Özcan Özgür
İŞ İŞTEN GEÇTİ Mİ?
Dünkü yazımı “Yarın Süleyman Akbulut Başkan’ın sözleri ile devam edelim...” diye noktaladım.
Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut bir meslek örgütünün başında “mesleğini icra eden ve geçimini icra ettiği meslekten sağlayan” meslektaşlarımızdan biridir.
Bir süredir Mabolla Medya’ya emek veriyor. Fırsat buldukça takip ediyorum. Yerelde olup biteni merak ediyorsanız izlemenizi tavsiye ederim... Hafta sonunda 17 Ağustos Pazar günü youtube da “Süleyman Akbulut Yorumluyor...” programında “Ahmet Aras yanlış yapıyor” başlıklı ‘haber/yorum’ söyleşisine denk geldim. Programın tamamını izlemek isteyenler, Süleyman Akbulut’un facebook sayfasındaki “Kaybeden Sadece Ahmet Aras Olmaz” görseliyle yaptığı paylaşımdan izleyebilir.
Bugün o “yanlışın”, “Ahmet Aras ile birlikte kimler kaybeder”in altını çizmek istiyorum.
Sanki biraz da iş işten geçti gibi, ama olsun...
+
“KULİS HABER BİR GAZETECİLİĶ GERÇEKLİĞİDİR.”
Dün meslektaşımız Hayrettin Şaşmaz bu başlıkla “Kamu yararı var ise...” diye de not düşerek şu paylaşımı yaptı:
“Kulis haberciliği, bir gazetecilik gerçekliği. Bir gazetecinin doğruluğunu teyit ettiği ancak kaynak ya da kanıt gösteremediği önemli bir haberi kamu yararına ‘kulis bilgisi’ olarak sunması anlamına geliyor. Bir kulis haberini etkili kılan ise ‘yalanlanamaz’ güçte olması. Eskiler derdi ki; ‘Bokla dövüş olmaz kazansan bile boka bulaşmış olursun.’... Bu sözün üzerine kitap bile yazılırdı da neyse...”
Hayrettin Şaşmaz Hocamın böyle “bilmece, bulmaca” gibi paylaşımları vardır. 5N+1K arama... Ev ödevi gibi, bu paylaşım boşuna olmadığına göre “Kime söylenmiş, neden söylenmiş, ne olmuş” siz bulacaksınız!
+
AHMET ARAS’A YÜRÜYÜN, TANININ...
Ayağıma geldi. Yorulmadan buldum. Varlığından Ahmet Aras Başkan sayesinde haberdar olduğum internet gazetesi “Bodrum Sıcak Haber”in bir çıkartmasını Bodrum’dan bir dost iletti. Sonra gazetenin Ahmet Aras Başkan’a “Basını engelleyerek susturamazsın!” diye seslenen protest metnine ulaştım.
Başkan Aras sayesinde bir gazeteyle daha tanışmış olduk... Daha önce de “çimentocuların” olduğu söylenen (Bunu ilk söyleyen de kendisidir) internet gazeteleri “Muğla Flash Haber”, “Muğla Bir gün”, “Muğla Net”, “Muğla Meydan” ile sayesinde tanıştık. Bu korsan gazeteleri yayınlarına cevap vererek “meşrulaştırırken” varlıklarından haberdar olmamızı, bilinir tanınır hale gelmesini sağladı.
Bu konuda mütevazı değilim. Muğla’da günlük yazan ve en çok okunan bir iki kalemden biriyim. Ancak adı geçen mevkutelerin artık benden çok takip edilip okunduklarından eminim...
Şimdi onlara “Bodrum Sıcak Haber” de eklendi. Bilinmedik yayınınızı tanınmak, okutmak gibi bir derdiniz mi var, Ahmet Aras Başkan’a yürüyün, O elinde ‘tuzluk’ bekliyor, hemen koşar gelir. Anında tanınırsınız...
+
“KULİS HABERCİLİĞİ, İDDİALARA DAYANIR!”
Bodrum Sıcak Haber’in emekçilerinden Eylem Yolcu’nun kaleme aldığı “Basını engelleyerek susturamazsın!” başlıklı protest metninde “Ahmet Aras, Bodrum Sıcak Haber'in kulis haberciliği kapsamında yayımladığı 'AK Parti'ye geçiş iddiaları' haberinin ardından yalnızca hukuki süreç başlatmakla kalmadı, kurumda çalışan tüm gazetecileri kişisel sosyal medya hesaplarından engelledi. Basın emekçilerine yönelik bu tavır, kamuoyunda 'basına engel' olarak değerlendirildi.” demiş.
