Değerli dostlarım, haftalık yazılarımla ilçem Ula’da yapılan yatırımlar ve yapılması planlanan projeler ile ilgili bilgileri paylaşıyorum. Bugünkü yazımda bir ara verip Muğla ilinde yapılamayanı başarmış bir ideal çalışmasından söz etmek niyetindeyim. İnşallah başarırım. Zira olmayan/yapılamayan bir hizmeti oluşturmak hem zordur ve herkese de nasip olmaz.
Hamle Gazetesi’nden söz etmek niyetindeyim.
İlçem Ula’da o yıllarda lise yok idi. Bizim ağabeylerimiz ve akranlarımız lise tahsillerini ya Muğla Merkez de ya da İzmir de yaptılar dı o yıllarda. 1970’li yıllardan söz ediyorum. Aradan 54 koca yıl geçmiş. Yarım asırdan biraz daha fazla zaman diliminde yapılan bir hizmetten söz etmek niyetindeyim.
Lise yıllarım (1970-1973) Muğla Merkez de bulunan adına sonradan öğrendiğim ve Muğlalıların “Goca Mektap” dedikleri Muğla Turgut Reis Lisesinde geçti. Ula-Muğla arasında minibüsler çalışıyordu. Cennet mekan babam bir minibüsçü ile anlaşarak üç yıl boyunca sabah erken saatlerde arkadaşlarımızla minibüse biner Eski Muğla Yolundan okulumuza varırdık. Yine akşamüzeri araç bizi bekler ve evimize döneriz.
O zamanlar Muğla Merkez de çok hareket yok idi. Ancak o zamandan bu zamana değişen çok şey de yoktur Muğla Merkez de. Tabane dediğimiz (Tabakane Mahallesi) bir aile yakınımız var idi. Babam (Mekanı Cennet olsun) o akrabamıza nasıl gideceğimi şöyle tarif ettiydi de öyle bulmuştum merhum halamın evini. Evladım Valilik Binasının önündeki Atatürk meydanına var, Heykelin arka tarafına geç ve yönünü de Atatürk İlkokuluna ver ve doğru yürü. Hiç sapmadan doğruca yürü yürü ve akrabamızın evin bulursun demiş ve öyle bulmuştum.
Tabane/Ulucami kavşağında bir terzi dükkanı var idi. Terzi Hüseyin Nizamoğlu Ağabeyimiz. Bizler genç ve sağdan yürüyen gençler olarak bir liman aramaktayız. Okulumuzun Felsefe Öğretmeni var idi Merhum Selami Karaçam (Kant derlerdi, hoşuna da giderdi hocamızın). Sağ ve sol kavramlarını Felsefe hocamızdan öğrendik denilebilir. 1970’li yıllar. O yıllarda merhum babam bazen Tercüman bazen de Yeni Asır gazetesi alır eve getirir ve o gazeteleri okurdum. İlçem Ula da o yıllarda mahalli gazetemiz yok idi halen de yok. Ama Muğla Merkez ilçede (Şimdi adı Menteşe ilçesi) Devrim Gazetesi ile İlk Adım Gazetesi vardı. Mahalli gazetesi olarak ilk o gazetelerle tanışmıştım. Lise tahsilimi tamamladıktan sonra bir yakınımın yanında (Beyaz eşya tüccarı) çalışmaya başladım. Derken Hamle Gazetesi adı ile bir gazete kurulacağını öğrendim. Kocamustafendi Caddesi üzerinde şimdilerde Hedef Kırtasiye olan işyerinin hemen yanında çok eskiden Şifa Eczanesi var idi o eczanenin yanında Hamle Gazete ve Matbaası adında bir işyeri açıldı.
Gazetenin başında Hacı Hüseyin Nizamoğlu Ağabeyimiz, Merhum ve Maruf Halil İbrahim Nizamoğlu Ağabeyimiz ve Hayati Nizamoğlu Beyefendi kardeşim (Baba ve oğullar) varlardı. Millî ve manevî değerlerimize sahip çıkan Türk ve İslam Mefkuresi üzerine kafa yoran bir ülkünün temsilcileri olarak sahaya çıkıyorlardı.
