Hürriyet Gazetesi yazarlarından Gazeteci Yazar Fatih Çekirge 27 Nisan 2025 tarihli “Yaz gelirken cennet koylara iki müjde” başlıklı yazısında Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile Fethiye’de yaptıkları sohbeti paylaşmıştı. Ben de o yazıyı 29 Nisan 2025 tarihli yazımda “Fatih Çekirge’den ‘müjde’ gibi iki haber...” başlığı ile ele almıştım.

O yazımda Fatih Çekirge’den alıntılayarak Aydın Hoca’nın Fethiye’de partisinin İlçe Başkanı Kadir Sarıhan ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Torunoğulları ile istişareden sonra Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a Fethiye Körfezi’nin önde gelen kirlilik kaynaklarından Çekek Yeri’nin Karaot Bölgesi’ne taşınması için ricada bulunduğunu ve Bakan Kurum’un oluru ile çalışmalara başlandığını paylaşmıştım.

Fatih Çekirge’nin ‘müjde’ gibi iki haberinden biri buydu...

+

Ayaydın Hoca birkaç gün önce de bizzat makamına giderek, gösterdiği ilgi için Muğlalılar adına Bakan Kurum’a teşekkürde bulunmuştu. Bu ziyaretle ilgili bir de sosyal medya hesabından teşekkür paylaşımında bulunan Aydın Hoca geçtiğimiz Cuma günü de Çevre Şehir ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ömer Bolat’ı ziyaret etti. İl Müdürlüğünün resmi sosyal medya hesabından aynı gün şu paylaşım yapıldı:

Prof. Dr. Aydın Ayaydın, İl Müdürümüz Ömer Bolat’ı ziyaret etti.

Ziyaret sırasında, Fethiye Körfezi’nin kirlenmesine neden olan çekek yerinin körfezden çıkarılarak Karaot Bölgesine taşınması ve ilimiz çevre projeleri konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.

Paylaşımın ardından görüştüğümüz Ayaydın Hoca, “Fethiye Körfezi’nin kirliliğini, Çekek yerinin  taşınmasını ve Muğla Adlşye Sarayı ek binası için yer tahsisini konuştuk. Verimli bir görüşme oldu.” dedi...

+

Bu arada Fatih Çekirge’nin “Yaz gelirken cennet koylara iki müjde” başlıklı yazısının devamı da ertesi günü (28 Nisan) “İşte yeni Göcek rejimi... Hangi koylara ne kadar tekne girecek?” başlığı ile çıktı.

Araya başka konular girdi paylaşamadık, bugün paylaşalım.

Yazısına “Dünyanın neresine giderseniz gidin... Türkiye’nin bir tanıtım afişini görseniz...” diye başlayan Fatih Çekirge şöyle devam etmiş:

1. İçinde mutlaka Göcek Körfezi’nden bir cennet köşesi bulursunuz. Bütün Akdeniz’e bakın... Ege’den sonra ne koy ne de böylesine bir körfez bulursunuz. Düz bir sahil hattıdır İtalya sonrası. Bu yüzden Ege yalnızca bir deniz değildir. Kıyılardan lacivert sulara inen çam ağaçlarıyla, tarihiyle, dantel gibi koylarıyla denizden de ötedir. Gökova, Hisarönü, Bozburun, Marmaris, Fethiye körfezleri...

Dün Fethiye Körfezi’ni yazdım. Şimdi sıra Göcek’te.

Göcek Körfezi mücevher dükkanının en değerli taşıdır. Ama yıllardır öyle hor kullandık ki. Devasa yatlar, o ağır demirlerini deniz çayırlarına bıraktı. Ahtapot yuvalarını, balık yumurtalarını, deniz çayırlarını söküp aldı. Her yıl binlerce teknenin demiri, deniz dibi yaşamını yok etti.

Ne balık kaldı, ne de o eşsiz denizler. Bir tekne bir koya demiri attı mı oradan ayrılmaz. Yaz ortasında koylarda tekneler köşe kapmaca oynar.