Eylem Yolcu, metninde, “Kulis Haberciliği, İddialara Dayanır” ara başlığı ile şöyle devam ediyor:
“Yaptığımız haber tamamen ‘kulis haberciliği’ kapsamında değerlendirilmelidir. Kulis haberciliği, siyasi ve bürokratik çevrelerde konuşulan, perde arkasında dillendirilen iddia ve yorumların kamuoyuna aktarılmasıdır. Bizim haberimiz de bu tanım çerçevesinde kaleme alınmış, iddialara dayalı bir kulis haberi olarak yayınlanmıştır. Haberde herhangi bir kesinlik vurgusu yapılmadığı gibi, Sayın Aras’a cevap hakkı tanınması gerektiği de ortadaydı. Ancak Sayın Aras, demokratik teamüller gereği yapılması gerekeni değil, kişisel tavırlarla ‘susturma ve cezalandırma’ yolunu tercih etti.”
Görüyor musunuz, şimdi de Eylem Yolcu tanınır hale geldi...
+
HABERİN ÖZNESİNİN SÖZ HAKKI DA GÖZETİLMELİDİR
Evet “Kulis haberciliği” diye bir şey vardır... Kulis haberciliğini ben de yaparım. Üstelik ‘siyasi yaşam’ ile ilgili gazeteciler ister istemez bu yöntemi kullanırlar. Yapmayan gazeteci “suya sabuna dokunmayan” gazetecidir...
“Okuma yapmak” diye de bir şey vardır. Süleyman Akbulut arkadaşımız “Mabolla Medya”da hafta da bir sanıyorum Pazar günleri “Süleyman Akbulut Yorumluyor...” programında yaptığı da o... Olaylar, haberler, açıklamalar üzerinden “okuma” yapıyor... İsterseniz elinize ‘toplumu ilgilendiren’ ama ‘özel yaşama girmeyen’ bir fotoğraf veya video görseli de alır okuma yaparsınız. Yıllar önce Hamle TV’de Vatandaş Ahmet ile okuma yapardık. Tabii bu yapılanlar bir niyet okuma, fal bakma da değildir.
Özellikle siyasiler biz “gazetecilere” genellikle “off the record” diye uyarıda bulunarak ‘malzeme’ verirler. Gerçi “off the record” aslında “gizli olarak” demektir de adam “yazılmamak üzere” anlamında uyarmıştır, o malzemeyi nasıl paylaşacaksınız...? Genellikle “Duyumlarımıza göre”, “Kulis bilgilerine göre” ifadelerine başvurulur. Sıklıkla kullanılmaz, ama “İyi haber alan kaynaklara göre” de vardır... Yeter ki ‘kasıtlı’ ve ‘belden aşağı’, ‘itibarsızlaştırma’ maksatlı olmasın. “Haber verme özgürlüğü” sınırları içinde kalsın...
Evet, “Kulis haberciliği, bir gazetecilik gerçekliğidir. Bir gazetecinin doğruluğunu teyit ettiği ancak kaynak ya da kanıt gösteremediği önemli bir haberi kamu yararına ‘kulis bilgisi’ olarak sunması anlamına gelir.”
Valla Eylem Yolcu’nun kaleme aldığı metin de Savcılığın ‘takipsizlik’ vermeyip, iddianame hazırlaması halinde yazılı olarak verilebilecek güzel bir savunma olmuş. Keşke Başkan Aras’ın cevap hakkını kullanmasını beklemeyip, haber kaleme alınırken o ‘yanıt hakkı’ kullandırılmış olsaydı. Şık olurdu...
+
BAŞKAN ARAS NE ARA BU KADAR “KAVGACI” OLDU...
Tabii Ahmet Aras Başkan’da elinde tuzluk, “Hıyarım var” diyene koşması gerekmiyordu...
Gazetelere, gazetecilere, “görünmeyen düşmanlara” sosyal medya hesabından cevap vermek yerine yazılı açıklama gönderebilirdi. Hem böylece biz ve herkes yapılan haberden haberdar olmazdık!
Açıklama gönderdiniz, uygun bir şekilde yayınlamadılar mı, işte o zaman mahkemeye verirsiniz.
Oysa Ahmet Aras Başkan’ın “Büyükşehir başkanlık koltuğuna” oturur oturmaz yaptığı ilk iş “Büyükşehir Belediyesi’nin kendisinden önceki yönetiminin aforoz ettiği gazete ve gazetecileri akredite ettirmek” olmuştu.
Ahmet Aras Başkan ne zaman “özel danışman” sahibi oldu, o günden beri kavga ediyor. Çimentocularla kavga ediyor.. Onlara ait olduğu aşikar mevkutelerle kavga ediyor.. Kamuoyu araştırma şirketleriyle kavga ediyor... Gazetelerle, gazetecilerle kavga ediyor... KULİS BİLGİLERİNE GÖRE; Gurup Toplantısında toplantıya katılanlarla kavga ediyor...
Süleyman Akbulut’un “Süleyman Akbulut Yorumluyor...” programında dediği gibi “Karanlığa, boşluğa kurşun atıyor”...
