Yaz aylarında milyonlarca turisti ağırlayan, plajları ve koylarıyla dünya çapında ün kazanan bir şehir düşünün. Sokaklarında dolaşırken şort ve tişörtün yetmediği, sıcağın asfaltı erittiği anlar hafızalara kazınmıştır. Çoğu insan için burası sadece bir tatil cennetidir. Ne var ki madalyonun diğer yüzü hiç de öyle değil. Kıyıdan biraz içeriye ve dağların zirvesine doğru tırmandığınızda, o tanıdık Bodrum veya Marmaris havası aniden kayboluyor; yerini adeta doğu illerini aratmayan bembeyaz ve buz gibi bir iklime bırakıyor.
Tatil cennetinin bilinmeyen yüzü
Muğla denilince akla kar gelmez ama Kavaklıdere ilçesi bu kuralı tamamen yıkıyor. Şehrin iç ve yüksek kesiminde yer alan Kavaklıdere, kış mevsiminde Muğla'nın açık ara en soğuk ve en çetin yeri olarak kayıtlara geçiyor. Aşağıda, Fethiye'de insanlar sahil kafelerinde kahvelerini yudumlarken, Kavaklıdere sakinleri kalın kabanlarına sarılarak tipiyle boğuşuyor. Bu zıtlık, şehrin coğrafi zenginliğinin ne kadar şaşırtıcı boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor.
Mermer ocaklarında dondurucu vardiya
İlçenin en büyük gelir kapısı olan mermer ocaklarında kışın çalışmak kelimenin tam anlamıyla çelik gibi bir irade gerektiriyor. O devasa taş bloklarının arasında yankılanan makine seslerine, keskin ve dondurucu rüzgarın uğultusu karışıyor. Sabah gün aydınlanmadan mesaiye başlayan işçiler, buz tutmuş mermerlere çıplak elleriyle dokunmak zorunda kaldıklarında soğuğun acısını ta yüreklerinde hissediyorlar. Bu ekmek kavgası, Kavaklıdere'nin sert ikliminde bambaşka bir saygı uyandırıyor.
Buz tutan sokakların sessizliği
Kar yağışının ardından ilçe sokaklarında derin bir yalnızlık başlar. Çatı saçaklarından sarkan devasa buz sarkıtları, soğuğun ne denli şiddetli olduğunun en büyük kanıtıdır. Sabahları okula giden küçük öğrencilerin, kaymamak için birbirlerinin ellerine sıkı sıkıya tutunarak yürüdükleri o anlar iç burkar. Kepenklerini açan esnafın ilk işi, kapısının önünde birikip sertleşen o buz kütlelerini kırmak olur.
Soba başı sohbetlerinin sıcaklığı
Dışarısı adeta buz kesmişken evlerin içinde bambaşka bir dünya kurulur. Kavaklıdere evlerinde kışın kalbi o gürül gürül yanan sobanın etrafında atar. Kestanelerin çizilip atıldığı, çayların peş peşe doldurulduğu o odalar, dışarıdaki amansız soğuğa karşı en büyük sığınaktır. Muğla'nın bu saklı zirvesinde kış, sadece dondurucu bir mevsim değil; aynı zamanda aileyi, komşuyu ve insanı birbirine kenetleyen güçlü bir doğa olayıdır.
Kaynak: Haber Merkezi