“Orhan Okutan arkadaşımız da ‘Fethiye Alternatif Bakış’ da ‘Bir Soruşturma Mı Var, Görevden Mi Alınacak?’ diye başlık atmış... Aslında bugün onu yazacaktım, olmadı, yarın bakarız...”
Yerim kalırsa bugün bakarız. Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca’da öteki belediye başkanlarından geri durmamış, dünkü yazımda dikkat çektiğim “kampanya” çerçevesinde “Büyükşehir Belediye Başkanımızın yanındayız” diye açıklama yapmış. Orhan Okutan arkadaşımızda “Sahip Çıkma Kampanyası, ‘Acaba bir şey mi var?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.” diye yazı kaleme almış.
Bugün bu yazıyı ele alacaktık... Bilgisayarın başına oturdum, başlamadan bir sosyal medyaya, haberlere bakayım dedim, sponsorlu olduğundan mı ne önüme düşen künyesiz Birgün manşeti “Çevreci Ahmet Aras'a bak sen! Termik Santral ve Nükleer Santral kurmak için şirket aldı” başlığı ile önüme düştü.
Tam da CHP iktidara yürürken, Muğla’nın doğal ve tarihi çevresi “talanla” karşı karşıya iken bir başka “talan ihtimalini” görmezden mi gelmeliydim?!
+
“Çevreci” Ahmet Aras iddia bile olsa “Nükleerci” çıkarsa gazetecinin görmezden gelme lüksü olur mu?
Dünkü yazımdan bir önceki “Ben dostlarımın arkasında değil yanlarında olurum!” başlıklı yazıma şöyle başlamıştım:
“Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bir süredir Büyükşehir Belediyesi ile MUSKİ’ye yönelik eleştiri ve sorgulamada bulunan herkesi, adeta ‘en iyi savunma saldırıdır’ dercesine topa tutuyor. Kurunun yanında yaş ta yanıyor. Büyükşehir Belediyesi ile ilgili herhangi bir olumsuzluğu dile getirmek isteyen gazeteci ‘Çimentocularla anılırım’ kaygısı ile ‘kontrpiye’ de kalıyor... Golü yiyen ise vatandaş oluyor...”
O yazımın bir yerinde de “Yani o yayınlara karşı durmakla birlikte, o yayınlarda ‘acaba’ dedirten iddiaları sorgulamakta da imtina edemem. Bağımsız bir gazetecinin görmezden, duymazdan gelme lüksü, hakkı olamaz... Sormam sorgulamam, eleştirmem gereken bir konu, çimentocular gündeme getirmiş olsa da es geçemem... Geçersem gazeteci olamam...” şeklinde ifadem olmuştu...
Yaygın olarak çimentocuların sahibi olduğu ifade edilen Künyesiz Mevkuteler giderek “şehrin turnusol kâğıdına” dönüşüyor...
Hadi “Çevreci Ahmet Aras'a bak sen! Termik Santral ve Nükleer Santral kurmak için şirket aldı” başlığını salt Ahmet Aras Başkan da “Hakkımda karalama kampanyası yürütülüyor” dediği için görmezden gel..!
+
“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler... Burada duman da ateş de var...
Spotunda “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın ‘çevreci’ imajıyla kamuoyunu oyaladığı süreçte, perde arkasında kurulan şaibeli bir şirket ve onun jet hızıyla MUSKİ’ye devri kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü.” diye yazan editör “Muğla Flash’ta yer alan habere göre;” ifadesini kullanarak, spotu yinelemiş.
Yani haber Flash’ınmış... Ne fark eder? Ki bu gazetelerde yer alanların aynı elden çıktığı her haliyle belli...
