AYRANIMIZ KABARIYOR, SONRA UNUTUYORUZ!
“Fest fuud” yaşam tarzı yemenin içmenin dışında yaşamımızın her alanına anına egemen oldu...
Duygularımızda da “fikri takip” kalmadı.
Sanırım 6 yıl oldu. Gökova Körfezi’nin cennet Akbükü’nde akıllara gelmez, inanılmaz bir cinayet işlenmiş, sahilde neredeyse denizin içindeki güzelim Sakız Ağaçları bir gecede bir canavarın elindeki motor testere ile doğranıp yerle bir edilmişti.
Akbük değil, Menteşe, Muğla değil, Türkiye ayağa kalkmıştı. Çevreciler hop oturup hop kalkmıştı. Aslında yaşanan bir “ayran kabarması”ydı. Sağcımızın da solcumuzun da genetiklerinde bu vardır...
O canavar yakalandı mı, yakalandı ise ona ne oldu bilen yok... Ayranımız kabardı geçti, unuttuk...
Bildiğimiz tek şey ayranımızın kabarması sayesinde katledilen ağaçların yerine yine nesli tükenmekte olan Sakız Ağacı’nin dikilmesi gerekirken, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Akbük Sahili'ndeki katliamın izlerinin silinmesi için, kesilen 30 ağacın hemen yanlarına 80 sığla ve 40 menengiç olmak üzere 120 fidan dikmiş olmasıdır..
Buna şükrettik, ormana teşekkür ettik... Ve unuttuk... Ayran kabarması geçmişti...
+
MÜHÜRLEDİLER YA SENEYE DE YIKARLAR
O fidanlar tuttu mu tutmadı mı bilmiyoruz. Gidip bakmadık bile... Sakız Ağaçlarını katleden canavarı da unuttuk...
Aradan geçen 9 yılın sonunda aynı yerde Akyaka’daki Akçapınar Sahilinde olduğu gibi TİNY HAUSE’lar ortaya çıktı, bir gecede... Her biri bir tır uzunluğundaki 12 tiny hause denize dikine yerleştirilirken, bu yeni cinayetin adeta üstü örtülmek istenircesine ‘olmaması gereken yol’ ile arasına oldukça yetişkin ‘Palmiyeler’ dikilmiş, palmiyelerin önüne çiçekler sıralanmış...
Haberimiz olmamış!
Oysa geçen hafta Menteşe Belediyesi bu kaçak yapılaşmayı mühürlemiş. Nedense bizimle ve kamuoyu ile paylaşılmamış... Be bu köşeden yerel yönetimlere ve Valiliğe “Neredesiniz?” diye sorunca, ekiplerin gidip, her kimse talancının başına tiny hause’larını yıkacaklarını sanıyorduk...
“Neredesiniz?” sorumuz akıllarına aynı yerde Turnalı ile Çınar sınırında yıllardır var olan “tenekeli mahalleyi” getirdi. Hafta başında Menteşe ve Ula Zabıtaları gidip “gecikmiş mühürleme” işini gerçekleştirdiler. Nasip olursa seneye de yıkarız inşallah...
Ne dersiniz, yıkar mıyız?
+
BİZDE MÜHÜR, NAZAR BONCUĞUDUR!
İki belediyemizin hafta başında yaptığı mühürlemeyi facebook sayfamda “Akbük Diye Eeryat Ettik, Çınar’da Mühürleme Yaptılar. ‘Kaçak Yapıya Geçit Yok’ Diye Açıklamada Bulundular... Beni Bi Gülmek Aldı...” başlığı ile paylaştım.
İki belediyemizden bir karşı ses gelmedi. O ses Datça’dan “Beni Bir Gülmek tuttu” başlığı ile Sedat Kaya’dan geldi. Dünkü yazımda da vurguladım, yazısına “Özcan Özgür yazmış Hamle Gazetesi'nde. Menteşe Belediyesi ‘Kaçak Yapıya Geçit Yok’ demiş. Ben de okumaya başladım ama bir yerde koptum. Ciddi ciddi kahkaha attım. Gözümden yaş geldi.” diye başlamış.
Tabii O da Datça’daki mühürlemeleri anlatmış. Ha Datça ha Menteşe... Parti mühim değil, ‘anlayış’ aynı olunca. Aslında Muğla kıyılarının mühürlemesi başka yerlerin mühürlemesine benzemiyor. Mühür bizde ‘nazarlık’ gibi..
İnanmayan gitsin Akbük’e baksın. Adam yakında müşteri kabul etmeye başlar. Menteşe Belediyesi ‘yıkım’ için Muğla Büyükşehir Belediyesine başvuracakmış. Orası da komisyona havale eder...
Bizi de bi gülmek alır...
Güya bugün bu konuyu ele alacaktım, ama Behçet Saatcı&Kadem Mete sataşmasına bakmalıyım...
Haa bir de dün Büyükşehir Belediyesi’nin Temmuz ayı toplantısı varmış. Toplantıya Deştinliler de katılmış. Deştinliler, Meclisteki imar iptali kararına destek verirken, Başkan Ahmet Aras’a yönelik karalama kampanyaları olduğunu öne sürerek duruma tepki göstermişler.
Bu Deştin meselesi de “Cambaza bak”a dönüştü...
+
DATÇA’NIN EŞEKLERİ HALA TUTSAKMIŞ...
Evet kıyılarımızda yapılan mühürlemeler başka yerlerde görülmüş değil. Biri çıkıp derlese kitap olur...
Bu konuyu mutlaka ayrıca ele alacağımdan emin olabilirsiniz...
