KARAKUŞ BİLMEM KAÇINCI KERE ADAY
Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş, bu yıl yapılması planlanan oda organ seçimlerinde yeniden aday olduğunu açıklamış. Şaşırmadım. Orada sahip olduğu ‘sıfat’ ve ‘sosyal statü’ ile protokoldeki yerini kim kaybetmek ister? O yüzden Karakuş’u anlıyorum.
Ancak sormadan da geçemiyorum: “Neden adaysınız?”
Bu soruya ne yanıt verir bilemiyorum, ama ‘Yıllar önce’ kendisi MUTSO’nun başına geçerken “Biz oturup da kalkmayanlardan olmayacağız” demişti. Oturuş o oturuş… Anımsatırım… Adama “Orada yapışıp kalacak ne buldun?” diye sorarlar. Ama Karakuş’a kızmamak da lazım. Duyumlarıma göre geçenlerde “Aday olmak isteyen varsa ben aday olmayacağım” demiş. Çıkan olmamış! Uğur Çolakoğlu veya Erdinç Gürsoy veya (Ermaş) Mustafa Ercan çıksa yakışırdı… Ama kimse çıkmamış!
Karakuş MUTSO Meclisi’nde adaylığını açıklarken “Karakuş açıklamasında; değişen ekonomik koşullar, dijital dönüşüm, yapay zekâ odaklı teknolojiler, yeşil ekonomi, nitelikli iş gücü ve küresel rekabet gibi başlıkların daha güçlü bir vizyonla kararlı adımlar atmayı gerektirdiğini” diye vurgulamış. Ne anladıysanız…
“Muğla Müteahhitler Derneği Başkanı Efkan Zeytinoğlu da aday” diyenler var. Tanımıyorum. Tanınırlığı olan biri değil… Karakuş’u da desteklemiyorum. Hiç desteklemedim. Vicdanım rahat. Adaylığı kendisine hayırlı olsun…
*
MUĞLA’DA HALK EKMEK YOK; EKMEK VE SİMİT FİYATLARINA YÜZDE 50 ZAM!
Bülent Karakuş yönetimindeki Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Meclisi’nde alınan kararla 3 Şubat 2026’dan geçerli olmak üzere 230 gram ekmek 20 TL, 100 gram simit (Muğla simidi dâhil) 20 TL, 100 gram poğaça 25 TL, 100 gram açma 25 TL ve 350 gram Ramazan pidesi 35 TL olarak belirlendi.
Geçen yıl (2025) ise 240 gramlık ekmek ve 100 gramlık simit 15 TL’den işlem görürken 200 gram Ramazan pidesi ise 20 liradan satılmıştı.
Buna göre, şu anda satılmakta olan 240 gram ekmek 10 gram daha düşürülmekle kalmayıp, 15 liradan satılırken 20 liraya çıkarılmış oldu. Yani zam yapmakla kalmayıp gramajı da düşürmüşler... Ramazan pidesinin 200 gramdan 350 grama çıkarılması ise iyi olmuş, ama fiyatının 20 liradan 35 liraya çıkarılması pek de iyi olmamış.
Şimdi Menteşe Belediyesi’nin veya Büyükşehir Belediyesi’nin bir “Halk Ekmek” fabrikası olmuş olsaydı, Muğlalı dar gelirli yurttaşlar 350 gram Ramazan pidesini bari 25 liradan tüketebilirlerdi…
“5 lira çok mu önemli?” diyorsanız dar gelirliye sorun…
*
“KADEM METE KAVŞAĞI” ÇALIŞMALARI DURDU MU?