Bakalım bizimle ne zaman kavga eder...
+
ÇİMENTOCULAR BAŞKAN ARAS’IN AYARLARIYLA OYNADI MI?!!
Süleyman Akbulut’un da deneyimli bir gazeteci olmanın yanında bir meslek örgütü başkanı olarak bu konuda söyleyecekleri mutlaka vardır. Belki önümüzdeki Pazar günü bu konuda bir okuma yapar... Biz şimdi 17 Ağustos Pazar günü ORC tarafından Ahmet Aras ile ilgili yapılan ‘imaj araştırması’ karşısında Aras’ın verdiği yanıt üzerine yaptığı okumaya bakalım. Programda Gazeteci Esma Turan, ORC Araştırma Şirketi’nin Başkan Aras ile ilgili yaptığı ‘imaj araştırması’ hakkında soru yöneltiyor. Soruyu yanıtlarken önemli tespitlerde bulunan ve Başkan Aras’ı uyaran Muğla Gazeteciler Cemiyeti Süleyman Akbulut “öfke yüklü” açıklamaları ile ilgili şunları söylüyor:
“.. bu polemikten öte yani bu sonuçların yansımasından öte veya çimentocu kokan bu açıklamaya (ORC açıklaması) rağmen daha önce neyi eleştirmiştik Ahmet Aras'ın? Bugüne kadar uygulamalarına ve toplum barışına koyduğu katkılarından dolayı övgüyle bahsettiğim sayın Ahmet Aras’a bu tür konularda cevap vermekle yanlış yaptığına inanıyorum. Yanlış yapıyor. Çünkü bir kere anket şirketleri ile kavga edilmez. Adı üstünde anket şirketi. Yani burada, bak ayarlarınızla oynayabiliyor anket şirketi sizin. Sizin verdiğiniz cevap zaten ‘ayarlarımla oynamayı başardınız’ oluyor bir yerde. Yani bu anket şirketleriyle kavga edersen çok hızlı bir şekilde seviye kaybettirir. Bulunduğunuz pozisyona, şehrinize.. Yani bunun biraz daha sakin ele alınması gerektiğine de inanan bir insanım. Hadi burada kendisi cevap vererek o çamurlu sahaya giriyor diyelim de bu sefer ben şundan endişe ediyorum, Muğla'nın kredisi bozuk para gibi harcanır diye de endişe ediyorum. Burada kaybeden sadece Ahmet Aras olmaz, Muğla'nın imajı da olur, hani bunlara cevap vermek.”
+
Burada araya giren Esma Turan araştırma ile ilgili ilk kez Ahmet Aras için yapıldığını belirterek “Yani sipariş gibi gözükebilir, değerlendirilebilir” derken, Süleyman Akbulut şöyle devam ediyor:
“Araştırma kasıtlı veya kasıtsız olabilir. Sayın belediye başkanının ve etrafındaki kurmaylarının da böyle bakması gerektiğine inananlardanım. Yani diyecekler ki, Ahmet Aras bu konuda tepki gösterse bile 'dur bakalım'.. Bir akıl takımımız var ya.. Dolayısıyla şunu demeliler, ‘öyle güzel faaliyetler yapmalıyız ki, bu tür şirketleri muhatap bile almamalıyız. Dolayısıyla yaptığın işlerle baskın bir kamuoyu oluşturmuş olursun. Baskın.. Yani dersin ki ‘biz işimize bakıyoruz, ne yolsuzluğu kardeşim, işimiz bu, işimizin başındayız, Muğla'yı bir Dünya değeri yapmak için yola koyulduk.’.. Bu kadar. Bu da size sorulursa.. Ya her seferinde oradan karanlığa, yine söylüyorum karanlıktaki boşluğa kurşun atmak gibi her ortaya atılana cevap veremezsiniz. Yani yüzde 60'lık bir yolsuzluk yapıldığına inanıyor şeklindeki yaklaşım bile aslında afaki. Yani adrese teslim olabilir, bakın birileri parayı bastırdı yaptırdı şeklindeki anketi de olabilir, ama bu seviyeyi düşürür. Anket şirketleriyle kavga etmeye gerek yok. Dün de Türkiye’nin ilk 5'inde gösteren de bu şirketler değil miydi? Eee o zaman kalkıp itiraz etmedin, şimdide itiraz etmeyin. Bırakın anket şirketleri uğraşsınlar. Ya algı yaratılabilir, bu algıya vereceğiniz cevaplar bunlar değil. Yaptığınız işler. Böyle olduğunu düşünüyorum.”
Ben de senin gibi düşünüyorum Süleyman efem, ama dinlemiyor... Sen “Ayarları” diyorsun, ben “Kimyası”... Yarın devam ederiz...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır. --Blaise Pascal