“Bir cevap geleceğine bağlanmadan bir kurumun lideri konumundaki bir dosta şöyle bir dilekte bulunmuştum. Bu dileğim "insan" olduğumuzu unutmadan "insan"ı incitmemek adına söylenmiş birkaç cümleydi aslında: ‘Sizden ricam "ben"e dayalı bir istemin değerlendirilmesi değil; ne olursak olalım, sen, ben, o farklılığında olmadan "biz" olmayı düşünerek özellikle camiası içerisinde yer aldığımız insanlarımızın moral ve adalet duygularıyla oynamayalım.’
Koskoca kâinatta yerin nedir, yerinin mana hükmünde değeri nedir? Nefsinin değerli kıldığı her şey sana hoş gelen bir söz ise de değeri boş bir kelâmdan ibarettir. Özünde ve gayretinde mana insan olmak, hakkınca Hakk'a layık insanca yaşamak ve de hizmet etmektir.
Vaktimin altı saatini boş kof bir mesele üzerine kendi içinde bir "ene" mücadelesinde geçirdikten sonra aziz bir dostumun, değerli bir büyüğümün şifa sözleri ışığında asıl durmamız gereken yeri hatırlattı; kendimize getirdi. Pergel misali asıl durduğu sabit noktadan hiç sapmadan kendi çapımızda dönmeye devam etmeliyiz. Hak uğruna göstereceği gayretle.. O gayret de Allah rızası için. Bu sözlere bağlamı Yunusça tamamlayalım: "Bırakalım bu dünyadaki dükkânımız yağma olsun!"
Gençlerimize, evlatlarımıza bu vatanın asıl ve asil sahipleri olduklarını hiç unutturmamalıyız. İstedikleri yönde özgürce kanat çırpsınlar ama; ruhlarına çalınan mayadaki özü unutmadan. İnsan olmanın Türklüğün ve Müslümanlığın birleşiminde kültürüne yansıttığı varlık sebebini unutmadan.
Bu dünyanın yüz akı olan bir milletin kendi içindeki bütün aşağılamalarına rağmen ayakta dimdik durmayı öğretmeliyiz. Onun asırlardır büyük bir çile ve sabırla özümsediği, varlık sebebi saydığı "İlây-ı kelimetullah" yolundan sapmadan.
Aile ocağından aldığı can suyunu anne, baba, ata, nine, kardeş, yaren, yoldaş hükmünde ne olursa olsun, kim olursa olsun; ben, sen, o, biz, siz, onlar fark etmeden sadece ve sadece "insan" olmanın farkındalığında hayatına rehber edinmeli.
Bu öyle bir rehber ki, insanlığın haysiyeti, insanlığın nuru, insanlığın yüz akı, insanlığın kurtuluşu en sevgilide tamamlanmalı. Sözler gönülden gönüle aktarıldığında ilahî mısraları nasıl da haykırıyordu: " O her hayrın başıdır. /Sözlerin sultanıdır. /O her hayrın başıdır."
Maziden atiye milyonlar O'nun şefaatine muhtaç halde şifa, rahmet dilekleriyle salâvatlar eşliğinde ellerini göğe doğru açıp, gözleri yaşlı, gönülleri yaralı dua ve niyazda durmadılar mı? Umuda dair tüm hayır dileklerinin anahtarı önce Yüce Yaradan'a ve nebiler nebisi Peygamber efendimizde, rehberimize aittir. Hangi yöne dönersek dönelim, hangi inançtan olursak olalım bizim inancımız "insan"la başlanır, "insan"la tamamlanır.
"Ben aşksız insanlar görüyorum: huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar, gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar; hala büyük pazarlıklar peşindeler, hala büyük ihalelere giriyorlar.."
"Allah diyor ki gönlü kırık olanlarla beraberim."
Fethi Gemuhluoğlu
İşte o öyle bir tohumdur ki insan olmakla şereflenmiş, yaratılanların içinde sahip olduğu kıymet esasında varlık sebebini bulmaya yönlendirilmiştir. Bundan ötesi, bundan sonrası ne gam ki, sebeb-i hayatımız bu haysiyete, bu şerefe talip olmaktan geçer. Ne mal, ne mülk, ne paye, ne ihtişam, ne de makam hepsi bu dünyanın bir fanisi olmanın gerçeğinde ezel bezmindeki aşka vasıl olmanın gerçeğindedir.
