“Bugün kasımpatı; yalnızca mezarların, anma törenlerinin veya çelenklerin çiçeği değildir. O, Atatürk’ün doğaya dokunan kalbinin, inceliğinin ve insanlığına dair sade bir hatıranın canlı simgesidir. Çünkü 10 Kasım, yalnızca bir yas günü değil; kurucusunu unutmayan bir toplumun kolektif hafıza günüdür. Atatürk bu nedenle kasımpatı çiçeği ile anılır, ona duyulan saygı bu çiçekle gösterilir. Ve bu hafızada, kasımpatı çiçeği her yıl yeniden açar, her renkte yeniden çoğalır, her kalpte yerini yeniden bulur. Saygıyla, minnetle ve daima...

Nejat Altınsoy dünkü “Bir Çiçekte Saklı Hatıra” başlıklı yazısını bu sözlerle noktalamış. Ben O’nun bu sözleri ile yazıma başlamış olayım...

*

Muğla’da kim ne yapsa Atatürk anması engellenemez... Ama her yer Muğla değil, ve bugün başka illerde neler olur bilmiyorum. Bugün çocuklarımız ara tatile girmiş olsalar da okullarına gidip, saat 09.05 de Atalarının huzurunda toplu saygı duruşunda bulunabilecekler...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘10 Kasım’ı ilk ve orta dereceli okulların ilk ara tatili içine alma başarısına da tepki gösterdiğim dünkü yazımda ise yukarıdaki ifadem de yer almıştı.

Dün yaygın basında da şu satırlar yer aldı:

Okullarda ara tatili Atatürk’ün ölüm yıl dönümüne denk getiren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ‘10 Kasım’da hiçbir okul açılmayacak kapıları kilitleyin, önlem alın’ talimatını verdi. Karar tepkilere neden olurken, Bakan Tekin imzalı genelgenin belgesi ortaya çıktı.

Tepkiler karşısında İletişim Başkanlığı’ndan “Millî Eğitim Bakanlığı’nın 8 Kasım tarihli yazısında, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nün ilgili yönetmelik uyarınca valiliklerin belirlediği ve herkesin katılımına açık alanlarda, günün anlam ve önemine uygun şekilde anılmasının esas olduğu belirtilmektedir.” diye açıklama yapıldı...

Neyse ki, bu çerçevede bir engelleme çıkarılmadı.. Bakarsınız seneye o engelleme de yaşanır...

*

“Cami”nin sözcük anlamı “Bir araya getiren yer”, “Toplanılan alan” şeklindedir. Yani camiler toplu ibadet yapılan yerlerdir. Geçmişte ibadet dışında yaşanılan yerle ilgili kararların alındığı toplantılar da yapılırmış.

Atatürk’ü anmak için cami avlularında da toplanılabilirdi... Bakarsınız seneye o da olur...

Tabii dünkü maksat “sadece anma değil, Milli Eğitim Bakanını da protestoydu”... O zaman Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk İlkokulunu değil de Kocamustafendi’yi tercih etmenin alemi neydi? Çağrıyı CHP Menteşe İlçe Başkanlığı yaptı. Dünkü yazımda da belirttim, Menteşe ve Büyükşehir Başkanlıklarına yakın olmak istediler sanırım...!

Ki Ula’da Atatürk İlkokulu önü tercih edilmiş. Ulalıları kutlarım...

Menteşe’de Koca Mustafa Efendi İlkokulu önünde gerçekleştirilen “anma buluşmasında” Menteşe İlçe Başkanı Arzu Doğruel, “10 Kasım yalnızca bir anma günü değildir; ulusal belleğin diri tutulduğu, Atatürk’ün düşüncelerinin geleceğe taşındığı gündür. 2019’dan bu yana ara tatiller 10 Kasım’a denk gelmiyordu. Ancak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin döneminde bu uygulama değişti. Bu durum, Atatürk’ün mirasını görünmez kılmaya dönük sistemli bir girişimdir.” derken sözlerini şöyle tamamlamış:

10 Kasım tatil değildir. 10 Kasım’da Okuldayız.

*

Menteşe İlçe Başkanı Arzu Doğruel sözlerini “10 Kasım tatil değil, Atatürk’ü anma günüdür.” diye noktalasa daha mı iyi olurdu bilmiyorum.

