İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yokuş

Eklenme : 31.05.2022 00:00:00
Görüntülenme: 457

"Sonra karar verdi kendi kendine. Bu seyahatlerine çocukları da getirecekti. Cebren ve hile ile de olsa getirecekti. Olmadı rüşvetle kandırırdı haylazları. Yolu, sokağı ve hayatı tanımalıydılar. Apartmana sıkışmış, güncelini kaybetmiş bilgisayar oyunlarına terk etmemeliydi onları. Ayda bir kez değil haftada bir kez yapmalıydılar bu yürüyüşleri."

Yokuşu tırmanırken arada duruyor, nefesi rahatlayınca yoluna devam ediyordu. Ne kadar da dikti Asar'ın yokuşları.  Arnavut kaldırımlı dar yolları beyaz badanalı duvarların gölgesi aydınlatıyordu. Bahar gelmiş bütün evler, sokaklar, mahalle, şehir temizlenmiş; kışın ağır yükünü üzerinden atmaya başlamıştı. Daha tırmanacak çok yolu vardı.

Duvarlardaki kireç kokusunu içine çekti. Genzi yanar gibi oldu. Temizliğin ötesinde bir kokuydu bu. Kıyafetine badananın izlerinin geçeceğini bile bile sırtını duvara dayadı. Gözlerini kapadı. Bulunduğu duvarın ardında kalan hayatı dinlemeye koyuldu. Hafif bir esinti hanımeli kokusunu getirdi. Sonra duvarın ardında çeşmeden akan suyun sesini ve ona eşlik eden takunyaların tıkırtısı. Komşu bahçeden gelen kuş sesi. Kanarya sesine benzetti. Sabah antrenmanı yapıyordu sanki.

Ardında bir kuşun kanat seslerini duydu, yumuşacık. Telaşlı, pır dedi bir an. Duvardan bir kedinin atladığını alt sokağa seğirdiğini duydu. Gözlerini açtı. Kuş tüyleri serpilmişti yolun üzerinde. Kedi vazifesini yapmıştı, kurban tuzağa düşmüş mü diye düşündü. Doğruldu. Sırtındaki badana izlerini düşündü, gülümsedi.

Ayda bir kez hafta sonları Asar'a çıkmayı adet edinmişti kendine. Ekseri komşusu Ziya'yla sohbet ede ede çıkarları bu dik yokuşları. Nedense son iki aydır bahaneleri vardı Ziya'nın. Son çıkışlarında, "Tükendim ben arkadaş. Seyir şahane, sohbet desen tam deminde. Ama benim takatim kalmıyor, iki gün kendime gelemiyorum. İstersen sabah erkenden Çımacılar yokuşuna kadar arabayla çıkalım. Oradan tırmanırız Asar'a. Hem yanımızda Allah ne verdiyse getirir. Termosta çayımız, simidimiz ve sohbetimiz. Sen bir düşün!" demişti. Düşünmeden, "Olmaz. Biz nasıl kavilleşmiştik. Aynı çocukluğumuzdaki gibi evden yürüyerek gidip geleceğiz. Hem ayda bir kere. Arabayla kestirmeden çıkmak da aklına nasıl düştü senin. Olmaz!" demişti.

Yolu az kalmıştı. Birkaç dönemeçten sonra Asar'ın yamacına gelecekti. Valilik tarafından restore edilen evin köşesinden dönünce yolun üzerinde sessiz sakin akan suya şahitlik etti. Sabahın bu erken vakitlerinde komşular sırayla sokaktaki yolları yıkardı. Suyun serinliğini hissetti. Buz gibi bir ayran olsa dedi. Şöyle bir yudum içsem de içim serinlese. Yalnız tuzlu olmasın, baygınlık veriyor, diye düşündü. Yolun sonundaki evin kapı aralığından bir köpek başını çıkardı. Tanıdık geldi yüzü. Birkaç kere havladı. Sonra kapının aralığından gerisin geri içeriye girdi.

Buralarda yaşayan insanları düşündü. Bu dik yokuşlarla her gün cebelleşiyorlardı. Her gün ama her gün nasıl inip çıkıyorlardı. Günde iki üç kez şehre gitme durumu olan nasıl dayanıyordu bu güçlüğe. Yok yok, onlar gele gide alışmışlardır. En kısa mesafeye bile arabayla gidip gelirken buradaki insanların yolculuğunu sorgulamak sana mı düştü, diye hayıflandı.

Sonra karar verdi kendi kendine. Bu seyahatlerine çocukları da getirecekti. Cebren ve hile ile de olsa getirecekti. Olmadı rüşvetle kandırırdı haylazları. Yolu, sokağı ve hayatı tanımalıydılar. Apartmana sıkışmış, güncelini kaybetmiş bilgisayar oyunlarına terk etmemeliydi onları. Ayda bir kez değil haftada bir kez yapmalıydılar bu yürüyüşleri.

Serap'ı düşündü. Teklif etse o da gelir miydi? Yürümeyi, yürürken sohbet etmeyi; hele hayatın içinde olmayı ondan daha çok sevmez miydi sevgili eşi. Hatta bu yürüyüşlere teşvik eden de o, değil miydi?

Çocukları işe sonra dâhil ederim, diye düşündü. Önce Serap'la konuşmalıydı. Derin nefes aldı. Bir güç geldi kendine. Bir saate Asar'ın zirvesinden şehri seyre dalacaktı. Bu kadar yorgunluğun hakkını verecekti zirvede geçireceği zamanlar.

Son dönemeci geçecekken tam köşedeki evin penceresinde bir yazı gördü. Yakından baktı. "Satılık!" yazıyordu. Zihninde bir şimşek çaktı. Gülümsedi. Biraz ilerledi, Asar'ın yamacında soluklandı. Serçelerin cıvıltısı karşıladı onu. Bir Asar'a baktı, bir eve.

"Ayda bir kez diye başladık, haftada bir diye tasarladık. Her gün yokuş inmek daha güzel olacak." diye düşündü. Sonra telefonunu cebinden çıkardı. Rehberde "Eşim" yazılı yere dokundu.

 

ÖNCEKİ yazı
SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft