Dava adamı sözünü duymayan yoktur. Kimdir bu dava adamı ve ne yapar? Birçok tanım yapılabilir. En genel haliyle dava adamı sözünü “Bir ülkü uğruna çalışan ve o ülküyü yüceltmek isteyen kimse.” desek yanlış olmaz.

Tarih boyunca milletimizin ve inancımızın yücelmesi için dava adamlığı yapan çok kişi olmuştur. Bu insanlar neler yapmıştır? Yaşadığı toplumun değerli kılınması için çok mücadele vermiştir. Bu dava adamı devlet zora düştüğünde istiklal mücadelesi vermiştir. Yine bu dava adamı devlet sınır boylarında ülkesini genişletirken gaza ruhunu en derinden yaşamıştır. Bu dava adamı düşünür ise yazdığı eserlerle çağları aşarak Türk milletinin yücelmesini sağlamıştır. Bu dava adamı devlet yöneticisi ise yönettiği halkın en iyi şekilde yaşaması için mücadele etmiştir. Bu dava adamı devlete memur edilmişse verilen görevi en iyi şekilde yapmıştır. Bu dava adamı bir üretici ise ülkesine değer katmak için gece gündüz çalışmıştır.

Dava adamını bazı özellikleriyle hemen tanıyabiliriz. Dava adamının güçlü inançları ve düşünceleri vardır. Dava adamı kendinden emindir ve ne yaptığını bilir. Dava adamı sabırlıdır. Dava adamı aynı zamanda uyanık ve dikkatlidir. Çalışkanlık ve cesaret adeta onun temsilidir. Maddi ve manevi fedakârlık yapmaktan çekinmez. Dava adamı doğru ve yanlışla karşılaştığında gerçeklerden ödün vermez. Dava adamı içinde bulunduğu topluma değer katar. Dava adamı okumak, araştırmak ve öğrenmekten geri kalmaz. İçinde bulunduğu koşullarda sürekli istişare eder. Yaptığı fedakarlıklarla onu takip edenlere örnek olur. Dava adamını öne çıkaran daha birçok özellik sayabiliriz.

Gelelim adamın davası meselesine… Yukarıda söylediklerimiz bir toplumun hayali olan insan tipidir. Adamın davasında bu söylenenlere aykırı bir anlayış vardır. Örneğin ülkesinin yücelmesini değil de kendisinin yücelmesini isteyen bir davadır bu. Yani böyle kişiler kendisini dava konusu haline getirmiştir. Böylece ülkünün yok sayıldığı kişinin kendi menfaatlerine ulaştığı bir durumla karşılaşırız. Toplumsal çürümenin temeli bu anlayışla başlar. Adamın davasını güdenler çoğalırsa günün sonunda iflas etmiş bir toplum ve ülke ile karşılaşırız. Kendi davasını öne koyanların özellikleri şunlardır. Bencildir. Öncelikle ben der. Kendi menfaatini öne koyar. Yapıp ettiklerinde etik değerlerden uzak bir anlayış vardır. Ulaşmaya çalıştığı makam mevki para her ne ise ona ulaşma aşaması olan her yolu mübah sayar. Çalışmayı sevmez kısa yolu tercih eder. Okuma, araştırma, gelişim ona göre değildir. Fırsatı kovalar. Erdemler konusunda sürekli değişebilir. Kendine uygun durum ne ise ona göre şekil alır. Kutsalları yoktur. Kötü günde varını yoğunu ortaya koymak yerine buhar olup uçar. Sabırsızdır, istediği hemen olsun diye didinir. Kaypaktır, güç karşısında ezilir. Cesur olamaz. Çünkü menfaati zedelenir diye korkar. İçinde bulunduğu topluma değer katmak yerine toplumun kendine bir şeyler vermesini bekler. Adamın davası güdenlerin de daha birçok özelliğini sayabiliriz.

Bize düşen bu iki karakteri çok iyi analiz etmek. Unutmayalım, başka Türkiye yok! O zaman yaşadığımız toplumda kimleri örnek alacağız, kimleri öncü kabul edeceğiz iyi karar vermemiz gerekir...