DÜN LİSTE BAŞI, BUGÜN SORUŞTURMA GÜNDEMİNDE
Siyasette hesap yapmak kolaydır; Kulis kurulur. İsimler konuşulur.
“Liste başı olur.” … “Bakanlık görmüş isim, Muğla’dan kesin girer.” … “Ankara’da güçlü.” … “Genel Başkan Yardımcısı.” … “Baba ocağı Seydikemer.” …
Sonra bir gece bütün hesaplar değişir. İşte siyaset biraz da budur. Dün “kesin aday” diye konuşulan isim, bugün kendi siyasi geleceğini değil, hakkında ortaya atılan milyarlarca liralık finansal işlem iddialarını açıklamak zorunda kalır. Fatma Betül Sayan Kaya'nın yaşadığı son gelişme, yalnızca Ankara'daki AK Parti kulislerini değil, Muğla'daki siyasi hesapları da yakından ilgilendiriyor.
Çünkü uzun süredir Muğla'da adı milletvekilliği ve olası liste başı adaylığıyla anılan bir siyasi aktörden söz ediyoruz. Ama şimdi tablo değişti.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin ortaya attığı iddialar sıradan bir siyasi polemik değil. Emre, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın “Özata Denizcilik hisselerinde” çok yüksek tutarlı işlemler yaptığını ileri sürdü. İddiaya göre Kaya yaklaşık 63,4 milyon liralık yatırım karşılığında 1 milyar 344 milyon lira para çekti. Eşi için ileri sürülen rakam ise yaklaşık 99,7 milyon liralık yatırım ve 826 milyon liralık çekim. Toplamda yaklaşık 163 milyon liralık yatırım karşılığında 2,17 milyar liralık çekim yapıldığı iddia ediliyor.
Altını özellikle çizelim: Bunlar şu aşamada iddiadır. Suçun varlığına karar verecek olan köşe yazarı değil, bağımsız soruşturma ve yargı makamlarıdır. Ama gazetecinin ve vatandaşın da sormaya hakkı vardır:
Bu para nasıl kazanıldı? İşlemler hangi bilgiyle ve hangi gerekçeyle yapıldı? Zamanlama neden böyleydi? Bu işlemlerde kamu göreviyle bağlantılı herhangi bir bilgi veya avantaj kullanıldı mı?
Ve en önemlisi: Bütün bu soruların cevabı neden baştan açık ve belgeli biçimde ortaya konulmadı?
*
DİKKATİ ÇEKEN İSTİFA DEĞİL, İSTİFAYA GÖTÜREN SÜREÇ
Fatma Betül Sayan Kaya, ortaya atılan iddiaların ardından AK Parti'deki görevlerinden ayrılmak istediğini açıkladı. Kaya, soruşturmanın bağımsız ve sağlıklı yürütülmesi için siyasi sorumluluk aldığını belirtti. Bu siyasi açıdan önemli bir gelişmedir.
Fakat istifa, iddiaların doğruluğunu veya yanlışlığını tek başına kanıtlamaz. Şimdi asıl yapılması gereken, işlemlerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır. Nitekim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Kaya ve eşi hakkında malvarlığı tedbiri talep ettiği, SPK incelemesinin de genişlediği haberleştirildi.
Yani mesele artık yalnızca Twitter'da yapılan açıklamalardan ibaret değildir. Dosya, siyasetin dışına çıkıp hukuk ve finansal denetim alanına girmiştir. İşte tam burada Muğla'nın da kulağını dikmesi gerekiyor. Çünkü Muğla'da başka bir hesap vardı. Fatma Betül Sayan Kaya'nın son yıllarda Muğla'da, özellikle baba ocağı Seydikemer'de daha görünür bir siyasi çalışma yürüttüğü konuşuluyordu. Muğla'dan milletvekili adayı gösterileceği, hatta liste başında yer alabileceği yönündeki siyasi kulisler de bunun üzerine kuruluyordu.
Şimdi AK Parti'nin Muğla'daki adaylık hesabı açısından yeni bir denklem ortaya çıkmış durumda. Dün “Ankara'dan güçlü isim geliyor” diye hesap yapanlar bugün “Bu gelişmelerden sonra aynı siyasi plan devam eder mi?” sorusuna cevap aramak zorundalar. Bunun cevabını biz veremeyiz. Çünkü adaylık kararı parti yönetiminindir. Seçmenin kararı ise sandıkta ortaya çıkar. Ama bir gerçek var:
Siyasette hiçbir koltuk garanti değildir. Bugün liste başı konuşulan isim, FATMA BETTÜL SAYAN KAYA, yarın listenin dışında kalabilir.
Bugün Ankara'nın gözdesi olan isim, yarın siyasi sorumluluk nedeniyle görevlerinden ayrılabilir. Ve bugün güçlü görünen siyasi denklem, tek bir gecede değişebilir…
*
AK PARTİ’NİN MUĞLA’DAKİ ADAYLARINA GÜN DOĞDU MU?
Şimdi gelelim işin en sıcak tarafına.
Muğla'da AK Parti içerisinde milletvekilliği hesabı yapan çok sayıda isim varsa, bu gelişmenin siyasi sonuçlarını elbette herkes kendi açısından değerlendirecektir. Kimileri için bu gelişme bir fırsat olabilir. Kimileri için ise yalnızca yeni bir belirsizlik anlamına gelebilir. Milletvekili hesabı yapanlar, içten içe avuçlarını ovuşturmaya başlayanlar bıyık altından gülmeye başlamışlardır.