Diyorum, basit içi boş ve kof bir mesele üzerine altı saatimi bu dünyanın adaletine, bu dünyanı gereksiz boş laf ü güzafına kaptırdığım bir an ki geçtiğim sınavın neresinden bakmam gereken o aziz dostumun, o değerli büyüğümün sözlerinde saklıydı: " Dünya, makam, mevki işleriyle uğraşanlar ziyandadır, vaktini boşa harcamaktadır, hele bu "esnaf" takımını kafaya takmaya hiç değmez. Güzel iş yapan unutulmaz, kenarda, sabırla, temiz kalarak işimizi işleyelim, güzellik üzre yazılarınıza devam edin bence... Böylece daha da derinleşerek, çevremize daha faydalı olacağımızı düşünüyorum, âcizane." Sırra talibiz dedik ya, o yüzden sözü gizeminde bırakalım, bu sözün sahib-i hayratını ileriki bir yazımızda onu anlatırken açıklayalım.
Bir düşüncem vardı, bir kaç aydan beri kurguladığım hikâyelerimin ortak temasını insanların hayal kırıklıkları üzerine tasarlayacaktım. Ama zaten hayatının her zerresinde hayal kırıklıklarının ağızda sakız gibi devamlı çiğnendiği, sadece konuşan her ağzın hayatımızın her anını isnatsız, mesnetsiz zehirlediği bu ortamda ümide, yeni heyecanlara ihtiyacımız vardı.
Rehberler rehberinin nurlandırdığı yolda insan duraksamamalı, inancından zerre taviz vermeden mücadelesine devam etmeli. Tek cümle üzere; o da Allah rızası için.
“Bir tohum gerek diyoruz. İnsanın içine düşmeli. Orada yeşermeli. Orada göğermeli. Orada başak tutmalı. Harmanı hasadı insanın içinde olmalı. İnsanın içinde savrulup içinde ambarlanmalı... İnsan ona değirmen kesilmeli. Bu değirmen bizde çağıldamalı"
Fethi Gemuhluoğlu
İlim mi bendedir, para mı bendedir, makam mı bendedir? Bende olan asıl bendeliktir. Öyle bir bendelik ki tüm insanlığa kollarını, gönlünü açtığın bir bendelik. İşte insana bahşedilecek en büyük haysiyet ve şeref!.
Kalbi, gönlü kırık, yaralı, gözü yaşlı, çaresizlikler içerisindeki insanlığa yapılacak bir sadaka. Para yardımı mı? Hayır! Hayır içinde hayır!. Bazen bir tebessüm, bazen bir sırt sıvazlama, bazen düşmüşsen ayağa kaldırma, bazen de bir kerecik olsun onu dinleme! Evet, onun varlığını kabul etme ve dinleme!. Birbirimizi görmeye, birbirimizi dinlemeye o kadar çok ihtiyacımız var ki. Herkes varlığınca kendini ifade etmeye çalışıyor.
İfade bahtına erişemeden, kendini kendince anlatamadan tükeniyor, yok oluyor, elimizden kayıp gidiyor. Hele günümüzde binlerce kayıp, yitik arasında yaşıyoruz. Teknolojinin elinde esir düşen ahlaki varlığını kaybeden insan kazandığı, sahip olduğu onca payenin, onca malın, onca varlığın hiçbir anlamı yok.
Bir cevap geleceğine bağlanmadan bir kurumun lideri konumundaki bir dosta şöyle bir dilekte bulunmuştum. Bu dileğim "insan" olduğumuzu unutmadan "insan"ı incitmemek adına söylenmiş birkaç cümleydi aslında: "Sizden ricam "ben"e dayalı bir istemin değerlendirilmesi değil; ne olursak olalım, sen, ben, o farklılığında olmadan "biz" olmayı düşünerek özellikle camiası içerisinde yer aldığımız insanlarımızın moral ve adalet duygularıyla oynamayalım."
Bu istemimizde de insanların içindeki varlık sebeplerinden kaynaklanan umudu kaybetmemeleriydi aslında. Sevgi ve aşkla donanmış insan, ona hükmedilen her zorluğun altından kalkmasını bilmiştir. O güç onun yaradılışında, onun tohumunda saklıdır. İnsan olmaya, insan olma haysiyetine sahip olmanın sırrına vakıf Âkif'in sözleri bütün bu ifadelerimizin rehberi olacaktır:
"Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,
Günler şu heyulâyı da er, geç, silecektir.
Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma,
Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?"