Vatanımızın bağrında,

‘NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’

‘TÜRK, ÖĞÜN,ÇALIŞ,GÜVEN’

VE ‘HER ŞEY VATAN İÇİN’ yazan,

Milli birliği ve vatan bilincini hatırlatmak için yazılan yazılardan,

Rahatsız olanlar varmış.

Hayırdır?

Çok ırkçıymış.

Çok kafatasçıymış.

Anlaşılan yediği çanağa yapanlar var.

‘Ne Mutlu Türküm’ yazısından,

Neden rahatsız olunur ki?

Türkiye bugün yalnızca ekonomisini,

Hukukunu,

Siyasetini tartışmıyor.

Çok temel bir meseleyi tartışıyor.

Bizleri bir arada tutan,

Bizleri bir arada güçlü kılan,

Kardeşliği konuşuyor.

Neymiş efendim,

‘Ne Mutlu Türküm,

‘Her Şey Vatan İçin’demek suçmuş.

Irçılıkmış.

Ne zaman suç oldu vatanını sevmek ?

Dağlara zirvelere yazılmış ifadeler,

Milli şuuru anlatan sözlerdir.

Bizler bir ve birlikte değil miyiz?

Sanki Anadolu’dan,

Mustafa Kemal Atatürk’ü,

Fatih Sultan Mehmet’i kazıyıp atmak istiyorlar.

Anadolu’nun Fatihi ikisi de.

Bu vatanın kurucuları.

Bu öfke,

Bu kin nedir?

Bilmiyorsanız hatırlatayım!

Anadolu ezelden beri Yörük yurdudur.

Yapılanlar,

Bizi bir arada tutan milli birliğe ağır bir saldırı değil midir?

Bir yerinize mi batıyor ayol?

Batıyorsa gidebilirsiniz.

Fransa bekliyor dört gözle,

Bağımsız bir kanton kuracaktır.

Unutmadık François Mitterrand ve eşinin,

Anadolu üstüne oynadıkları oyunları.

Oyunun içinde oyun.

Anadolu çok renkli mozaik,

Ahenk içindeki yaşamı,

Birilerine batıyor.

Birliği bozmak,

Zayıflatmak istiyorlar

Etnik köken oyunu onların oyuncakları olmuş.

Peki hangi cesaretle?

Oyunun piyonları da azıtmış durumda.

Şehirlerin içindeki tabelaları söküyorlar.

‘Her Şey Vatan İçin’demek,

Suçların en büyüğü oldu.

Anladığımız kadar oyun büyük.

Oyundaki piyonları da satılmışlar.

Peki mesele gerçekten,

Birkaç kelimenin duvarlardan,

Kayalardan,

Veya dağlardan silinmesi mi?

Mesele büyük.

Mesele karmaşık.

Mesele toprak bütünlüğümüz.

Mesele topraklarımızda yeni devlet kurulma istediği,

Mesele vatanımızın geleceği,

Mesele İlelebet payidar olmamız.

Mesele onların karın ağrıları.

‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözü,

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933’de

Söylediği bir sözdür.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin,

Yurttaşlık bilinci içindeki önemine vurgu yapar.

Nitekim TBMM tutanakların da,

Kapsayıcı yurttaşlık anlayışı olarak yorumlandığı aşikardır.

Çözüm ortak sembolleri,

Çözüm yurttaşlık bilincini kökünden kazımak mıdır?

Ülkemizin doğusunda;

Türk vardır,

Kürt vardır,

Zaza vardır,

Arap vardır,

Süryani vardır,

Farklı aile hikayeleri,

Farklı kültürler,

Ve farklı kimlikler vardır.

Fakat bütün bu farklılıkların üzerinde,

Ortak bir vatandaşlık bağıda vardır.

Bu TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞIDIR.

Bir insanın Laz,Çerkes,Arap,Boşnak,

Veya başka bir kökenden gelmesi,

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına engel mi?

İtirazım,

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını,

Birbirinden ayıracak kimlik siyasetinedir.

Hepimizin Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak kimliği içinde,

Birlik ve beraberlik içinde varız.

Birbirimize ‘Sen nesin’ diye sormaktan vazgeçip,

Bu güzel vatanın ortak geleceğinde varmısın diye sormalıyız.

Çünkü ülkemizin ihtiyacı,

Yeni duvarlar örmek yerine,

Yeni köprüler kurmaktır.

Ancak köprüler kurmak,

Ülkenin tarihini ve kurucu değerlerini silmek değildir.

Bu topraklardan Mustafa Kemal’i silebilir misiniz ?

Bu düşmanlık nedir ?

Bu ülkenin doğusundaki de,

Batısındaki de ülkenin vatandaşı,

Ve eşit yurttaştır.

Aynı bayrağın altında yaşar.

Aynı Anayasanın yurttaşıdır.

Aynı ülkenin geleceğinden sorumludur.

’Ne mutlu Türküm Diyene’sözünü tartışırken,

Öncelikle tarihsel ve anayasal anlamını konuşalım.

Farklılıklar bizi zenginleştirir.

Vatanımız olmadan farklılıkların anlamı yoktur.

Ve unutmayalım

Ortak değerlere saldırılar,

Kutuplaşmalara ve toplumsal bölünmelere neden olur.

Lütfen etnik siyaseti,

Etnik bölünmeyi bırakalım.

Önce vatanımız diyerek,

Birlik ve beraberliğimizi güçlendirelim.

Son Uyarıdır.

Fazla bölücü hayal kurmayın,

Hayallerinize limon sıkarız.