardeşi Muğla'ya geldi…
Geçtiğimiz hafta sonu İsmet Çatak'ın emekli edebiyat öğretmeni kardeşi Orhan Çatak Muğla'ya geldi. Neden mi?
Ağabeyinin uçağının düştüğü yerde veya uygun görülen başka bir noktada bir anıt yapılıp yapılmadığını öğrenmek için…
Düşünebiliyor musunuz? Aradan 58 yıl geçmiş. Şehidin kardeşi kalkıp Tokat’tan Muğla'ya geliyor ve soruyor:
“Kardeşim için burada bir anıt yapıldı mı?”
Cevabımız:
“Hayır.”
Ben bu cevabı verirken utandım.
Bir Muğlalı olarak utandım.
Çünkü bir genç subay, kendi canını feda ederek bu şehrin insanlarını korumuş. Biz ise 59 yıl boyunca onun hatırasına doğru dürüst bir anıt bile yapamamışız.
Uçağın düştüğü alanın yanından Düğerek Yolu geçiyor. Orada yapılacak mütevazı ama anlamlı bir anıt, yıllardır eksik kalan bu vefa borcunun yerine getirilmesi için yeterli olabilir. Öyle milyonlarca liralık gösterişli bir yapıdan da söz etmiyorum.
Bir anıt…
Bir kitabe…
Ve o gün ne yaptığının gelecek kuşaklara anlatılması… Bunun için Muğla'nın bütçesinde para yoksa, Muğlalı toplar… Ben buna inanıyorum.
Çünkü mesele para değil. Mesele istemek. Mesele hatırlamak. Mesele vefa göstermek…
*
Gelin Şubat 2027'ye yetiştirelim…
Önümüzdeki 21 Şubat 2027, İsmet Çatak'ın şehit oluşunun 59. yılı.
Bence artık daha fazla beklemeyelim. Anıtı Şubat 2027'ye yetiştirelim. İsmet Çatak'ın kardeşi Orhan Çatak öğretmeni de davet edelim. O gün, kardeşinin hayatını kaybettiği topraklarda birlikte olalım. Bir anıtın önünde saygıyla duralım. Ve kendisine şunu söyleyelim:
“Geç kaldık ama unutmadık.”
Çünkü Orhan Öğretmen'in Muğla'ya gelip kardeşinin izini aramasını daha fazla bekletmeye hakkımız yok.
Üstelik İsmet Çatak Caddesi'nin adını yaşatmak yetmez.
Hikâyesini de yaşatmak gerekir.
Caddenin uygun bir noktasına, hatta başına ve sonuna konulacak bilgilendirme panolarıyla insanlara anlatılsın:
“Bu cadde, 21 Şubat 1968 tarihinde Muğla üzerinde arızalanan uçağını yerleşim alanlarından uzaklaştırmaya çalışırken şehit olan Hava Pilot Teğmen İsmet Çatak'ın adını taşımaktadır.”
Çocuklar okusun. Gençler okusun. Şehre gelenler okusun. İsmet Çatak'ın kim olduğunu bilsinler.
Çünkü ismini vermek kolaydır; hikâyesini yaşatmak vefadır…
*
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın da asker kökenli olduğunu biliyoruz.
Dolayısıyla bir pilot subayın görev sırasında verdiği kararın, taşıdığı sorumluluğun ve yaptığı fedakârlığın ne anlama geldiğini herkesten daha iyi değerlendirebileceğini düşünüyorum.
Üstelik kendisine bu konuda bir söz hatırlatılıyor. O halde artık şu sorunun cevabını Muğlalılar hak ediyor:
İsmet Çatak Anıtı ne zaman yapılacak?
59. ölüm yıldönümüne yetişecek mi? Yetişecekse nerede? Nasıl bir anıt olacak? Şehidin kardeşi Orhan Çatak davet edilecek mi? İsmet Çatak Caddesi'ne Onun hikâyesini anlatan levhalar konulacak mı?
Bunlar zor sorular değil. Cevapları da açık olmalı.
Çünkü burada istenen bir siyasi ayrıcalık değil.
Bir makamın önünde eğilip bükülmek de değil.
Bir şehidin hakkının teslim edilmesi…
Şehit teğmenimizin ruhu şad olsun…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Milletlerin ihtiyacı, mevcut bir kötülüğün örtbas edilmesi ve ortalığın uyuşturulması değil; açığa vurulması, teşhis ve tedavi edilmesidir. --Ahmet Emin YALMAN