Avrupa; Demokrasi ve insan haklarının yaşandığı bir yer midir? Tabi ki de değil. Demokrasi ve insan haklarına saygıyı içselleştirselerdi, küresel anlamda insanlığa bu minvalde davranırlar mıydı?
Avrupa'nın azılı psikopatları her zaman olmuştur. Almanya'nın Hitleri ve İtalyanların Mussolinisi unutmamalıyız. Mussolini ikidara geldiğinde, Asya ve Afrika ülkeleri ile ilgili açıklamalar yapmış, İtalya'nın tarihsel hedefleri Asya ve Afrika'da dır beyanlarını vermişti. Bunun üzerine Türkiye tepki göstermişti. 1934 yılına gelindiğinde Mussoli'ni iyice şımarmış, Antalya'nın İtalyanlara verilmesi gerektiğini söyleyerek, ağzı salyalı olarak Avrupa'dan tehditler savurmaya başlamıştı. Ayrıca da İtalyan öğrencilerine, Roma'daki Türk Elçiliği önünde gösteri yaptırıp, Antalya'yı istiyoruz diye avaz avaz bağırtırıyordu. Bunları yaptırırken büyük idealleri vardı Mussoli'ninin. Ve sürekli konu hakkında beyanatta bulunuyor, Mussolini beyanat verdikçe, Atatürk bu beyanatlar karşısında daha bir hırslanıp, hop oturup hop kalkıyordu. Atatürk 'Bizim memleketimize kimse göz dikemez' diyordu.
Bir kere 29 Ekim'deydi yine böyle bir demeci çıkmıştı Mussolini'nin. Türkiye'ye göz koymuş olarak, 29 Ekim'e tesadüf etmiş. O gün sefirlere verilecek ziyafet de vardı. Ankara Palas'ta Atatürk oraya gidecekti. Bu olayla ilgili de daha yeni itimatnamesini vermişti. Yemekte İtalyan Sefiri de karşısında, Tevfik Rüştü Aras'da sağında Atatürk'ün...
Atatürk, Tevfik Rüştü Arasa hitaben:
'Ekselânsa bir şeyler söylemek istiyorum. Tercüme ediniz!'
O sırada da sofrada herkes birbirleriyle konuşuyorlardı. Derin bir sessizlik oldu.
Ve Atatürk Mussolini'nin o beyanatı hakkında konuşmaya başladı. Birden çekindi Tevfik Rüştü Aras, bir ara tercüme ederken çekindi.
Bunun üzerine Atatürk, sen bırak. Ben kendim konuşurum.! Tercüme etmene gerek yok dedi.
Doğrudan doğruya sefire hitap ederek Mussolini'nin o günkü beyanatını tenkit ederek, yüksek sesle konuşmaya başladı Atatürk Fransızca olarak.
Tabi ki de sofradakilerin hepsi sustular, dinlemeye başladılar.
Atatürk; Mussolini'nin sözleri üzerinde müthiş bir tenkit yapıyor.
Bizim memleketimize herhangi bir suretle göz koyamaz, bunu aklından çıkarmalıdır. Sonra da söylediği söz şu oldu herkese karşı. Efendim dedi, söylediklerimi dinlediniz. Benim fikirlerim bu.
Mussolini'nin bu sözlerine karşı, bunları istiyorum ki sefir kendi memleketine, Mussolini'ye olduğu gibi yazsın dedi. Büyükelçi yemeğini bitirmişti. Atatürk'ü selamlayıp, tek kelime söylemeden Ankara Palas'ı terk etti.
Mussolini'nin hala aynı saçmalıklara devam ettirdiği, sanki, Atatürk'ün o sözlerine cevap vermek istiyormuşçasına, Rodos Adasına asker yığmaya başladı. Birkaç ay sonra da İtalyan Büyükelçisi, Cumhurbaşkanımızla görüşmek üzere randevu istedi. Belki hükümetinin bir notasını, bir ültimatomunu ona vermek niyetinde idi.
Atatürk, elçiyi günlük kostümü ile kabul etti. İtalyan elçisi, Atatürk'e Mussolini'nin bazı isteklerini söylemişti.
Atatürk bu sözleri bir süre dinledikten sonra:
- Bana on dakika müsaade etmenizi rica ederim, diyerek yandaki odaya geçti.
