Evet 76 canımızı yitirdiğimiz Kartalkaya yangınını konuşma yasağı 20 saat sonra kaldırıldı.
Yurttaşlar yayın yasağı gelmesine tepki göstermişti. Bende gösterdim, çünkü yazımı yazmış baskıya vermiştim. Yazıişleri’nden Kadir Tamer arkadaşımız, “Abi yayın yasağı geldi” dediğinde yeni bir yazı yazmam mümkün değildi. Yazımdan “yasağı ihlal” olarak değerlendirilebilecek bölümü çıkarıp, öyle yayınladık.
Tabii ben yine de anlayışla karşıladım. Çünkü o vahşet anını tatilcilerden cep telefonları ile görüntüleyenler mutlaka vardı ve o görüntülerin o an paylaşılması, tatilcilerin yakınları açısından olumsuzluklara neden olabilirdi.
Yasaklara karşı biri olmama rağmen kabullendim...
+
Tabii yayın yasağının sakıncaları çok daha fazlaydı. Haberin nasıl verileceği konusunda habercilerin “profesyonelliğine” güvenilmeliydi. Elbette sorumsuz davranabilecek muhabirler olabilir, vardır da, ama yayını yönetenler çok daha profesyonel ve “sorumluluk” sahibidir.
Ayrıca yayın yasağı bilgi kirliliğine de neden olabiliyor!
Ki katliam gibi faciada ölü sayısı başta 10 olarak açıklansa da yangından sonra bu sayı uzun süre 66 olarak geçildi. Ama akşam saatlerinde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya açıklamasında 76 olarak düzeltiyordu.
Tepkilerin ardından RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, yayın yasağının kalktığını açıkladı. Şahin, X hesabından “Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangınıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Bolu 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin vermiş olduğu yayın yasağı, kaldırılmıştır. Karara ilişkin detaylar, resmî internet sitemizde yayımlanmıştır. Bu üzücü olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyorum.” diye açıkladı.
Facianın ardından gelen yayın yasağı nedeniyle basın kuruluşları sert dille uyarılmış ve “Yayın yasağına uymayanlarla ilgili gereken en ağır yaptırımlar uygulanacaktır.” denilmişti...
Uymayanlar elbette oldu, herkes biz mi...
+
Dün gün ağardı, yayın yasağı kalktı, her şey gün yüzüne çıkmaya başladı...
Organize Sanayi Bölgesi kuruluşlarından kendi özel itfaiyelerini kurmaları istenen ülkemizde Bakanlık Tahsisli, Teşvikli “Turizm Alanlarından” meğer böyle bir şey istenmiyormuş.
O kayak merkezinde bu otel tek de değil, başkaları da var ve burada “güvenlik” için jandarma karakolu kurulmuş, ama bir itfaiye, bir sağlık ocağı kurmak kimsenin aklına gelmemiş!
Bir de “iş güvenliği” diye bir şey... Bu otelinde bir “iş yeri güvenliği uzmanı” vardır... Bu yasal zorunluluk. Hiç yazılıp konuşulmadı, bu otelde mutlaka bir “özel güvenlik görevlisi” vardır da acaba bir de doktor, en azından bir hemşire var mıydı?
Sanmıyorum... Tabii kağıt üzerinde bir “iş güvenliği uzmanı” da mutlaka vardır. Onların nasıl var olduğunu ise herkes biliyordur...
Bu 12 katlı otelde, dışında bir yangın merdiveni yok, içeride varmış, ama bu merdiven tahliyeyi sağlamadığı gibi yangının her yere taşınmasının yolu olmuş... Elektrik kesildiği halde, tahliyede yol gösterici olan ışıklı yön göstericiler olmadığı gibi, ısı ve duman dedektörü, ısıya duyarlı yağmurlama ve hepsinden önemlisi alarm yokmuş..
Belki de varmıştır da çalışmamış olabilir diyelim, peki böyle durumlar için bir “B Planı” veya “Acil Durum Planı” var mıydı acaba?
