Emekli olalı 5 ay geçti; dostlarım ”Emeklilik hakkında bir şeyler yazmadınız hocam.” diyor.

Hakikaten… Bir kelime bile etmemişim emekliliğimle ilgili.

Gerçi benim için emeklilik “unu eleyip eleği asmak” veya “tası tarağı toplayıp bir köşeye çekilmek” olamaz. Emeklilik benim için sadece resmî görevin sona ermesi demektir. Akademisyen olmayı sadece “sosyal etkisi fazla” diye tercih etmiş biri için, resmî görevin sona ermesi, her şeyin bitmesi demek değildir. Yaş haddinden dolayı üniversitedeki akademisyenlik görevim sona erdi sadece. Yazarak, konuşarak, organizasyonlar yaparak sosyal etkiyi devam ettirmek gibi bir avantajımız var. Bunu yaparız. Eve çekilip oturmayız yani.

BİRAZ ANSİKLOPEDİK BİLGİ

“Oturmak” deyince aklıma geldi. Eskiden, devlet dairesinden veya özel sektördeki bir işten emekli olmaya “tekâüde ayrılmak” denirdi. Daha doğrusu halk “tekavüde ayrılmak” derdi. Kelime, dilimize Arapça’dan geçmiş. Kökü “ka ‘a de” yani “oturdu” demek. “tekâ’üde ayrılmak”, “oturmak üzere işten ayrılmak” demek. Tekâ’üd” olana “mütekâ’id” denir; yani “oturan” ...

Bu kökten başka kelimeler de türetilmiştir. Meselâ bir anıt veya benzeri yapının oturduğu zemine “oturulan yer” anlamında “kâ’ide” denir… Bu kelime aynı zamanda “sistemin oturduğu zihniyet  zemini” olarak “kural” anlamında da kullanılır.

Evlerimiz  hantal koltuk işgaline uğramadan önce tahtadan yapılan sedirlere halk arasında “maket” denir ve bu da “oturulan yer” anlamındaki “mak’ad” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Bina maketi ile karıştırmayalım lütfen.

Ayrıca insanın kaba etine de “mak’ad” denir ve bunun sebebi de kaba et üzerine oturulmasıdır.

Uzun lafın kısası, bütün anlam alanı “oturmak” ile sınırlı olan “mütekâ’id” veya “tekâ’üde ayrılmak” kelimesinin benimle beraber anılması bana çok garip geliyor. Bereket bu kelimeyi kullanmaktan vazgeçtik ve yerine “emekli” diyoruz ama bu kelime de anlam zenginliği hiç olmayan bir kelime. “Emek” ne?... Sona gelen ek ne halta yarıyor? Emekli olununca hiç emek harcanmadan hayat devam edebiliyor mu?  Bunun “emeksiz”i de var mı?  Daha bir sürü soru sorduracak durum yani…

KONUYA DÖNELİM

29 Mayıs 1981 günü Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu-Arşiv Dairesi Başkanlığı’nda eski yazılı tapuları okumak üzere tedkik memuru olarak memuriyete başladım. 18 Ay çalıştıktan sonra 12 Aralık 1982 tarihinde Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Osmanlıca Okutmanı olarak göreve başladım. Fırat üniversitesinde Yardımcı Doçent ve Doçent oldum. 6 Nisan 1994 günü, 12 yıl çalıştıktan sonra Fırat Üniversitesi’nden ayrılıp Muğla Üniversitesi’nde (Daha sonra “Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi” adını aldı.) çalışmaya başladım. Muğla Üniversitesinde 10 yıl Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı bir dönem Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü ve Dekan yardımcılığı, bir dönem rektör yardımcılığı ve bir dönem de Mimarlık Fakültesi Dekan vekilliği yaptım. Bunların yanı sıra fakülte, enstitü ve üniversite yönetim kurullarında 12 sene üyeliklerde bulundum; çeşitli komisyonlarda üye olarak çalıştım. Yani, üniversitede rektörlük hariç her görevde çalıştım.

Üniversitedeki görevlerle beraber Elazığ ve Muğla’da kurum dışı faaliyetlerde de bulundum. Elazığ’da Nilüfer dergisi çıkardık. Hazar/Fırat Şiir Akşamları’nı başlattık. Kültür bakanlığı Kitap Satış Bürosu, Fırat Kitap Sarayı ve Foto Şedele’de kültür ve sanat sohbetleri yaptık. Muğla’da da önce Menteşe Grubu olarak çeşitli toplantılar yaptık. Sonra 2009’dan beri Metinbilim Enstitüsü Derneği olarak faaliyetler gerçekleştirdik. Elazığ ve Muğla’da yerel gazetelerde yazılar neşretim ve 2010 yılından beri de Hamle’de haftalık yazılar yazıyorum.

Muğla Arasta’sını önce Prof. Dr. Metin Sözen’den duymuş; gelir gelmez Arasta’yı gezmiş ve “Ah burada bir yazıhane açabilsem!...” demiştim. Bu idealimi Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’e anlatmıştım. O da “Ben de bi bakıverem.” demişti. Üniversitede fiilen çalışırken sadece arkadaşlarla bir yazıhanem olmasını istemiştim. Olmadı…

15 Temmuz (Ne mübarek gün!...) 2023’te 67 yaşımı bitirince emekli oldum ve Arasta’da yer aramalarım başladı. Şimdilik eski “Angaralı’nın Gave”nin ilerki köşesinde, Semerciler sokağın başında bir yer kiraladım.  İnşallah orada güzel sohbetler yapacağız ve güzel projeler o mekânda şekillenecek…

Ne dersin Süheylâ? Sana göre ben emekli olmuş muyum?...

Allah sağlık verdiği sürece bu mazlum millete hizmet etmeye devam!...