Yıllarca çözülemedi bu mesele. ‘Cennet koylar elden gidiyor...’ diye ne yazılar yazdık, ne çevre konferansları düzenlendi. Çevreciler ayaklandı. Bir iç deniz olan Göcek kirlilikten kurtulamadı. Ve nihayet... Evet arkadaşlar, çevreciler, doğaseverler nihayet bir değişiklik geliyor.

Bir yeni rejim. Eğer iyi uygulanırsa, kurallara uyulursa önce Göcek, sonra bütün kıyılarımızın kurtuluşu olacak. Deniz çayırlarımızı yeniden kazanacağız. Deniz çöllerinin sonu gelecek. Çok iyimser olduğumu düşünebilirsiniz. Evet iyimser olmak istiyorum. Pozitif olmak istiyorum. İyi düşünmek istiyorum.

+

Yazısında “Önceki gün (26 Nisan Cumartesi) Çevre Bakanlığı’nın yeni “Göcek Rejimi” projesinin detaylarına ulaştım. Sırasıyla aktarıyorum.” diyen Hürriyet yazarı Fatih Çekirge'nin aktardığına göre, Göcek Körfezi ve çevresindeki hassas ekosistemin korunması amacıyla hayata geçirilen Mapa ve Şamandıra Sistemi Projesi deniz trafiğini düzenlemeyi, kıyı ve deniz habitatlarını korumayı, denizcilik faaliyetlerini sürdürülebilir bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor.

20 koyda uygulanacağı söylenen projenin ayrıntılarını Çekirge, şöyle aktarmış:

Amaç: 'Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Göcek Körfezi ve çevresindeki hassas ekosistemin korunması amacıyla hayata geçirilen Mapa ve Şamandıra Sistemi Projesi deniz trafiğini düzenlemeyi, kıyı ve deniz habitatlarını korumayı, denizcilik faaliyetlerini sürdürülebilir bir çerçeveye oturtmayı hedeflemektedir. Bakanlığımız bu proje ile aynı zamanda denizlerde oksijen-besin kaynağı ve en büyük karbon yutak alanlarından olan ve ülkemizin de taraf olduğu Bern ve Barselona gibi birçok uluslararası anlaşma ile koruma altına alınmış denizlerin ormanları olarak tanımlanan nesli kritik derecede tehlike altında bulunan deniz çayırlarının zarar görmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.'

Proje Göcek içindeki 20 koyda uygulanacak.

İnceburun, Osmanağa Koyu, Günlük-Atbükü, Boynuzbükü, Kille-Büyükova Koyu, Bedri Rahmi Koyu, Sıralı Bük Koyu, Sarsala Koyu, Hamam Koyu, Binlik Koyu, Martı Koyu , Merdivenli Koyu, Göbün Koyu, Domuz Adası, Tersane Adası, Zeytin Adası, Yassıca Ada, Göcek Adası, Göcek Doğu ve, Göcek Merkez'e mapa ve şamandıralar konulacak.

Belirlenen koylara tonoz, şamandıra ve mapa sistemi getirilecek. Tekneler demir atmak yerine bu şamandıra/tonozlara bağlanacaklar, karada ise halatlarını yalnızca belirlenmiş mapalara bağlayabilecekler. Ağaçlara, kayalara bağlanılamayacak. Buna göre; 918 adet mapa, 857 adet tonoz, 891 adet şamandıra, 2 adet yüzer ponton (platform), 22 adet servis pontonu ile toplam 864 adet tekneye hizmet verilecek.

Yaklaşık 1.5 yıldır süren deniz dibi ve deniz üstü araştırmaları sonucunda oluşan proje, bu temmuz ayında uygulamaya başlayacak. Birçok koyda deniz çayırları ölçümleri yapılmış ve buna göre tonoz yerleri belirlenmiş.

+

Bunlar önemli gelişmeler. Rahmetli Sadun Boro’nun Fatih Çekirge’ye vasiyeti umarım yerine gelir...