İlk iki sıraya oynayanlar mesela Milletvekili Kadem Mete, 27. Dönem Milletvekili Yelda Erol Gökcan, AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı TGA Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi, DEİK Türkiye- Hollanda İş Konseyi Başkan Vekili İş İnsanı Ercan Torunoğulları, Seydikemer Belediye Başkanı Bayram Önder Akdeniz, İl Başkanı Cengizhan Güngör ve daha birçok isim için heyecan dorukta sanırım. Ama burada bir uyarı yapmak gerekiyor:
Bir siyasetçinin yaşadığı kriz üzerinden başka bir siyasetçinin otomatik olarak yükseldiğini düşünmek, siyasetin matematiğini fazla basitleştirmektir.
Çünkü Muğla seçmeni yalnızca Ankara'dan gönderilecek isme bakmaz. Yerel karşılığına bakar. Geçmişine bakar. Sahadaki çalışmasına bakar. Kendisini ne kadar tanıdığına bakar.
Ve en önemlisi, hesap sorulabilir bir siyaset anlayışı isteyip istemediğine bakar.
Dolayısıyla Sayan Kaya'nın yaşadığı siyasi kriz, AK Parti'deki diğer adaylara otomatik bir milletvekilliği bileti değildir. Ama kesinlikle yeni bir siyasi alan açmıştır…
*
BİR AY ÖNCE BAŞKALARINA HESAP SORULUYORDU!
İşin en acı tarafı ise siyasetin genel hastalığı… Siyasetçiler birbirlerini yolsuzlukla, israfla, usulsüzlükle, liyakatsizlikle suçlamaya bayılıyor. Fatma Betül Sayan Kaya da daha geçenlerde muhalefete sert eleştirilerde bulunuyordu.
Herkes karşı tarafın kapısının önünü süpürüyor. Fakat sıra kendi kapısına geldiğinde cümleler değişiyor. Oysa siyasetin en basit kuralı şu olmalı:
Başkasından istediğin şeffaflığı kendin de göstereceksin. Başkasından istediğin hesabı kendin de vereceksin. Başkasının mal varlığını sorguluyorsan kendi mal varlığının sorgulanmasına da tahammül edeceksin.
Başkasına “istifa et” diyorsan, kendi hakkında ciddi iddialar ortaya atıldığında siyasi sorumluluğu tartışmaktan kaçmayacaksın. Bu yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya için değil. Bütün siyasetçiler için geçerli bir kuraldır… Üstelik bu tartışmayı yalnızca muhalefet yürütmedi. Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar, iddiaların doğru olması halinde istifa edilmesi gerektiğini, yanlış olması halinde ise iddiaların yalanlanarak hukuki yollara başvurulması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşım aslında olması gereken demokratik refleksi tarif ediyor: Ya belgeyle cevap verirsin ya da iddianın araştırılmasına izin verirsin.
Nitekim AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de istifanın ardından yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları konusunda tavizsiz hareket edileceğini ve iddiaların araştırılacağını söyledi.
Öyleyse şimdi söz gerçekten kurumlarda…
*
MUĞLA’NIN SORUSU BASİT
Muğlalının, Seydikemerlinin, Fethiyelinin sorusu aslında çok basit: Bu iddialar doğru mu, değil mi?
Doğruysa gereği yapılmalı. Yanlışsa bunu gösterecek belgeler ortaya konulmalı. Hiç kimse yalnızca siyasi kimliği nedeniyle suçlu ilan edilmemeli. Ama hiç kimse siyasi kimliği nedeniyle soruşturulamaz da olmamalı. Çünkü hukuk kişiye göre değişirse hukuk olmaktan çıkar.
Ve son söz...
Muğla'da bugün bazı siyasetçiler için hesap makinesi yeniden çalışıyor olabilir. Kimisi “liste başı kim olacak?” diye hesap yapıyordur. Kimisi “Sayan Kaya'nın boşluğu kime yarar?” diye düşünüyordur. Kimisi de “Ankara bu tablo karşısında Muğla için nasıl bir tercih yapacak?” diye kulis yapıyordur.
Yapsınlar. Siyaset zaten budur. Ama bu ülkenin artık başka bir hesabı daha var:
Şeffaflık hesabı. Kim ne kadar kazandı? Paranın kaynağı neydi? İşlem nasıl yapıldı? Bilgiye kim sahipti? Kamu göreviyle özel çıkar arasında bir bağ oluştu mu? Ve bütün bunların sonunda hukuk ne diyecek?
İşte gerçek hesap budur. Çünkü millet artık yalnızca kimin liste başı olacağını değil, kimin hesabını verebildiğini de görmek istiyor. Ve siyasetçilere hatırlatmak gerekiyor:
Siyasette koltuk geçicidir. İddialar geçicidir. Kulisler geçicidir. Ama kamu vicdanında oluşan soru işaretleri, cevap verilmediği sürece kalıcıdır.
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Gazeteci mikrofonu uzatır, ancak kimseyi konuşmaya zorlayamaz. Her mikrofon gördüğünde çenesi boşalan politikacılar söylediklerinin hesabını verirler. Kimse gazeteciye ‘neden mikrofon uzattın, soru sordun?’ diyemez… --Mehmet Ali Birand