Neyse, ha Flash ha Birgün... “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın ‘çevreci’ imajıyla kamuoyunu oyaladığı süreçte, perde arkasında kurulan şaibeli bir şirket ve onun jet hızıyla MUSKİ’ye devri kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü.” diyen haber şöyle devam ediyor:
“13 Haziran 2025 tarihinde kurulan Muğla Yiğit Enerji İnşaat Ltd. Şti., yalnızca 45 gün sonra, hiçbir faaliyet göstermeden Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (MUSKİ) devredildi. Şirketin kurucusu ise sıradan bir iş insanı değil: CHP Muğla Gençlik Kolları İl Sekreteri Yiğithan Erdem.. Şirket, 1 milyon TL sermaye ile kurulmuş gibi görünse de, kulislerde dolaşan bilgilere göre şirketin kurucusu Yiğithan Erdem’in ekonomik gücü böylesine büyük bir yatırım için yetersiz. Bu durum, akıllara klasik bir soruyu getiriyor: ‘Bu parayı kim verdi?’.. Hiçbir ticari faaliyeti olmayan, proje üretmeyen ve gelir yaratmayan bir şirketin, kamu kurumu olan MUSKİ’ye bedelsiz şekilde devredilmesi, olayın siyasi ve hukuki boyutunu daha da derinleştiriyor.”
+
Bu haberi ciddiye almayabiliriz. Ama haber doğru... Böyle bir şirket var ve bu şirket MUSKİ’ye ‘bedelsiz’ devredilmiş. Ki Menteşe’nin önceki Başkanı Bahattin Gümüş de Yerkesik’te kurulmuş bir şirketi belediyeye kazandırmıştı. Emin değilim, ama galiba Bahattin Başkan şirketi satın almıştı...
CHP Muğla Gençlik Kolları İl Sekreteri Yiğithan Erdem ise 1 Milyon TL sermayeli şirketi MUSKİ’ye “karşılıksız” devretmiş. Burada çok sorgulamaya da gerek yok... Yapılan normal gibi geliyor. Bugünün gençliği böyle işte; idealist ve fedakâr...
Yiğithan’ın 1 Milyon TL’si olmayabilir de. Çok da anlamam ama o sermaye ‘ödenmemiş sermaye’ olamaz mı? Yok ödenmiş ise MUSKİ ödemiş de olabilir.. mi? Öyleyse o para MUSKİ kasasından çıkarken, gereken yerde ne diye çıkış gösterilmiştir.. Bilemiyorum... MUSKİ’nin tasarrufunda “satın alma” yok... Olsaydı ‘şaibeli’ olurdu, ama yok...
Neyse bu işlerle ilgili olanlar bilirler. Belediyeler artık Cumhurbaşkanı onayı olmadan şirket kuramıyorlar. Bu yüzden belediyeler de çareyi ‘hülle’ de bulmuş olmalılar...
+
Haber “Enerji Santrali Yetkili Şirket: Hidroelektrik, Güneş, Rüzgar, Termik ve Nükleer” ara başlığı altında şöyle devam ediyor:
“Muğla Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarında açıkça görülen meslek kodu, şirketin faaliyet alanının enerji santrali inşaatı olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik sadece temiz enerji değil; termik santral ve nükleer santral yapımı da dâhil. Kendisini çevreci söylemlerle kamuoyuna pazarlayan Ahmet Aras’ın, termik santral kurma yetkisi bulunan bir şirketi kamuya aldırması, çevreci samimiyetini de sorgulatıyor.”
İşte bu nokta da haber daha dikkat çekici hale geliyor.
Ancak ardından gelen “Şirket önce siyasi yakınlıktaki bir kişiye kurduruluyor, ardından kamuya sıfır maliyetle devrediliyor. Böylece hem mevzuat atlatılıyor hem de kamu denetiminin dışında bırakılmış bir şirket üzerinden ileride yapılacak büyük çaplı yolsuzluklara hazırlık yapılabiliyor.” ifadelerini ben manipülatif buluyorum.