Döndüğü zaman asker elbisesi üzerindeydi.
Mareşal üniformasını ve çizmelerini giymiş olarak elçinin yanına döndü ve:
- Buyurun, şimdi sizi dinliyorum, dedi.
İtalyan Büyükelçisi, afallamış gözlerle ona baktıktan sonra, şunları söyleyebildi:
- Ekselanslarına, Duce'nin selamlarını ve iyi dileklerini takdim etmek için rahatsız etmiştim.
Başka tek laf etmeden çıktı, gitti. Ertesi gün Mussolini, Rodos'daki askerlerini geri çekmiş bir daha da Antalya'nın adını ağzına almamıştır.
Prof. Dr. Afet İnan'ın anlatımıyla Atatürk'ün gerçekleşen öngörüsü olmuştur.
'Mussolini'nin beyanatlarını okuyunca Atatürk çok hırslanıyordu.'
Yine böyle beyanatlarını okuduğu zaman, hırslanır ve Mussolini için hakikaten memleketi için iyi bir insan değil! derdi.
Bir gün dedi ki: Bunu, göreceksiniz ayaklarından asacaklar!
Ben şaşırmıştım. Ne demek ayaklarından asacaklar?
Evet, öngörüsü müdür nedir bilinmiyor. Sonunda da Mussoliniyi kurşuna dizip bacaklarından asmışlardı. Mussoliniden sonra da nehirlerden çok sular akmıştır. Ve İtalya'nın yeni başbakanı Giorga Meloni olmak üzere. Giorga Meloni geçmişte Mussolini hayranı olduğunu söylemiş bir lider. Bu çağda Hitler ve Mussolini kafası ile yol alacağını söylemek biraz zor. Mussolini kafası 1945 kaldı demeliyiz. Giorga Meloni ulusalcı bir kimlik. Ulus kimliğini korumak ana amacı olduğunu, kültürel yozlaşmanın devletinin sonu olacağını, yasa dışı göç konusunda sıfır toleranslı olmayı, Avrupa Birliği Antlaşmalarının yeniden müzakere edilmesini, yasadışı göçmenlere dikkat edilmesi gerektiğini, Avrupa'nın hızla İslamlaştırıldığını, İtalya Anayasasının, Avrupa Hukukundan üstün tutacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Yine 2021 yılında bir konuşmasında da, 'Türkiye'nin Avrupa Birliğine girişine, nihai olarak iptal etmenin, hayır demenin zamanı gelmiştir 'dedi.
Bak sen!
Aynı zamanda Giorga Meloni küreselcilere de saydırıyor. Macron için bir konuşması var inanılmaz.
Diyor ki; "Emmanuel Macron'un sorumsuzluğuna yazıklar olsun. Libya'yı bombalayan onlar oldu. Çünkü İtalya'nın Kaddafi ile enerji alanında özel ilişkileri olması onları endişelendiriyor. Aynı zamanda bizi bu hale getiren göç dalgalarının içinde bulduk kendimizi. Bu arada Fransa, Afrika'yı sömürmeye devam ediyor. Çocukları madenlerde çalıştırıp, hammadde elde etmeye devam ediyor. Fransa nükleer reaktörleri için kullandığı Uranyumun %30'unu Nijerya'dan çıkarıyor. Ve hal böyleyken Nijerya nüfusunun %90 elektriksiz yaşıyor. Bize ders vermeye kalkma Macron. Çünkü Afrikalılar senin politikan yüzünden kıtalarını terk etmek zorunda kalıyor" Macron diye ateşli ateşli konuşuyor.
Neler yapacağını, izleyip de görelim.
Emperyalist bir politika mı güdecek, yoksa küresel emperyalizme hayır mı diyecek. Ve bu arada Giorga Meloni Başbakanlık koltuğuna henüz daha oturmadan, Twiter üzerinden, Uganda Devlet başkanının oğlundan, 100 inek karşılığında evlenme teklifi aldı.
Güler misin, ağlar mısın?
Dünya bu minvalde. Giorga Meloni ulus kimliği koru koru ama küreselci politikalara ortak olma.
Ha bu arada uyarayım seni!
Bir vatan, bir Muğla sevdalısı, bir Antalyalı olarak, Anadolu'ya göz koyarsanız, iyi işitin! göğün ordularını tepenize yığarız.