Akıl; menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak demek. Kavram olarak ise tefekkür, mülahaza, zihin, idrak, anlama ve düşünme yeteneği demek.
Aklın zıddı ise “hevâ”dır. Hevâ; aklın etkilerini izale eden ve arzular tarafından yönlendirilen duygudur. Hevâ, aklı engelleyerek kötü huy ve davranışları teşvik eder. Kişiyi kötülüğe yönlendirir.
Cehalet, c-h-l kökünden türeyen ve genellikle “bilgisizlik” olarak tercüme edilen bir kelime…
Cehalet, ilk anda “bilgi-bilme”nin zıddı olarak bilinse de mahiyeti itibarıyla üç anlamı olan bir kelime.
1. Bilgiden yoksun olmak.
2. Bir konuda olanın tersine inanmak.
3. Bir konuda yapılması gerekenin tersini yapmak.
Cehalet, ilmin zıddı olduğu gibi “hilm”in de zıddıdır. Hilm; sabır ve teenni ile hareket etmek, gücü yettiği halde bağışlamak ve yumuşak huyluluk demektir. Buna göre cehalet; azgınlık, arzularına yenilmek, hevânın peşine düşmek, vahşet, şiddet, zorbalık, barbarlık demektir. Bu yönüyle hilmin zıddıdır.
Cehalet sadece “bilgisizlik” demek değildir. Cehalet, asıl manasıyla aklın söylediklerini reddedip hevânın peşine düşmek demektir. Dolayısıyla cehalet, kötülüğün ve taassubun kişiyi dalalete düşürmesi demektir. Bunun içindir ki cehalet, küfrü imana tercih ettirir.
“De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu selim akıl sahipleri, düşünür ve ibret alır.” (Zümer suresi, 9) ayeti, bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını, bilmenin de ötesinde selim akılla düşünmenin, yorumlamanın, ibret almanın, ders çıkarmanın gerekliliğini ifade etmektedir. Bunları yapmayıp, aklın söylediklerini reddedip, hevâsının peşine düşene pekâlâ cahil denir.
Bunun içindir ki İslam öncesi dönem kibir ve taassubu, kabilecilik anlayışı, kan davaları, barbarlıkları, putperestliği, şiddetten yana olmaları nedeniyle “cahiliye dönemi”; şiir/sözlü edebiyat, ticaret, diplomasi vb. konularda bilgili bir toplum olan Arap toplumu, bile bile vahye kulaklarını tıkadıkları ve atalarının dininde ısrar ettikleri için “cahiliye toplumu” olarak adlandırılmıştır.
Necaşi’nin karşısına çıkan Cafer b. Ebi Talip bunun içindir ki; “Biz cahiliye zihniyetine sahip bir toplumduk. Putlara tapar, ölü hayvan eti yer, azgınlık yapardık. Akrabalık bağlarına riayet etmez, komşularımıza kötülük ederdik. Güçlü olanlarımız zayıfları ezerdi. Allah, içimizden bir elçi gönderinceye kadar biz bu hâl üzereydik.” der.
Cahiliye ahlakının temel ilkesi “ataların âdeti”dir yani insan iradesine dayalı bir ahlak anlayışıdır. İslam ahlakının temeli ise Allah’ın iradesine dayanır.
Cahiliye döneminde Araplar, çalışıp para kazanmaktan aciz oldukları için kız çocuklarını öldürüyorlardı. Bazı Araplar da erkek çocuklarını tanrılarına kurban ediyorlardı. Yine bazı Araplar, “Şu kadar çocuğum olursa onlardan birini kurban edeceğim.” şeklinde yemin ediyorlardı. Özellikle kız çocuklarının fakir olması ve bu nedenle dengi olan erkeklerin kendilerine rağbet etmemesi, babaların kızlarını dengi olmayan bir erkekle evlendirmek zorunda kalması o dönem için onur kırıcı bir durum, bir utanç sebebiydi.
Bu cahiliye âdeti, “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızın canına kıymayın.” ayetiyle yasaklanmıştır ki burada kız veya erkek ayrımı yoktur. Bu yasak, bir cahiliye âdetinden ziyade bir düşünce ve yaklaşım tarzını toptan ortadan kaldırmıştır. Aklı sakat eden, merhameti ortadan kaldıran ve güç ekseninde şekillenen bir ahlakı reddetmiştir.
Görülüyor ki cehalet, bilgisizlik değil; her türlü bilgi kaynağının aktif olmasına, insanın bir şekilde bilgiye ulaşabilmesinin mümkün olmasına hatta söz konusu bilginin kişide var olmasına rağmen kişinin bilginin/olanın tersine inanması, doğru bilgiye kulağını tıkaması, arzularının/çıkarlarının peşine takılarak gerçeği görmezden gelmesidir.
Bu açıdan bakıldığında, kişinin cahilliği bilgisizliği ile değil; aksine bilgiye rağmen selim akılla düşünmenin, yorumlamanın, ibret almanın, ders çıkarmanın, iş yapmanın uzağında olmakla ilgilidir. Dolayısıyla bu kişi ne kadar bilirse o kadar “cahil” olur. Toplumda yaygın olan “cehalet” türüne baktığımızda, bilgisizliğin değil, bilmesine rağmen gerçeğin/gerekenin aksini yapmanın daha yağın olduğu görülmektedir.
Atalarımız, “Okumak cehaleti götürür, eşeklik baki kalır.” derken bunu kastetmiş olmalı.
Cehaletten ve cahil insanların şerrinden uzak kalabilmek dileğiyle…
02.07. 2025