Haberde ardından da “Çevre dostu projeleri destekliyoruz diyen Aras, el altından termik santral yapabilecek bir şirketi belediye envanterine katıyor. Bu durum, Muğla halkına yapılan bir aldatmacadan başka bir şey değilse nedir?” denilerek kamu adına sıralanan “Bu şirket üzerinden ileride kamu kaynakları mı aktarılacak? İhaleler bu şirket üzerinden mi dağıtılacak? Asıl hedef, çevreci görünüm altında enerji yatırımı bahanesiyle yeni bir rant düzeni kurmak mı? CHP’li il yöneticisinin açtığı şirket nasıl bu kadar kısa sürede MUSKİ’ye devredildi? Şirketin 1 milyon TL sermayesini kim finanse etti? Termik santral ve Nükleer Santral yetkisi bulunan bir şirket neden MUSKİ’ye alındı?” sorularını da kafa karıştırıcı buluyorum...
+
Sonunda “korsan” olarak nitelendirdiğimiz yayın mecrasının bir haberi benim köşemde de yer aldı.
Ee yer alır tabii, Ahmet Aras Başkan verdiği yanıtlar ve yaptığı fevri açıklamalarla bu yayınları “meşru” hale getirdikten sonra olacağı budur... Bu haberi ciddiye aldım.. Tabii bundan önce de ciddiye aldığım haberleri oldu, ama bulaşmak istemedim. Ancak buna dayanamadım.
Elbette ben Ahmet Aras’ın termikçi olmadığını, termikçi olmadığı kadar nükleerci olmadığını da biliyorum. İstese de nükleer santral kuramayacağını, MUSKİ’nin buna imkânı olmadığını ve olamayacağını sizlerde bilirsiniz...
İyi de efem, sözleşmesinde iştigal alanında adında “Termik Santral ve Nükleer Santralın” yer alan bir şirketi neden satın alıyorsun? Şirketi sen kurdurduysan termiğe, nükleere neden yer veriyorsun?
Allah aşkına siz şaka mısınız?
Yukarıda dünkü yazımı “Orhan Okutan arkadaşımız da ‘Fethiye Alternatif Bakış’ da ‘Bir Soruşturma Mı Var, Görevden Mi Alınacak?’ diye başlık atmış... Aslında bugün onu yazacaktım, olmadı, Yarın bakarız...” diye noktaladığımı ifade etmiştim. Bu ifademin öncesinde “Kime ‘danışıp’ yapıyorsunuz bilmiyorum ki, ‘Ahmet Aras’ı Yedirtmeyiz!’ diye kıyametler kopuyor. Millete ‘Acaba?’ dedirtiyorsunuz.. Yoksa karnınızı ağrıtacak bir şey mi var...?” diye sormuştum.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras kolay kolay kimseye sosyal medya hesabından yanıt vermez, açıklamalarda bulunmazdı. Yeni danışmana sahip olduğundan beri, elinde tuzluk “Hıyarım var” diyene koşturuyor...
Onlara “korsan” diyor, “karalama kampanyası yürütülüyor” diyor, “Linç girişimi” diyor... Onlara yanıt veriyor, açıklama yapıyor. Bizim künyemiz belli diye mi ne bize kelamı yok... Sorularımız havada kalıyor...
+
Ben yine de soracağım...
Gençlik kollarından birine şirket kurdurmak veya onun iradesiyle kurduğu şirketi bünyenize almak nereden aklınıza geldi? Bu ‘termikçi, nükleerci şirkete’ neden gerek duydunuz, bu şirketle ne yapacaksınız? MUSKİ’nin sayaç bakma ve tahsilatını özelleştirecektiniz, “şaibe olur” diyen tepkiler karşısında vaz geçtiniz. Yoksa bu işi bu şirkete mi yaptıracaksınız? MUSKİ çalışanının “Hatırlı şirketin sayacını okumasında, tahsilatında” yarattığı sıkıntı bu şirketle yaşanmaz mı? Niyetiniz ne?
MUTTAŞ’ın satın aldığı tarihi yapı ile ilgili sorularımıza yanıt verilmedi, bakalım bu sorularda yanıtsız mı kalacak...
Başlık ne mi olacak? Yarın bakarız...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Yalnız bir noktada haklısın. Fenalığı kabul etmemek lazım. Haksızlığı her kabul ediş, daha büyüğünü doğuruyor. --Ahmet Hamdi Tanpınar