Memuriyetim de Muğla’da nasip oldu. Şimdi oralar yıkıldı ve üzerlerine rezidans ve işyerleri yapıldı. Türk Kızılay Derneği’nin binasında ilk göreve başladım. Kurumumuz o binada kiracı idi. Hamle de bize yakın idi. Kızılay binasının girişinde merhum Karadeniz Pastane sahibi var idi. Tam altımız da Hamit Menzilcioğlu Kırtasiye dükkanı var idi.
Hamle Gazetesi kurulduğu yıllarda ülkemizde sağ ve sol çatışmaları filizlenmeye ve Muğla’da da bir takım hareketler olmaya başlamıştı. Bu hareketin nereye varacağını da kimse kestiremiyor ve belli bir mücadele gerekiyordu. Zira sağ ve sol dediğimiz afaki bir kavram ile gençlerimizi bölmeye ve parçalamaya gençlerimizin arasına nifak sokmaya yeltenenler de yok değil idi. İşte tam da bu sırada Ülkücü Mefkurenin millî ve manevî değerlerimize sahip çıkan bir hareket Hamle ile başlamıştır diyebilirim. Bu hareketin başında da Merhum Halil İbrahim Nizamoğlu olduğunu çok açık söyleyebilirim. Geldiğimiz bu süreçte gazetemiz de geçen hafta 48’inci yıl yazısını kaleme alan ve yazının harfi hafine katıldığım Hayati Nizamoğlu Beyefendi kardeşim temsil ve bayraklaşmasına olağanüstü gayret sarfettiği açıkça görülmektedir.
İl çapında ciddi hizmetlere destek veren, ayrımcı değil birleştirici olan gazetesi ile dalgalanan bayrak dalgalanan sancak haline geldiyse bu çalışmanın mutfağında geceli gündüzlü adeta elini kolunu değil vücudunu ortaya koyan bir mücadelenin ve azmin gücüdür.
İlçem Ula da gazete kurulamadı. Bir ara kuruldu ama yaşatamadık. Radyo ve TV de kurulamadı ilçem Ula da. Yerel basına ait gazetelerimiz çok şükür çoğaldı. İlçem Ula’ya ulaştırılmaya da başlatıldı çoktan beri. Yaysat aracılığı ile yerelde çıkan gazetelerimize ulaşmak kolaylaştı.
Bugün 28 Şubat. Her 28 Şubat geldiğinde büyük kızım aklıma gelir. Büyük kızım İmam Hatip Lisesi mezunudur. Üniversite imtihanına girdi. İmam Hatip Lisesi Meslek Lisesi kategorisine aldılardı da yetkililer. Ama İmam Hatiplilerin önünü kesmek adına meslek liselerinin puanlarının düşürülmesi de bu zaman dilimine rast gelir. Büyük Kızım üniversite imtihanında 172 puan aldı. Meslek lisesi mezunu olduğu için puanı düşürüldü. Birlikte okudukları komşumuzun oğlu lise mezunu idi. 139 puan alarak Hukuk Fakültesini kazanarak okudu. Büyük kızım açık öğretime bile giremedi. Şimdi Büyük kızım sizce nasıl hatırlar 28 Şubat 1997 post modern askeri darbesini.
Yıllar yılları kovaladı. Millet iradesi tecelli etti. Nasıl Hamle Medya dediğimiz kocaman kurum 1977 yılında adeta işin altına bedenlerini, vücutlarını koyarak, mücadele ederek Hamle Mefkuresini bayrak haline getirdilerse millet de hür iradesini kullanarak her türlü vesayete dur diyerek Cumhuriyetimizin 2’nci yüzyılına başımız dik, alnımız açık ve kendimize güven içinde sağcısıyla solcusuyla tam bağımsız büyük Türkiye yolunda ilerlemeye çalışan bir gençlik ortaya çıktı. Bu büyük mefkureye ulaşmak için mücadele eden, ter akıtan, bedel ödeyen tüm dostlarıma ve özellikle başta Hacı Hüseyin Nizamoğlu Ağabeyime ve Hayati Nizamoğlu Beyefendi kardeşime şükranlarımı sunarken Hamle bayrağının alçalmadan daha daha yükseklere çıkarmak için var gücüyle çalışanlara Allah’ım sağlık, huzur ve uzun ömürler versin.
Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…