Sanmıyorum, ama her katta yangın söndürme tüpleri varmış, ama dolu muydu boş muydu bilen yok...
+
Bunları kim bilecek? Kim denetleyecek?
Bana sorarsanız ruhsatı veren denetler. Böylesi Turizm Alanlarında, Bölgelerinde bulunun tesislere ve bunların dışındaki yerlerde yıldızlı ve “turizm belgeli” oteller, restoranlar “bakanlık denetiminde”dir.
Mesela Menteşe’de Karabağlar Yaylası mekanlarından Süpüroğlu “Turizm Belgeli” bir tesistir. Bugün sahibi Sadettin Ünsal zamanındaki Süpüroğlu’ndan eser yok. Adını bile değiştirmeye kalktılar. Bugün ısınma ve tuvalet sorunu yaşayan bu tesis hala “turizm belgeli”mi çok merak ediyorum.
Bugün denetim yapıldığını sanmıyorum. Yapılıyorsa da sağlıklı yapılmıyordur. Nitekim Kartalkaya’da yanan otel için Bolu İtfaiyesi tarafından 4. kattaki kafe ve restoran işletmesine 2 Ocak ta olumlu raporu verilmiş...
O zaman o itfaiye görevlilerini asalım!
O itfaiyeciler gelmiştir, olması gerekenleri sormuştur. Otel yetkilisi “var” demiştir. Gerçekten varmıştır da, peki var olması gerekenlerin “performansına” bakılmış mıdır? Mesela yangın tüpleri boş mu dolu mu diye denetlenmiş midir? Oysa otelciler bunun kendileri yapmalılar. “Başıma şu gelirse ne olur?” sorusunu kendileri sorup, cevap vermeliler... Onca can giderken senin de malın gidiyor... O gece 234 kişiyi ağırladığın otelinde kişi başı 38 bin 625 lira almayı biliyorsunuz, öteki otelcilerle bir araya gelip iki arazöz alıp, özel itfaiyenizi kuramıyorsunuz, 45 dakika öteden şehirden itfaiye bekliyorsunuz.
Yolun kapanabileceğini bile hesap etmiyorsunuz. 45 dakikada otel mi kalır?
+
Sera Kadıgil de bir paylaşımında “Ölüyoruz” demiş. Şu ifadeleri kullanmış:
“Kimi çocuğunu tatile götüren anne baba, kimi üç ay çalışıp rızkını çıkarmaya çalışan turizm emekçisi, kimi 3 gün olsun nefes almaya kaçan genç ve hala bilmiyoruz kim bilir kaçı ‘karne hediyesi’ diye koşa koşa tatile giden el kadar çocuk!
Ülkenin sözde en gözde kayak merkezinde tıklım tıklım doldurdukları otellerde ölüyoruz! Bir otel patronundan otelleri, bir hastane patronundan hastaneleri, bir özel okul patronundan okulları ‘denetlemesini’ beklerken ölüyoruz! Depremde una dönen otellerde, evlerde, hastanelerde ölüyoruz! Çalışırken ölüyoruz. Tatildeyken ölüyoruz! Trene biniyoruz, ölüyoruz. Okurken okullarda, araba sürerken yollarda ölüyoruz. Sırf kadın olduğumuz için ölüyoruz. Mahkum bıraktığınız cemaat yurtlarında yanarak, bakımsızlıktan çürüttüğünüz devlet yurtlarında asansörlerden düşerek ölüyoruz. Daha doğar doğmaz yenidoğan çeteleri elinde ölüyoruz! Zehirli tarım ilacından, sahte içkiden, bakımsızlıktan, yokluktan, denetimsizlikten, yolsuzluktan bu iğrenç rüşvet ve torpil kaosunda ölüyoruz be ÖLÜYORUZ!”
Gerçekten yeter artık, bir soluk alalım ya...
