Paşa, üniversiteninmerkez kampüsündeki en eski köpekti. Uzun zamandan beri, kampüste sessiz, sakinve hatta "ağır abi" pozlarında yaşayan bir köpekti. Maalesef 28 Ocak Perşembegünü öğle vakti hayatını kaybetti. Sabah beslenmesini ıslak mama ve sütlüekmekle yapan Paşamız, bizi ebediyen terk ederek ebedî âleme gitti.

29Kasım 2016'da kampüsümüzün köpeklerini tanıtırken, Doç. Dr. Nurdan Saraç kardeşimizin verdiği bilgiler çerçevesinde, Paşa ile ilgili şunları yazmıştım:
"Kampüsünkralı PAŞA

Paşa kampüse2012 yılında geldi ve herkes tarafından sevilen bir köpeğimizdir. Muhtemelenevden atılmış bir can olan Paşa geldiği ilk günden beri uysal ve insancıldır.Kangal ve kurt kırması olduğunu düşündüğümüz Paşa insanlarla, çocuklarla vekedilerle iyi geçinmektedir. Diğer köpekler bölgesine yaklaşmadığı ve yemeğinedokunmadığı sürece Paşa'yı rahatsız etmezler. Paşa'nın en önemli özelliği dekampüsteki kafelerin en sadık müdavimlerinden olmasıdır. Kocaman cüssesi ilekoşarak ve yerlerde yuvarlanarak sevincini sevdikleri ile paylaşan Paşa en çoket ürünleri ve kaşarlı poğaçayı sevmektedir. Paşa yazın serin mermer zeminlereuzanarak serinler ve uyur; kışın en kuytu yerlerde gizlenerek uyur. Kimseye birzararcığı görülmemiştir."

Personelindenöğrencisine kadar herkesin sevdiği Paşa'mız, Fen ve Edebiyat fakültelerininoralarda ve Araştırma Laboratuvarları civarında beslenir, yatar-kalkardı. Nazarve Geçit kafe onun en çok uğradığı yerlerdi. Sıcak yaz günlerinde karnını serinmermere yapıştırır, gölgede yatardı. 15kadar köpeğin içinde sanki hepsinin yöneticisi pozisyonunda idi. Ona hiçbirköpek dalaşmaz; o da alanına giren yabancı köpek olmadığı sürece sakin sakindolaşır, munis munis yanaşır, tatlı tatlı uyurdu.

İnsanlarayakın davranır ama asla yılışıklık yapmaz, öbür taraftan vakardan da tavizvermezdi. Personelle, öğrencilerle çok iyi geçinirdi. Diğer köpekler vekedilerin koruyucusu "ağır abi" idi âdetâ. Mamalarını yer, asla fazlaya tamahetmez, diğer kedi ve köpeklere de mama bırakırdı. Bu hâliyle merhametin patihaliydi sanki.

İriyapısı ilk bakışta korku verse de ondan zarar gelmeyeceği bakışlarından hemenanlaşılırdı. Uzasa kıvırcık tüylü bir kuzuya benzeyecekmiş. Beyaz tüyleri,başında biraz kararır, gözü ile burun ucu arası beyazdır.

Paşamızınhırslı bir şekilde koştuğu görülmemiştir. "yaşlılıktan" diyeceğiz ama kampüsegeldiği günlerde de yavaş hareket ederdi.

Paşamızınbir de sevgilisi vardı: Karakız . 29Kasım günü Hamle'de neşredilen yazımda, Paşa ile beraber Karakız'ı dayazmıştım:

" Kampüsün kraliçesi: KARAKIZ

Paşa'nın eşiolan Karakız da yaklaşık Paşa ile aynı zamanlarda kampüse gelmiştir. Paşa'nınaksine ürkek olan Karakız insanlara yaklaşmamaktadır. Ancak kesinliklesaldırgan değildir. Kurt ve Rottweiler kırması olduğunu düşündüğümüz Karakız'ı2013 yılında bir taşın kovuğunda beslediği dokuz tane yavrusu ile barınağagöndermek için yakalamaya çalıştığımızda bile Paşa bir an olsun eşinin başındanayrılmamıştır. Yavrular büyüyüp sahiplendirildikten sonra Karakız kısırlaşıpgeri geldiğinden bugüne kadar da Paşa ile bir an olsun ayrılmamaktadırlar. Paşakendisine verilen bir simidi bile eşi ile paylaşan vefalı bir candır ."

Paşa'yı28 Ocak günü kaybettik. Kampüs bize çok ıssızlaştı çoook!... Fakülteyegeldiğimizde Nazar veya Geçit Kafe'ye çıkan yolun başında gezerken veya uygunbir yerde yatarken görürdük. Karakız da mutlaka yakınlarında olurdu.

ŞimdiPaşa yok!...

KarakızPerşembe öğleden sonradan beri Paşamızın öldüğü yeri terk etmedi. Her günorada, Paşa'nın öldüğü yerde Paşasını bekliyor yavrum!...

Ah!...

Zatentenha olan kampüs Paşa'sız daha tenha olacak bize.