Bir gün rüzgar,
Güneş’le konuşuyormuş.
Vuvv…Ben senden daha güçlüyüm demiş.
Öyle mi? Demiş Güneş.
Elbette demiş rüzgar.
Bunu sana göstereceğim.
Bak şu aşağıdaki yaşlı adamı görüyor musun?
Güneş eğilip bakmış.
Görüyorum diye cevap vermiş.
Rüzgar gururla;
Gör bak!
Onun ceketini çıkaracağım diye konuşmuş.
Güneş;
Peki o zaman demiş.
Haydi dene bakalım.
Dene de görelim demiş,
Sonra bulutların arkasına çekilmiş.
Merakla rüzgarı izlemeye başlamış.
Rüzgar bütün şiddetiyle esmiş.
O estikçe yaşlı adam üşümüş.
Üşüdükçe paltosuna sarılmış.
Rüzgar buna öfkelenmiş.
Daha da şiddetli esmiş.
Bu kez adam da paltosunu daha sıkı tutmuş.
O ne kadar hırs yaparak şiddetle estiyse,
Adamda paltosuna o kadar sarılmış.
Çünkü çok üşüyormuş.
Rüzgar sayısız kez dener ama başarılı olamaz.
Rüzgar sonunda pes etmiş.
Bu kez sıra Güneş’e gelmiş.
Güneş bulutların arkasından çıkmış,
Yaşlı adama sıcacık gülümsemiş.
Işığını arttırmış.
Kuş sesleri artmış.
O yıkıcı rüzgardan sonra,
Doğaya bir canlılık gelmiş.
Çocuklar parklara dolmaya başlamış.
Yaşlı adamda doğanın huzur veren sesleri,
Güneşin içini ısıtan halleri ile iyice mayışmış.
Güneş gülümsedikçe gülümsemiş,
En sonunda yeryüzünü daha da ısıtmış.
Yaşlı adam daha bir mutlu olmuş.
Oturduğu bankta da yanında bir kedi,
O da sere serpe uzanmış.
Bunlar yaşanırken keyiflenmiş.
Bedeni ısınmış.
Parıl parıl güneş ışınları.
Artık paltoya ihtiyacım kalmadı demiş
Ve paltosunu çıkarıvermiş.
Bunları gören Güneş,
Kendisi ile gururlanmış.
Gördün mü rüzgar ? demiş.
Gördün mü?
Nazik olanlar zorbalardan,
Her zaman daha güçlüdür demiş.
Güçsüzler zorbalaşabilir.
Güçlüler sevgiyle sarmalarlar.
Bunları neden yazdım diye,
Bir soru aklınıza gelmiştir.
Nazik olmak zorbalıktan her zaman iyidir.
Son zamanlarda özgürlüklerden uzaklaştık.
Biraz zorbalaştık gibi.
Bir akıl tutulması yaşıyoruz.
Bu çağda bize yakışan;
Daha demokratik,
Daha özgürlükçü olmaktır.
Zorba olmak kolaydır.
Maksat baba olabilmekte.
Karanlık günlerden geçiyoruz.
İsterim ki;
Türkiye’ye Güneş doğsun,
Karanlığı ışığa boğsun.
XXX
Unutmaya çalışsam da,
Bolu Kartalkaya yangınını,
İçimden söküp atamıyorum.
Kısacası dram dram dram.
Otelin denetlenmemsi,
Yangın merdivenlerinin otelin içerisinde olması,
Yangın alarmlarının çalışmaması,
Püskürtmeli sönderme sisteminin olmaması,
Nitelikli denetimlerin yapılmaması.
Yangın yönetmeliklerine uyulmaması,
Bu elim olayın yaşanmasını sağladı.
Sonuçta bizi çok üzen olay ortaya çıktı.
Otel çalışanlarının verdiği ifadede,
Yangının otelin mutfağında çıktığı,
Baca tıkanması olduğu,
Kızgın yağın alev aldığı,
Bunu da söndürebilmek için,
Alev almış yağın üstüne su döküldüğü belirtiliyor.
Su dökülünce ateşin harlandığı ve büyüdüğü,
Ve bu arada alarmların kapattırılıp,
Birkaç çalışanla yangının,
Söndürülmeye çalışıldığını öğreniyoruz.
Bu esnada
Olayın içinden çıkılamaz hale geldiğini,
Kontrol altına alınamadıkça,
Alevlerin güçlenerek ilerlediğini,
Sonuçta da savunmasız korunmasız,
Çocuklarımızı ve erişkinlerimizi,
Feci bir şekilde kaybetmiş olduk.
İçimiz yandı.
Gözlerimiz taştı.
İnsan olabilmenin yürek hüznünü yaşadık.
Başka ülkelerde,
İstifalarla sonuçlanabilecek olayı,
Bizim siyasiler üstlerine bile almadılar.
İstatiklerden ibaretmiş gibi,
78 kişi öldü diyoruz ama,
İşin iç yüzüne indikçe,
Ölenlerin insan olduğunu,
Sayıdan ibaret olmadıklarını
ve daha da kötüsü nerdeyse,
Yarısının çocuk olması,
Daha korkunç hale getirdi.
Hepsi üzücü.
Bir konuya da dikkat çekmek istiyorum.
Mutfakta çalışanlar,
Tutuşan yağa su dökmüşler.
Bu son derece tehlikelidir.
Ve ciddi yangınlara yol açabilir.
Burada da zaten yangını başlatmışlar.
Sorun ne biliyor musunuz ?
Bazı iş kollarında e-Devlet onaylı sertifika isteniyor.
Bunları akademiler veriyor.
Bu akademiler taşeron kişi bulmuşlar.
Ona sertifika başı ücret ödüyorlar.
Taşeron kişi eğitimden ziyade,
Sertifikanın pazarlanmasına aracılık ediyor.
Öğrenmeden E-devlet üzerinden sertifika satışı oluyor.
Formalite bir sınav yapılıyor.
Bu sınavları devlet ciddi yapmalı.
Yılda birkaç kez ÖSYM sınavı gibi illerde uygulanmalıdır.
Yoksa mafyalaşmış düzen gibi,
Sertifika taşeronu sınav yaptırdığı,
Kişinin cebine para sıkıştırıyor.
Kokuşmuşuz…
Sertifikalar hazır.
Sonra gidiyor,
Kızgın yağa su döküyor.
Bizim tüm kokuşmuş sistemlerimizi,
Düzeltmeden,
Belimizi düzeltemeyeceğiz.
Sonuçta;
Sertifika taşeronları iş başında.
Ateşi çocukları yakmakta