"Yağmurun toprağa değdiği an topraktan gelen koku ve yağmurungökyüzüne temasıyla tabiatta oluşan güzellikler muhteşem bir atmosferiberaberinde getiriyordu. Bunu daha önce niye fark etmemiştim. Klasik Yeşilçamfilmlerindeki romantizm havasını hissediyordum o an. Belki suya kavuşan toprağınya da yeryüzünün aşka dair insanda uyandırdığı hisler de olabilirdi bu."

Yağmur yağıyor bardaktan boşanırcasına. Şairin dediği gibigökyüzü, tüm ağusunu toprağa akıtmakta. Oysa rahmetin ağusu olur mu? Bakıştanbakışa nasıl fark ediyor. Bu topraklar bu rahmete ne kadar hasretlik çektiler.Rahmetli ninemin her yağmur yağışında dediği gibi "Allah afatsızversin."diyelim. Çünkü afetlerin ceremesini çekenler bilir.

Kaç gündür hava bulutluydu aslında. Birden bire sabaha karşıbütün şiddetiyle yağmaya durdu. Göz gözü görmüyor. Asar dağına bakıyorumpencereden, gri karanlık bir buğu altında sadece silueti görünüyor dağın.Yağmur damlalarının camlara her değişinde çıkardığı nağmeler sanki bir girdabınkaybolan bir insanın ruh halini yansıtıyor. Her damlada bir çığlık var sanki.Ya da benim ruh halim buna müsait.

Sonrasında yağmur şiddetini arttırdıkça arttırıyor. Göğsümdebir sıkıntı hissediyorum. Şimdi elektrikler kesilir. Birdenbire alacakaranlıksenaryosunun içine girebilirim. Tüyleri diken diken edecek bir elektrik akımıbelki de. Arkamda gittikçe büyüyen bir gölge beni sanki yutacak. Sonra banyomusluğundan dım dım sesler geliyor. Sesler bir efekt halini alıyor. Penceredenuzaklaşıyorum. Yağmur, fırtına tüm şehri yutacak sanki.

Bu anlatıcıyı sevmedim. Bir an evvel uzaklaşmasını istiyorum.Bu yağmurda sokakta kalanları düşünüyorum, nereye sığınacaklar acaba? Ya dasığınacak bir yerleri var mı? Çocukluğuma gidiyorum. Biraz önceki anlatıcıçocukluğumun gizlediği bilinçaltımdan çıktı geldi galiba diyorum. Çocukluğumdabu şehrin yağmurları hiç durmadan yağardı.

Bir kere yağmaya başladı mı hiç göz açtırmazdı. Kızıldağ'ınkızıl çamuru akardı sokaklardan. Evleri su basardı. Çığlıklar sokaklarıdoldururdu. Her baskın yağmurda hep aynı evleri yağmur suları basardı. Yağmurdindikten o sonra insancıklar o çamurlu suyu sokağa doğru salarlar. Eşyalarınıyıkamaya, temizlemeye çalışırlardı. Her yağmurda aynı senaryo tekrarlanırdı.

Bütün mahalleli elbirliği ile o evlere yardıma koşardı.Evinde ne varsa yardıma giderdi. O zamanlar çocuk belleğimde belediye, itfaiyegibi kavramlar yer etmemiş. Ne yapılacaksa bütün mahallede çözüme ulaşılırdı.Rahmetli babaannem sanki bizim evi su basmış gibi komşu eve üzülür, bir yandanağlarken bir yandan yardım için ne yapılabilir onu düşünürdü. Mahallenin sözügeçen büyükleri hemen devreye girer, iş bölümü, görev dağılımı ayaküstükonuşulur, hiç ifşa edilmeden sonuca ulaştırılırdı.

Ve o yağmurlarda kıpkızıl bir mekâna dönüşen evlerindenduvarlarından sokaklara kadar her yer yıkanırdı. Yağmurla yıkanması, pırılpırıl parlaması gereken sokaklar, duvarlar evler ayrıca yıkanırdı. Yağmursonrası yıkanma yepyeni arınma. Kızıldağ'a bakar bakar ismini ne kadar da çokhak ediyor derdim.

Sokakta ne kadar kedi köpek varsa çocuk aklımızla evlerimizetaşımaya kalkardık. Bir keresinde yağmur yağmaya başladığında bir kediyi tutmuşeve getirmeye çalıştım. Kedi her nasılsa elimden kaçmış yağmurda kendini sokağaatmıştı.

Çocukluğumdan gençliğe geçişimde pisin pisin yağan yağmurlarıhatırlıyorum. Sonbaharın veya ilkbaharın ilk yağmurları altında yürümek ayrıbir mutluluk katmaya başladı. GökovaMarmaris arasında okaliptüs ağaçlarının çevrelediği meşhur sevgi yoluna benzerbir yolumuz vardı üniversite yıllarında kaldığım yurda giden. Bazı sabahlar oyolda yürürken hasret giderirdim memleketime. O yürüyüşlerin birinde yağmurayakalandım. Hafif hafif çiseliyordu.

Tabi yağmur damlalarını fark ettiğim an koşmaya başladım.Sonra yol uzun ne kadar koşarsam koşayım ıslanacağım gerçeğini fark ettim.Islanmayı göze alarak sakin sakin yürümeye başladım. O an anladım. Yağmuruntoprağa değdiği an topraktan gelen koku ve yağmurun gökyüzüne temasıylatabiatta oluşan güzellikler muhteşem bir atmosferi beraberinde getiriyordu.Bunu daha önce niye fark etmemiştim. Klasik Yeşilçam filmlerindeki romantizmhavasını hissediyordum o an. Belki suya kavuşan toprağın ya da yeryüzünün aşkadair insanda uyandırdığı hisler de olabilirdi bu.

Zaman geçti yağmuru Akyaka'da maden iskelesinde yaşamakklasik şiirimizdeki geçişleri yaşattı bana. "Ay, güneş, mehtap, gurup, seher"sözcükleri dile geldi ve her bir zaman geçişinde yağmur mısralar yazdırdı gönüliklimimizde.

Ve şimdiki zamana döndüğümde yağmur tüm şiddetiyle yağmayadevam ediyordu. Nasıl olmuştu da belleğimdeki farklı yağmur senaryoları bananeleri yaşatmıştı. Nereden nereye? Pencereden bakıyorum sokaklarda sel seleeklenmiş. Her yer felç durumunda. Yağmurun getirdiği çamur yolları kaplamış.Aklıma babaannemin sözü geliyor: "Allah afatsız versin."