CHP İl Başkanı Nail Kızıl ile Menteşe Başkanı Gonca Köksal Aras, Büyükşehir Başkanı Ahmet Aras ve Kadın Kolları İl, İlçe Başkanları yanında partililerin katıldığı etkinlikte İlçe Başkanı Doğruel’in sözlerine katılmamak da mümkün değil... “10 Kasım yalnızca bir anma günü değildir” derken çok haklı...

Buna “Muhasebe günüdür de..” eklemesi yapılabilir. Atatürk’ün huzuruna çıkarken, saygı duruşunda bulunurken, “Atatürk devrin ve ilkelerini yaşatmak ve geliştirmek içim bugüne kadar ne yaptık? En büyük eseri Cumhuriyet ne halde? Milli Eğitimi nasıl bu hale getirdik?” sorularının hesabı da verilebilmeli...

O, 10. yılda “Az zamanda çok iş yaptık” diyebilmiş. Biz 102. yılda ne diyebildik?

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Muğla’daki yöneticilerinden Mehmet Yapıcı dünkü paylaşımında şöyle demiş:
Atatürk, ülkenin şu halini görse derhal yeni bir kurtuluş savaşı başlatır, ülkesini emperyalistlere satanları ve onların alt taşeronlarını en ağır şekilde yargılardı.

Atatürk'ün kurmuş olduğu medeniyetin değerini bilemediğimiz ve yeterince sahip çıkmadığımız apaçık ortada. O devrimler ne yazık ki payidar kalamadı.

Ne dersiniz?

*

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 87’incı yıl dönümünde tüm yurtta olduğu gibi Muğla’da da ilçelerde Kaymakamlıkların, il merkezi Menteşe’de Muğla Valiliği’nin düzenlediği törenle anıldı.

İl merkezi Menteşe’de, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü etkinlikleri kapsamında, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törende Atatürk Anıtı’na Vali İdris Akbıyık, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Garnizonu ve Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Rafet Oktar’ın çelenk koymasıyla başlamış. Saat 09.05’te sirenlerin çalmasıyla birlikte 2 dakikalık saygı duruşunda bulunulmuş, ardından İstiklal Marşı okunup, bayraklar yarıya indirilmiş..

Saat 09.05’te zamanın bir kere daha durduğu, Atatürk’ün ölümsüzlüğe irtihal ettiği anda Atatürk ve Cumhuriyet, Özgürlük ve Bağımsızlık sevdalıları, Kuvayı Milliyeciler hiç yüzünü görmedikleri, canlı sesini duymadıkları mavi gözlü dev için sanki yüz değil, bin yıllık hasretin minnet dolu gözyaşlarını akıttılar...

Dün meydanlar dolup taşmadı, ama insanlar işlerinde güçlerinde, mesaide olmalarına rağmen meydanlar doldu. Ankara’da Anıtkabir, İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı 7’den 70’e insan seli yaşadı...

*

Dün Cumhuriyet Meydanı’ndaki törende CHP ve İYİ Parti İl Başkanları ayrı, MHP ve AK Parti İl Başkanları ayrısaf tutmuşlar. Ata’nın huzurunda yan yana gelememiş olmaları ne kadar acı verici...

Törenden sonra paylaşılan fotoğraflarda Zafer Partisi İl Yöneticilerinin Atatürk Anıtı’na çelenk koyarken fotoğraflarını gördüm.

CHP Muğla İl Başkanlığı ise çelenk koymayı unutmuş!

İnanamadınız değil mi? Duyunca ben de inanamadım. İl yönetiminde birini aradım, doğruymuş. Aradığım kişi “Kocamustafendi İlkokulu önünde Başkanlarla fotoğraf karesine girme telaşındandır..” diyordu..

Yetmedi, CHP Muğla İl Başkanlığı’nın ve İl Başkanı Nail Kızıl’ın sosyal medya sayfalarına girdim. İkisinde de: İl Başkanı Kızıl’ın “10 Kasım Mesajları” vardı... Şaşkın değil üzgünüm...

