Değerli dostlarım; son günlerde gerek Türkiye Cumhuriyeti devletimizde ve gerekse dünya üzerinde oldukça dikkat çekici olaylar meydana gelmektedir. Ancak bu şok edici gelişmeleri kaleme almak bendenizin harcı değildir. Zira ulusal anlamda da uluslararası anlamda da yazıp çizen çok kıymetli yazar/gazeteci/köşe yazarı ve makale düzenleyen yaşıtlarım ve büyüklerim bulunmaktadır. Öreğin 07 Ekim 2023 tarihinden bu yana çocuk ve insan katili İsrail katliamlarına deva etmektedir. Bir konuya parmak basarak konuyu ustalarımıza bırakmak en doğru yoldur diye düşünürüm. Bizim geçmişimizde gerek Selçuklu ve gerekse Osmanlı Devletinde savaş ta bir usul ve yöntem vardır. Çocuklara asla dokunulmaz. Hasta ve kadınlara asla dokunulmaz. Hayvanlara dokunulmaz. İsrail’in yaptıkları ortada özellikle kadın ve çocukları katlediyor.

İkinci önemli konu ise oldukça manidar bir ölüm vakası. Ölüm bir gerçektir. Her Nefis Ölümü tadacaktır mealindeki Ayet-i Kerime Kur’an da haber veriyor. Merhum Hacı Hafız İlhan Armutcuoğlu Hocamızdan duymuştum. 1980’li yıllarda bu zat İzmir’de Vaaz Hocası olarak görev yapmaktaydı.  Bir anda kayboldu, nereye gittiği belli olmadı derdi Fetullah Gülen için. Zira İlhan Hocamız o yıllarda önce Manisa İl Müftüsü ve sonardan da İzmir Merkez Vaizi olarak görev yapıyordu. Yine Merhum İlhan Hocamızdan duymuştum, sakın göz yaşlarına aldanmayınız. Müslümanlık ile İslam ile hiç mi hiç alakası yok der idi. Şükür bizde kendisine(Fetullah Gülen) hiç meyil etmedik ve sevmedik.

Geçen hafta da bir ölüm gerçeği ile karşı karşıya kaldı.  Taa 10.000 km. uzaklıkta ABD’de kaldığı yada kaldırıldığı hastanede bu dünyadan öteki dünyada göç etti. Ölümsüz diyorlardı. Kainat imamı diyorlardı. Hatta mehdi diyenler bile var idi. Onun ölümü ile dünya da bir şeyler değişecek diyorlardı. Ölüm fiili ölmek fiili onu da sevenlerini de yanılttı. Zira insan ölümlü bir varlık ve yaratılandır. Dünyaya gelen her insan mutlaka bir gün ölecek. Ölümden kaçılmaz, kaçılamaz. Ancak ve ancak ölüme hazırlanılır. Kendine kabir hazırlama kendini kabire hazırla diye atasözlerimiz mevcuttur.

Atasözü deyince aklıma bir atasözümü, deyim mi bilemedim amma onu sizlerle paylaşmak istiyorum. Gerçi Latince (Türkçede) tam yazılamaz ve tam okunamaz ama ya yazdığımız gibi okuyacağız, yada mahalle dilinde kendi arzu ettiğimiz kendimizin diliyle yazıp okuyacağız. Dünyasına aldırma, dünyasına dünya benim diyenin, dün gittik dün yasına. Evet bizim tarihi ve kültürel geleneğimizde ölen bir yakınımızın veya ölen bir komşumuzun evine gidilir ve acıları paylaşılır. İşte cenaze çıkan o eve “’Yas’” evi denilir. En az üç gün cenaze evine gidilir ve Allah cennette kavuştursun, mekanı cennet olsun, Allah sizlere de geride kalanlara da sabırlar niyaz ederiz mealinde sözler sarf ederek hem ölenin arkasından hayır ile yad ederiz hem de geride kalanların acılarını paylaşırız. Bizim gelenek ve göreneğimiz bu şekildedir, halen de devam etmektedir.

Bunca insanımızın kanına eli değdi, bunca gençlerimizin hakkını yedi yedirdi, bunca gençlerimizin hayatlarını kararttı da öyle gitti öteki dünyaya.

Arkasından hayır dua edenler çıkabilir. Halen ona inanan bel bağlayan onun gibi düşünenler aramızda geziyor olabilir. Ancak ortada bir gerçek var. Her fanî gibi ölüp gitti. Yaklaşık olarak ülkemizden kaçana kadar camilerde, mescitler de vaaz kürsüsünden göz yaşları ile Kurandan ve hadislerden bahsederek insanlara uhrevi alemde neler ile karşılaşacağını beyan eden ayetler okuduğunda adeta göz yaşlarına boğulan bu insan her fani gibi öldü amma nerede, nasıl ve hangi şartlarda.

Bu kadar vaaz kürsülerinde ağlayarak gözyaşları ile kabir hayatını anlata ve oradan da kendine göre haberler veren bu zat nasıl gömüldü. Cenaze Namazı kılındı mı? İslâmî hükümlere göre mi defin işlemi yapıldı. Medyadan gördüğümüz ve okuduğumuz kadarıyla İslami ölçülere göre değil başında İncil’den bir beyit okuyarak defin edildiğini, hatta ve hatta cenaze namazı(güya) kılınması esnasında ve sonrasında Tekbir getirmenin yasaklandığı bir cenaze ye şahitlik etti bu KOCAMAN DÜNYA.              

Pekâlâ bu tekbir nasıl okunur ve nasıl söylenir. Necip Türk Milletinin evlatları bilirler. Allahüekber, Allahüekber, Le ilehe illallahü vellahü ekber,Allahü ekber Velililahil Hamd. Allah en büyüktür Allah en büyüktür. Bunun yasaklandığı bir yer düşünün ve bu insan yıllarca ülkesinde vaaz hocalığı yapmış. Gerçi ülkesi dedim de boğazıma düğümlendi, Eğer ülkesine layık olsaydı ülkesine gömülürdü ve tekbir getirmek yasaklanmazdı diye bir an düşünmüş oldum.

Tekbir getirmenin bir başka yorumu da şöyledir; özel anlamı olmasının yanında kullanılan her harf ve oluşan kelimelerde insanın bedenine ve ruhuna hitap eden bir özellik bulunmaktadır. Bir insanın tekbir getirmesi Allah’ın üstünlüğünün daimliğini kabul etmek olduğu için oldukça önemlidir.

Tekrar ediyorum. Dünyasına, Dünyasına, Aldırma Dünyasına, Dünya benim diyenin dün gittik dün yasına.

Konuyu biraz uzattım, hakkınızı helal ediniz. Kamuoyunu günlerdir rahatsız ediyor, günlerdir meşgul ediyor.  Allah’ım cezasını büyük versin. Gençlerimizin, şehitlerimizin, gazilerimizin haklarını Cenab-ı Hakkımız o’ndan alarak hakkı yenmiş, hakkı elinden alınmış, nice insanların kanına girmiş olan bu zata Allah’ım Cehennem azabı göstersin...

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız.