"Bukarda, kış kıyamette insanlarımızın yaşadığı çaresizlik, keder. Elimizböğrümüzde, gözlerimizde yaş, dilimizde dualar. Kilitlenmiş durumdayız. Ekrandaart arda gelen haberlerle yüreğimiz sıkışıyor. Yine tuz buz olmuş, yıkılmışbinalar ve o binaların altında yitip gitmiş canlar. Ölmekle iş bitti mi? Yaardında bıraktıkları. Nice acıya gömülmüş, hırpalanmış, yanmış, yakılmışaileler."

Günlerneye gebe diye düşünürken büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuz haberinialdık. Televizyonu açmaya takatim yoktu. Cep telefonunun ekranından yansıyanlarbütün benliğimi alt üst etmişti. Deprem yine en beklediğimiz anda vurmuştubizi. Hem de nasıl, öylesine geçiştirilecek bir deprem haberi de değildi buhaber. Yaşayacağımız kara günlerin habercisiydi adeta.

İzmitdepremine uzaktan şahitlik etmiştim.Acılar, çileler, göz yaşları; sonrası hep kahır, hep kahır. Milletçe her zamankigibi sımsıkı kenetlenmiş yek vücut olmuştuk ama depremin bilançosu her anlamdaçok ağırdı. Ve bu sabahki deprem uzmanının söylemiyle, "Ülkemiz yüzde yüz birdeprem ülkesi"yken biz artık bu hakikatle yaşamak zorunda olduğumuzun farkınavarmak için böylesine acılarla karşılaşmak zorundayız.

Günlero kadar zorluğa, sıkıntıya, acıya gebe ki. Ne de çabuk unutmuştuk İzmitdepremini. Hâlbuki Anadolu ve çevre coğrafyanın tarihi ve kaderi bu depremlerleörülmemiş miydi?

Aynıacı, aynı çaresizlik, aynı isyan, aynı kahır dudaklarımızda. Sözlerin anlamıyok, laf ola harman ola. Oysa yaşananlar, oysa hakikat. Bu karda, kış kıyametteinsanlarımızın yaşadığı çaresizlik, keder. Elimiz böğrümüzde, gözlerimizde yaş,dilimizde dualar. Kilitlenmiş durumdayız. Ekranda art arda gelen haberlerleyüreğimiz sıkışıyor. Yine tuz buz olmuş, yıkılmış binalar ve o binalarınaltında yitip gitmiş canlar. Ölmekle iş bitti mi? Ya ardında bıraktıkları. Niceacıya gömülmüş, hırpalanmış, yanmış, yakılmış aileler.

Adıafat! Ne zaman, nasıl geleceğini bilemezsin. Sadece bilimsel veriler ışığındahesap edebilirsin? Dünya faniliğinde bir fani olarak ne kadar hazırlıklıolabiliriz ki? Daha dün kar yağdı diye çocuklar gibi seviniyorduk, bir deokullar tatil edildi. Ya buz dağının arkasındakiler. Karın hükmündekiçaresizler, muhtaçlar. Bunları düşünmeyi akıl edebilir miydik? Cevabımız belkievet! Ama anlık olarak bize sunulan mutluluk? Ne kadar da kıymetli değil mi?Ama kıymet bilmeden, kıymeti bilinmeden yaşayabileceğimiz bir kıyamet bizinerelere götürür? Dünya faniliğinde bir fani olarak aslında bu gibi deprem,yangın, sel gibi afetlere hazırlıklı olmamız gerekir mi? Gerekir, hazırolabildiğimiz ölçüde. Oysa şu an yaşadıklarımız anlık bir yaşanmışlığıngöstergesi değil. Zamana hükmeden, nesillere hükmeden bir durum! Zamanındurduğu, sözün bittiği an.

Şehirdendeğil şehirlerden, ilçelerden, köylerden bahsediyoruz. Ülkemiz coğrafyasınınönemli bir bölümünden. Bundan sonrası tufan, bundan sonrası kıyamet diyebilecekkadar büyük bir travmadan bahsediyoruz.

Şuan için yaptığımız tüm yorumlar, değerlendirmeler havada kalacak. Afetininboyutunun nerede başladığını nerede biteceğini bilemiyoruz. Gece 04.30saatlerinde yaşanan büyük depremin ardında yedi, sekiz saat geçmeden daha büyükşiddette deprem haberi geldi şimdi. Tokatlar art arda geliyor. Rabbim dahabüyük felaketlerden korusun milletimizi. Rabbim depremzedelerimizin üzerindenrahmetini esirgemesin.

Gözlerimekranda. İnsanlarımızı görüyorum. Yaşanan bu büyük felakete rağmen bu karda,kış kıyamette enkazların çevresinde yardıma koşan insanlarımızı görüyorum.Etten duvar örmüşler. İnsanlık bu kara günlerde kendini gösteriyor. Ne kadarinançlılar, ne kadar kararlılar. Canla başla çalışıyorlar. Ellerinden negelirse yapacaklar, her şeylerini verecekler. İşte Türk milleti, bütünasaletiyle burada. Elimizden geleni yapacağız biliyorum. Yaşadıklarımızdan öğreneceğimizçok şeyler var doğrusu.

Derinbir sessizlik. Beklenen bir tıkırtı, bir ses! Derinlerden enkazın altındansanki toprağın altından gelirmişçesine. O sesin peşinde bekleyen insanlar. Veenkazdan çıkarılan her can, bu hayatın ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.İnsan olarak ne kadar kıymetli olduğumuzu gösteriyor. Biz daha işinmuhasebesini yapamayacağız. Zaman lazım, sabretmek lazım. Her şeyden ötesi bufelaketi yaşayan insanlarımız için elimizden ne gelirse onu yapmamız lazım.