Yazıyı okurken, akla “Bu tonoz/şamandıra ve mapa sistemini kim yürütecek. İhaleye mi verilecek? Fiyatları ne kadar olacak?” sorusu geliyor. İşte bu önemli sorunun yanıtı:

Belirlenen koylara tonoz, şamandıra ve mapa sistemi getirilecek. Tekneler demir atmak yerine bu şamandıra/tonozlara bağlanacaklar, karada ise halatlarını yalnızca belirlenmiş mapalara bağlayabilecekler. Ağaçlara, kayalara bağlanılamayacak. Buna göre; 918 adet mapa, 857 adet tonoz, 891 adet şamandıra, 2 adet yüzer ponton (platform), 22 adet servis pontonu ile toplam 864 adet tekneye hizmet verilecek.

Hazırlanan yeni rejimde bu bölüm aynen şöyle yer alıyor: ‘Proje sermayesi tamamen Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kuruluşu Türkiye Çevre Ajansı tarafından karşılanmaktadır ve işletmesi de aynı kurum tarafından yapılacaktır.’ O nedenle projenin işletme sürecinde herhangi bir özel ya da tüzel kişiye toplu kiralama yapmak ya da işletim hakkı vermek söz konusu olmayacaktır. Yerel unsurların hassasiyetleri de dikkate alınarak makul bir ücretlendirilme sistemi kurulacaktır. Buradan elde edilecek gelir ise yine bu proje kapsamındaki hizmetlere aktarılacaktır. Bu sayede, bölgedeki çevre projeleri ve altyapı yatırımları desteklenebilecektir. Proje, sadece büyük yat sahiplerine yönelik olmayıp, yerel halkın tekneleri için de bağlama noktaları ayrılarak herkesin kıyılardan adil bir şekilde faydalanmasını sağlamaktadır. Proje ile birlikte, şamandıraların bakımı, denetimi ve atık alım hizmetleri gibi konularda yerel istihdam artırılacaktır.

+

Bir Tekne Ne Kadar Kalabilecek? İskeleler ne olacak?

Fatih Çekirge bu can alıcı soruların yanıtını da şöyle vermiş:

Şu anda 3 gün ile 1 hafta arasında bir süre üzerinde duruluyor. Yöre halkının işlettiği günübirlik tekneler için ayrı bir rejim uygulanacak.

Hazırlanan yeni sistemin son bölümünde projenin uluslararası boyutu da anlatılıyor: ‘Mapa-Şamandıra Projesi’, sadece Türkiye’deki mevcut koşulları iyileştirmeyi değil, aynı zamanda uluslararası örnekleri dikkate alarak en iyi uygulama standartlarını benimsemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, dünya genelindeki uygulamalar üzerinde çalışılmış ve teknik ekip yurtdışına giderek benzer projeleri yerinde incelemiştir. Dolayısıyla projenin amacı marina işletim alanı oluşturmak değil, kontrollü bağlama alanlarını belirlemek ve deniz araçlarının koylardaki düzenini sağlamaktır.

Bir başka soru da bu yeni sistemde varolan lokanta ve iskelelerle ilgili. Lokantaların önündeki iskeleleri sordum. Aldığım cevap şu: ‘Yasal sınırlar içinde olanlara dokunulamaz. Ayrıca bu proje ile huzursuzluk değil, huzur amaçlanıyor. Benim anladığım, restoranlar için bir sorun görünmüyor.’

Evet arkadaşlar; Bu yaz Göcek Körfezi’nde yeni bir düzen başlıyor. Bu uygulamadan sonra eğer başarılı olursa diğer körfezlerimize de aynı rejim gelecektir. Elbette çok soru var. İlk başta bazı sıkıntılar da olabilir. Ama ben olumlu düşünüyorum.

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Kötülük akılda yer etmiş, inatçı ve ancak mucize ile iyileşebilen bir ruh hastalığıdır. --Novalis