+
Bu arada Kültür Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bolu Kartalkaya'da Grand Kartal Otel'de meydana gelen faciada Bolu Belediye Başkanını suçladı. Otelin denetimlerinin 2021 ve 2024 yıllarında yapıldığını belirterek, “Otelin itfaiye tarafından verilmiş yangın yeterlilik belgesi mevcut.” dedi.
Evet bir belge var, ama bakanın belgenin veriliş tarihinden de haberi yok! O belgeyi itfaiyeciler 2 Ocak 2025’de imzalamış...
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da 76 kişinin öldüğü otel yangınıyla ilgili “Otel bizim yetki sahibi olduğumuz mücavir saha içerisinde de değil. Burası turizm alanı. Burada münhasıran yetkili olan Turizm Bakanlığı.” ifadesinde bulundu...
İlgili kurum ve yetkililer birbirlerini suçlayarak vahşetin sorumluluğundan kaçamaya çalışıyorlar. Bence yollara atılan izmaritlerin toplatılmasında gösterdiği hassasiyeti Kartalkaya'da otelleri denetlemekte göstermeyen Bolu Belediye Başkanlığı ile Kültür Yolu festivallerinde milyonlarca lira ödeyen ama otelleri denetlemekten aciz Kültür ve Turizm Bakanlığı ve her elim faciadan sonra tek yaptığı, RTÜK ile yayın yasağı getiren iktidar sorumluluktan kaçamaz.
Korkarım sorumluluktan kaçtıkları gibi suçu da o “itfaiyecilere” yıkıp kurtulurlar...
Bana kalırsa Kültür Turizm Bakanı artık istifa etmelidir...
+
Yeni Yol Gurup Başkanı Muğla Milletvekilleri Prof. Dr. Selçuk Özdağ önceki gün Now TV de, Çalar Saat programının konuğuydu. Söz söyleyebilmek için soru önergeleri verebildiğini bunun değiştiğini ve bakanlara doğrudan soru önergesi verebildiklerini belirtirken “Bakanlarda bu sorulara 15 gün içinde cevap verebilirler.” diyerek, şöyle anlatıyordu:
“Derneklere vakıflara 14 milyar lira yardım yapmışlar. Bu derneklerin vakıfların adı nedir diye bakana soruyorum, bunlara kaçar para verdiniz, bunlar nerelere harcadı diyorum. Bakan “Bu bir ticari sırdır, ticari olduğu için cevap veremeyiz” diyor. Mesela 30 milyon araç var Türkiye'de. Eskiden araç muayenede bu para tamamen Ulaştırma Bakanlığına, Devlete geliyordu. Bu işi ihale etmişsiniz, İngiliz şirketine, Alman şirketine, Türk şirketine vermişsiniz. Ben soruyorum, bunu hangi şekilde verdiniz, paraları neden enflasyona göre artırmadınız, neden yüzde 200, 300 artış yaptınız diye. Ulaştırma Bakanı ‘Bu beni ilgilendirmiyor, Hazine Bakanına sor’ diyor. Tecrübeli bir siyasetçi olduğum için Hazine Bakanına da sormuştum. Hazine Bakanı da bu beni ilgilendirmiyor Ulaştırma Bakanına sor diye cevap veriyor. Bu sefer Cumhurbaşkanı yardımcısına soruyorum. O da “Bakanlarımızın görevi budur, buyurun beğenin hangisine soracaksanız sorun.” diyor...
Kime ne soracaksınız ki... Bu Kahramanmaraş depremlerinin, Soma maden faciasının, Çorlu tren kazasının, Erzincan Altın Madeni faciası ardından “artık yeter” dedirten bu olayda bir kaç istifa görmeliyiz... Bu kişi başta Kültür Turizm Bakanı olmalıdır, ama her zaman önümüze sorumluluk zincirinin en zayıf halkası kondu. Korkarım bu seferde itfaiyeciler konacak...
Başımız sağ olsun...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. Bir kişiyi seven, bütün insanları sever. --Necati Cumalı