Oysa Kocamustafendi İlkokulu önüne değil de Atatürk İlkokulu önüne gitseler belki unutmazlardı. Keşke Muğlalıları okul önüne değil de Cumhuriyet Meydanı’na çağırmış olsalardı. “Seneye inşallah” diyelim...

Dün törende Muğla Milletvekillerinden de sadece CHP Milletvekilleri Gizem Özcan ve Cumhur Uzun varmış... Süreyya Öneş Derici de Bodrum’daki törene katılmış! Gerçi AK Parti Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz üniversitede yapılan etkinlikte ortaya çıkmışlar, ama ötekileri nerelerdeydiler acaba?

Üniversitedeki anma töreninde günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Menteşe Türdü 100.Yıl Ortaokulu Müdürü Muhammed Deniz Solmaz yaparken, aynı okulun hazırladığı “Bir Yediveren Gül Atatürk” temalı gösteri beğenilerek izlendi...

*

Sanırım dün en çok konuşulan yazılardan biri Emin Çölaşan’ın Sözcü’deki “Beni hatırlayınız” başlıklı yazısı olmuştur. Atatürk’ün Nutuk’taki son sözünü ele almış. Yazısına “Sevgili okurlarım, günlerden 29 Ekim 1933.. Cumhuriyet’in Onuncu Yıl kutlamaları yapılıyor, Türk Milleti bu mutlu günü kutluyor. Büyük kitleler Onuncu Yıl Marşı ile birlikte Ankara Hipodromu’nda Atatürk’ün önünden coşkuyla geçiyor, ortalık inliyordu:

‘Çıktık açık alınla on yılda her savaştan/ On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan. / Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan/ Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan. / Türk’üz, Cumhuriyet’in göğsümüz tunç siperi/ Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri...’

O gün aynı coşkuyu Atatürk de yaşıyor ve ünlü Onuncu Yıl Nutku’nu orada okuyordu.” diye başlamış...

*

Yazının hepsini https://www.sozcu.com.tr/beni-hatirlayiniz-p257369 linki tıklayarak okuyabilirsiniz.

Çölaşan yazısının devamında “Türk Milleti! Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!” diye başlayan Nutku özetlemiş. Ve şöyle devam etmiş:

Sevgili okurlarım, bu gerçekten muhteşem bir nutuk! 1933’ten günümüze aradan 92 yıl geçmiş olmasına karşın, bugün bile okurken -ve Atatürk’ün sesinden dinlerken- ürperiyoruz, gözlerimiz yaşarıyor. Bu nutkun Atatürk’ün kendi el yazısıyla yazdığı orijinal metni de elimizde. Orada bir cümle var ki, insanı gerçekten duygulandırıyor. Şimdi lütfen o metnin ‘Asla şüphem yoktur ki’ diye başlayan alttan dördüncü paragrafına dönün...

‘Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.’

Atatürk orijinal metinde, bu bölümün hemen altına kendi el yazısıyla aynen şöyle yazmış:

‘Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden (Türk Milleti’nden) ve bütün medeni beşeriyetten (uygar insanlık aleminden) dileğim şudur:

Beni hatırlayınız.’

Sonra bu iki cümlenin üzerini çizmiş ve nutkunda okumamış. Niçin böyle yaptı? Belki çevresinden bir telkin geldi, belki kendisi öyle düşündü. Sanki yıllar sonra olacakları, ülke yönetiminin hangi kafaların eline geçeceğini, ulusal bayramların kutlanmasının bile yasaklanacağını, birilerinin din devleti peşinde koşturacağını görmüş, milletine vasiyetini bildiriyordu.

Atatürk, “Beni hatırlayınız” cümlesini nutuktan niçin çıkarmıştı? Onu da Emin Çölaşan’dan okuyunuz...

Biz O’nu hiç unutmadık ki, hatırlama gereği duyalım... Galiba devrimlerini, ilkelerini, muasır medeniyet hedefini unuttuk...

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.--Marie Curie