Muğla il merkezinde şehir ve şehirlerarası trafiğin kalbi durumunda olan “Akıllı Kavşağa” Muğlalılar “Kadem Kavşağı” adını yakıştırmış. AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, mevkidaşı Yakup Otgöz ile vekilliklerinde geçen sürede Muğla’da gerçekleşen hizmet ve yatırımların hesabını verirken adının kavşağa verildiğini duyduğunu gülerek açıklamış ve şöyle demişti:
“2026 yılının Mayıs ayında hizmete girecek demiştik, ama şimdi böyle bir tesis, böyle bir inşaat ki bu aslında yakın zamandaki en büyük yatırımdır belki, yeni hastaneyi saymazsak diyelim. Haziran ayında bitirmeye çalışacak arkadaşlar. Gayret edecekler”
Ancak uzun zamandır kavşakta çalışma yok… Özellikle mesai giriş çıkışlarında geçit vermeyen kavşaktan geçenlerin yürekleri ağızlarında… Şükürler olsun şu ana kadar ciddi bir trafik kazası yaşanmadı. İnşallah yaşanmaz da, yaşanırsa kavşağın adı bu sefer “Kanlı kavşak” diye değişir… Temennimiz bu olamaz…
*
AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete gazetecilerin “Çalışma durdu mu?” sorularına yanıt verirken “Kötekli Farklı Seviyeli Kavşak” projesinde çalışmayı yapan müteahhit firmanın işi bıraktığı ve çalışmaların durduğu iddialarını yalanlamış.
Milletvekili Mete “Firma çalışmalarına devam ediyor. Oradaki ürünlerin birçoğu oraya has üretiliyor. Bu da bazen zaman alabiliyor. Aşırı soğuklarda da ara veriliyor ancak firma çalışmalarına devam ediyor.” demiş.
Cavit Akgün arkadaşımız da “Şehrimizin ulaşımını daha güvenli ve konforlu hale getirmek için tüm hızımızla çalışmaya devam ediyoruz. Menteşe trafiğine ciddi anlamda rahatlama sağlayacak bu projeyi en kısa sürede tamamlayacağız.” diye yazmış.
Doğrudur, kavşak tamamlandığında oradan geçiş güvenli ve konforlu hale gelecektir. Menteşe trafiğine ciddi anlamda rahatlamayı nasıl sağlayacak bilemiyorum.
Neyse bakalım “Kötekli Kavşağı” mı “Kötekli Altyapısı” mı önce hizmete girer, bekleyip görelim…
*
ORGENERAL MUSTAFA MUĞLALI İŞHANI’NDAN KALAN TARTIŞMA…
Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı, Muğla Valiliği tarafından açılan dava nedeniyle şehrin orta yerinde neredeyse çöplüğe dönüşmekle karşı karşıya kalan alan yerel yönetim tarafından bir “çevre düzenlemesi” getirilmesi isabetli oldu.
Bakalım ortaya ne çıkar?
Orada pastane ve fırın bulunan yapı ile Naz-Se Apartmanı cephe yenilemesiyle estetik hale gelirken, o alanın düzenlenmesi kaçınılmazdı. Ortaya güzel bir şey çıkacaktır. Sınırsızlık Meydanı ve bu alan ile Perşembe Pazarı girişindeki Orhan Çakır Parkı bir bütün olarak düşünülebilir. Bu üç alanın aralarına (Cumhuriyet Caddesi ve İsmet İnönü Caddesi) geniş ve bir yay biçiminde iki ahşap yaya köprüsü yapılabilir.
Eskişehir’den esinlenilen dereden su akıtma fantezisinden daha akıllıca olabilir…
*
İŞGAL İDDİALARI…
Bizim Vatandaş Ahmet, “Daha önce bir paylaşım yapmıştım. Bu alan çöplüğe dönmeden geçici de olsa değerlendirilsin diye. Şimdi de yapılan güzel şeylerin arkasında durmak gerekir. Yapılan bu işten dolayı Büyükşehir Belediyesini kutluyorum. Ama bazı arsa sahipleri hemen şikayetçi olmuşlar.” diyerek şu paylaşımda bulundu:
“Ya kardeşim davanız sürsün Belediye buraya bina dikmiyor. Sadece kötü görüntüyü ortadan kaldırıyor. Kimse kimsenin malına çökmüş değil. Ben de bir zamanlar yol kapattım ama dava açılınca yolu açtım. Kimse mağdur olmasın diye. Burada da mal sahipleri toplum yararına yapılan bu işi görmemezlikten gelmelidirler. Avukat bir Arkadaş da Sayın Avukat Muhsin Erdem bey basına bol bol açıklana yapmış.