Ne demiştim? Ayranımız kabarıyor, sonra unutuyoruz demiştim... Ne oldu Datça’nın eşekleri? Unuttuk tabii. Fikri takip yok...
Dün Sedat Kaya facebook sayfasında “Yaban Eşeklerinin Kardeşi Var” başlığı ile anımsattı. Yazının girişinde şu ifadelerde bulunmuş:
“Datça Belediyesi'nin valilik kararıyla topladığı yaban eşeklerinin kaderi henüz belli değil. Toplanma sırasında, torpille göreve getirildiği iddia edilen belediye veterinerinin uyguladığı vahşet hafızalardan silinmedi. O anlar, sadece hayvanlara değil, insanlığımıza da darbe vurdu.
Belediye halktan gelen büyük tepkiler sonrası iyi niyetle sorunu çözme çabasında. Bizzat başkan ve ekibi görüşmelerle, yazışmalarla yoğun mesaideler. Fakat eşekler hala dar bir alanda, kavurucu 40 derece sıcağın altında, ne olacağını bilmeden bekliyor. Ne gölge var ne özgürlük. Ne suyun serinliği, ne toprağın ferahlığı...”
Sedat Kaya yazısında hayvan dostu bir dostunun adını vermiş. O dostunun çiftliğinde eşeklere bakabileceğini yazmış. Bende yorumlara “Muğla il merkezinde de Vatandaş Ahmet var.” diye yazdım...
+
BEHÇET SAATCI AK PARTİLİLERİ BİRLEŞTİRDİ...
Önceki gün Fethiye’den Orhan Okutan’ın paylaştığı “Behçet Saatcı paylaşımını” paylaşırken, “Bu çok tartışılır” demiştim, ama öyle olmadı... Ne zaman Kadem Mete sosyal medya hesabından karşılık verdi, o zaman tartışma başladı. Yoksa kimsenin haberi olmayacakmış.
Artık görmeyeniniz kalmamıştır, Behçet Saatcı x hesabından “Muğla’da isminin yanında Mv. yazan malum beyler. Aydın Hoca’dan utanın. Birilerinin iş takipçiliğine verdiğiniz mesainin %1’ini, Muğla ve Fethiye’nin sorunlarını çözmeye verseydiniz, sizin ifadenizle bu işler, Derik’li Hoca’ya kalmazdı.” diye paylaşım yaptı.
Kadem Mete üstüne aldı. Yakup Otgöz sessiz kaldı, ama O’nun yerine üstüne alanlar çıktı...
Kadem Mete ise sosyal medya hesabından “Son 10 yılda gitmedik parti bırakmayan zat:” diye hitapta bulunarak şu ifadelerde bulundu:
“Şimdi de AK Parti'ye yalanıyor olabilirsin geçmişte defalarca gelirim ama yüz görümlüğü isterim, gelirim ama başlık isterim diyerek sürekli kıvırtmalarına bizler alışığız, anlaşılan kendisine methiyeler düzdüğün yeni bir kapı bulmuşsun. Olabilir saba yakışır, ama şu iş takipçiliği yapan ve yapılanı açıklamazsan müfterisin. Kişi kendinden bilir işi iş takipçiliği yapan da şerefsizdir iftira atan da.”
Kadem Mete’ye alışığız, ama Behçet Saatcı’ya kullandığı dili yakıştıramadım. Olmamış, “duayen” dediğimiz biri derdini başka türlü de anlatabilirdi.
Ki iş takipçiliği Muğla’nın kanayan yaralarından biri. Behçet Başkanın bildiği bir şeyler olmalı. Bizleri kamuoyunu aydınlatırsa büyük hayra girer...
Kadem Mete’nin hitabını da yakışıksız buldum... Behçet Saatcı “ideolojik çizgisinden sapmadan” şartlara göre davranış gösterdi. Elbette öyle şey yapmaz, ama Kadem Mete bir başka partiye gitmek istese acaba hangi parti kendisini kabul eder...
Benim bu restleşmede asıl dikkatimi çeken, Kadem Mete’nin Aydın Hoca ile ilgili bir şey dememiş olması ve Kadem Mete’yi seven sevmeyen AK Partlililerin Behçet Saatçı’ya karşı bütünleşmeleri oldu. Behçet Başkan galiba AK Partilileri birleştirdi...
+
CHP’LİLER MUĞLA’DA DA ADLİYE KORİDORLARINDA
Benim bugün asıl ele almam gereken konu önceki gün Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava olmalıydı. Yarım yamalak yazmak istemedim...
CHP’lilerin “19 Mart Darbesi” olarak kabul ettikleri “İmamoğlu operasyonunu” protesto eylemleri nedeniyle haklarında soruşturma başlatılan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ile CHP Muğla İl Başkanı Yardımcısı Mehmet Barut, İl Gençlik Kolları Başkanı Nazım Şardoğan’ın da aralarında olduğu 6 şüpheli Perşembe günü ilk kez hakim karşısına çıktılar.
CHP Muğla Milletvekilleri Av. Gizem Özcan, Av. Cumhur Uzun ve Süreyya Öneş Derici’nin de katıldığı duruşma 16 Ekim’e ertelendi.
Onlardan önce CHP’nin Bodrumlu Parti Meclisi (PM) Üyesi M. Alkım Denizaslanı ve CHP Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl hakkında dava açılmıştı.
Haftaya bu davaya ve kalan hepsine bakarız... Herkese geçmiş olsun...
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; İnsanların umutlarıyla oynama, belki de sahip oldukları tek şey odur. --Konfüçyüs