Geçtiğimiz günlerde Netflix platformunda yayınlanan,
‘Kübra’ dizisi ülkemizde büyük bir yankı uyandırdı.
Tanınan oyuncularında olduğu dizide,
Bireysel ve toplumsal olarak verilmek istenen mesaj neydi?
Diziyi şöyle bir hatırlayalım ve hatırlatalım.
İstanbul’un arka mahallesinde yaşayan,
Sevdiği kadınla evlenebilmek için,
Hayatını düzene sokmaya çalışan,
Gökhan isimli bir gencin,
Telefonuna gelen mesajla,
Hayatının bir anda değişmesini ele alıyor.
Gökhan, kendisine gelen mesajlarla,
Sanki geleceği öngörüyormuş gibi bilgiler alır.
Ve bu durum,
Onun hem takipçi kazanmasına,
Hem de düşman edinmesine neden olur.
Bu gizemli mesajlar,
Onu ‘karanlık ve aydınlığın savaşı’ olarak,
Gördüğü bir durumun içine çeker.
Mesajlar ‘Kübra’dan gelir.
Kübra’nın dijital bir varlık olduğu ortaya çıkar.
Burada amaçlanan nedir?
Tanrı dijital sistem üzerinden de size mesaj verebilir mi diyorlar?
Dijital bir tanrının insanların hayatına gireceği,
Ve buradan sesleneceği,
Vahiy yolunun buradan olacağı gibi ütopik mesajları var.
Mesaj geliyor ya,
Sen tanrı mısın? denilince de,
Ben KÜBRA’yım diyor.
Gelen mesajlarda,
İnsan yaşamına dair, o an her şeyi biliyor ve rehberlik ediyor.
Gizemli ve ütopik anlar.
Yapay zeka eline geçmiş bir insanlık var.
Dizi en derininde ne anlatılmaya çalışılıyor?
‘Kübra’ dizisi, yüzeyde bir gencin geleceği öngören mesajlar alması,
Ve bu mesajların hayatını,
Nasıl değiştirdiği üzerine kurulu gibi görünse de,
Asıl alt okuması bu mesajların hayatını nasıl değiştirdiği üzerine kurulu gibi görünse de,
Asıl ve temel konusu daha derin bir anlam taşıyor.
Dizinin içindeki alt metni ve anlamı,
Bireyin kendi kaderini belirleme gücü,
Toplumsal normlar ve baskılar,
İnsan ilişkileri,
Ve teknolojinin hayatımızdaki etkisi gibi konuları işliyor.
Gökhan karakterinin dijital sistemden aldığı mesajlar,
Bu mesajların getirdiği değinimler,
İnsanların geleceğini nasıl algıladıkları,
Kendi hayatlarını nasıl yönlendirdikleri,
Ve bireysel tercihlerinin sonuçları üzerine düşündürüyor,
Aynı zamanda,
Dizide teknolojinin insan hayatına olan etkisi,
Ve bu teknolojinin insan ilişkilerini,
Nasıl şekillendirdiği gibi konular işleniyor.
Ve geleceğin kabusu YAPAY ZEKA.
Her şey YAPAY’laştı,
Yapay kuraklık,
Yapay sevgi.
Yapay hastalıklar,
Yapay inançlar,
Yapay tanrı,
Yapaylık yapaylık.
Metafizik olarak,
Okyanusun altına doğru ilerliyoruz.
Son bir hamle,
Ve bir başkaldırı için,
Nefesimizi alabilmek için suyun yüzüne çıktık.
Yoksa,
Tanrı krallığının çocukları bizleri yok edecekler.
Çünkü onlar Adem ırkını insan olarak görmüyorlar.
Uyanmalıyız.
Uyanmazsak,
Yapay ve sanal ortamlarda,
Mahşerin dört atlısı gibi koşturuyoruz.
Yok olacağız.
Unutmamalıyız ki!
Gelecekte başımızın en büyük belası,
Yapay zeka ve ruhsuz insanlık.