‘Arsa esnafa teslim edilmelidir. Kamulaştırma yapılmadan yapılan park ve bahçe işlemleri usulsüzdür ve görevi suistimalidir. İş hanı esnafının mağduriyeti giderilmeden yapılan bu işlemler, vatandaşın devlet kurumlarına olan güvenini zedelemektedir.’ diye. Yapma Sayın Avukat Erdem, popülizm her zaman işe yaramaz. Bu yer ile ilgili hangi davan varsa kazandığında ilerde ecri misil talep et. Ağaçları da ben söküvereyim… Hiçbir Muğlalı görsel kirliliğe evet demez. Yine söylüyorum. Tebrikler Büyükşehir Belediyesi. Ahmet Aras.”
Vatandaş Ahmet tepkisinde haklı. Görüntü kirliliğini kimse sevmez ve aklı başında kimse savunmaz. Hem Allah aşkına Ahmet Aras Başkan, kimse mağdur olmasın diye sorunu üstlenip, takasla esnafa arsa vermedi mi? Tapu işlemleri için Valiliğin açtığı davanın sonuçlanması beklenmiyor mu?
*
Bu arada Vatandaş Ahmet’in yorumuna tepki gösterenler oldu. Onlardan Av. Barış Eğilmez şunları yazdı:
“Bir an için zamanın Belediye yöneticilerinin seni dolandırdığını düşün mesela Ahmet abi. Zamanın yöneticilerinin dere yatağında olduğunu bile bile bina yapıp, tapu verip ihaleyle dükkan sattığını, sonra bina çürüdü yıkıyoruz beyler deyip yıktığını, sonra da ‘aaa sizin buraya yeniden bina yapılamıyormuş’ deyip sonrasında da 2 yıldır dalga geçtiğini, en son aşamada da çok çirkin burası deyip ağaç dikmeye kalktığını düşün. Yok arsa veriyorum da valilik dava açıp engelliyor kardeşim deyip bir de sağa sola atar yapıyorlar. Özetle ortada hukuki bir ihtilaf yok abi, zamanın belediye yöneticilerinin kamu kurumu olan belediye gücünü kullanarak vatandaşı dolandırmasından ibaret bir mağduriyet var. Gerisi boş laf… mevzu oraya ağaç dikilmesi değil yani.”
Sayın avukata burada çok soru sorulur da. Vatandaş Ahmet’in kendisine verdiği yanıta bakalım. Şöyle:
“Barış kardeşim, biliyorsun orada SGK’nın da mülkü var. Zamanında hadi sizler sormadınız da SGK niye sormamış? Bu söylediğin mevzular hukuki konular ve çözüm mercii tabii ki mahkemeler. Geçmişe dönük haksızlıklar vardır veya yoktur. Ama bu alan için mezbelelik gibi bir görüntüyü geçici olarak bile düzenleme yapılması gerekir diyen bendim (sosyal medyada). Benim de söylediğim Av. Muhsin beyin son yaptığı basın açıklaması. Mesele hakkı olmayan yere işgalmiş gibi yapılan basın açıklamasıdır. Bu olayı işgal olarak nitelemektir. Ortada süren bir dava varsa zaten hukuki bir sonucu olacaktır. Ama oradaki alanı yıkıntılık (mezbelelik) olarak ortada bırakmak hangimizin hoşuna gider ki! Sen de kendi çapında haklısındır. Oradaki mülk sahibi olarak. Kim bilir ne zorluklarla edinmişsindir o mülkü. Biliyorsun Akbelen kamulaştırmaları da acele kamulaştırma ile yapılıyor. Kim bilir kimlerin tırnaklarıyla kazarak diktikleri zeytin ağaçları vardır. Yani senin anlayacağın verilen mücadelelere saygım sonsuz. Ama sorun dava konusudur. Dava sürerken burayı güzelleştirmek bence eleştirilmemelidir.”
Hatta takdir edilmelidir…
*
O değil de burada yıkılan iş hanı Muğla’nın sevgili paşası Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın adını taşıyordu. O ad ne olacak? Nedense bunu tartışan yok…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Gerçek ve yalan arasındaki farkı ayıramayan toplumlar doğru ve yanlışı da anlamaz hale gelirler… Böyle bir toplumla, her istediğinizi yaparsınız. --Annah Arendt