Top­lum­sal olay­la­ra ilgi duy­mak­ta­yım.
Ve bu ger­çek­le­re,
Mas­ke­li duy­gu­lar­la bak­ma­dı­ğı­mız zaman,
Ger­çek­le­ri an­la­ya­bi­le­ce­ği­mi­zi dü­şü­nü­yo­rum.
Bir top­lum yok ola­bi­lir mi?
Yok ola­bi­lir­se nasıl yok edi­lir?
Bunu an­lat­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğım.
Üni­ver­se 25 de­ne­yi var.
Bu de­ne­yi John B Cal­ho­un’un 1968 yı­lın­da iti­ba­ren,
Fa­re­ler üze­rin­de,
25 kez yap­tı­ğı ve aynı so­nuç­la­ra ulaş­tı­ğı bir deney.
Özet­le­mek ge­re­kir­se;
Ya­pı­lan bu de­ne­ye,
4 dişi 4 erkek fare ile baş­la­nı­yor.
4000 fa­re­nin nor­mal ya­şa­ya­bi­le­ce­ği,
Ama kı­sıt­lı olan bir alan­da,
Başka hiç­bir kısıt ol­ma­dan;
Sı­nır­sız yi­yecek ve suyun bu­lun­du­ğu,
Kon­for alanı yük­sek,
Has­ta­lık­la­rın eli­mi­ne edil­di­ği,
Bir dü­ze­ne­ğe fa­re­ler bı­ra­kı­lı­yor.
Her türlü teh­li­ke­den ko­ru­nu­yor­lar,
Fa­re­ler sa­de­ce yi­yecek içecek ve key­fi­ne ba­ka­cak.
100 gün sonra her 50 günde,
Nüfus iki ka­tı­na çı­kı­yor.
Bu es­na­da kı­sıt­lı ala­nın belli böl­ge­le­rin­de,
Fa­re­ler çok daha fazla yo­ğun­la­şı­yor.
Yani kendi alan­la­rı­nı se­çi­yor­lar.
Aşırı nü­fus­lu bu böl­ge­ler­de hi­ye­rar­şi­ler olu­şu­yor,
315 güne ge­lin­di­ğin­de 620 fa­re­ye ula­şı­lı­yor.
Bu nok­ta­da so­run­lar baş gös­ter­me­ye baş­lı­yor.
Top­lam­da 12 adet yem­lik var­ken,
Bazı yem­lik­le­re hiç­bir fare git­mi­yor,
Sa­de­ce 3 yem­lik kul­la­nı­lı­yor.
Grup­laş­ma­lar baş gös­te­ri­yor.
Araş­tır­ma­cı an­lı­yor ki,
Önce sos­yal­leş­me,
Sos­yal­leş­me­den son­ra­da grup­laş­ma­lar olu­şu­yor.
Grup­laş­ma­lar çe­te­leş­me­yi ya­ra­tı­yor.
Bu çe­te­leş­me­ler çok büyük so­run­la­rı da ya­nın­da ge­ti­ri­yor.
Ka­la­ba­lık olma duy­gu­su,
Bir teh­dit gibi al­gı­la­nıp,
Kaygı ve kor­ku­yu or­ta­ya çı­kar­tı­yor.
Ya yem yet­mez­se,
Ya ya­ta­cak yer ol­maz­sa gibi kay­gı­lar olu­şu­yor.
Önce kendi grup­la­rı­nı ve aile­le­ri­ni ko­ru­mak için,
Karşı grup­la­ra di­rekt sal­dı­rı baş­la­tı­yor­lar.
Zayıf gör­dük­le­ri grup­la­rı sal­dı­rıp yok edi­yor­lar.
Grup­laş­ma­lar, vah­şet, şid­det, çe­te­leş­me­ler ara­sın­da,
Sos­yal bağ­lar kop­ma­ya,
Şu-bu,
Sen-ben,
On­lar-biz gibi olay­lar or­ta­ya çı­kı­yor.
Fa­re­ler amaç duy­gu­la­rı­nı yi­ti­ri­yor­lar.
Kendi böl­ge­le­ri­ni ve ha­mi­le di­şi­le­ri­ni ko­ru­ma­yı bı­ra­kı­yor­lar.
Bir süre sonra aylak aylak do­la­şıp,
Yiyip içip kavga edi­yor­lar.
Bu fa­re­ler­den ka­ba­da­yı olan­lar,
Aşırı zayıf gör­dük­le­ri­ne sal­dı­rıp öl­dü­rü­yor­lar.
Bas­kın ol­ma­yan­lar,
Kendi kö­şe­le­ri­ne çe­ki­lip ya­şı­yor­lar.
Dişi fa­re­ler­de za­man­la,
Yav­ru­la­rı­nı ko­ru­mak­tan vaz­ge­çi­yor­lar.
So­rum­lu­luk duy­gu­la­rı yok ol­duk­ça,
Yeni doğan be­bek­le­ri­ni öl­dür­me­ye baş­lı­yor­lar.
Bu hi­ye­rar­şi­de daha altta kalan,
Top­lum­da ken­di­ne bir rol bu­la­ma­yan,
Ve sü­rek­li ka­la­ba­lık­lar için­de bu­lun­mak­tan,
Ken­di­ne sos­yal­le­şe­bi­lecek,
Bir alan ya­ra­ta­ma­yan erkek fa­re­ler,
Sos­yal bağ kurma ye­te­nek­le­ri­ni kay­be­di­yor­lar.
Amaç­sız­la­şa­rak ken­di­le­ri­ni top­lum­dan geri çe­ki­yor­lar.
Alan­la­rı­nı ve eş­le­ri­ni sa­vun­ma dav­ra­nı­şın­da da bu­lun­mu­yor­lar
Ve kur yap­ma­ya-çift­leş­me­ye ça­ba­la­mı­yor­lar.
Bu da top­lum­sal bir dav­ra­nış krizi ya­ra­tı­yor.
Fa­re­le­rin ço­ğu­nun çift­leş­me,
Ve di­ğer­le­riy­le ile­ti­şim kurma dav­ra­nış­la­rı­nı bı­rak­ma­sı ne­ti­ce­sin­de,
Nüfus ar­tı­şı ta­ma­men du­ru­yor.
İşler bu­ra­dan sonra daha da il­ginç­le­şi­yor.
Yeni je­ne­ras­yon fa­re­ler çev­re­le­rin­de kur yapma,
Çocuk ba­kı­mı gibi dav­ra­nış­la­rı gör­me­dik­le­ri için,
Olay­dan ta­ma­men ko­pu­yor­lar.
Ger­gin­lik­ten ve tar­tış­ma­dan ka­çı­nı­yor­lar,
Çift­leş­me­yi bı­ra­kı­yor­lar,
Top­lu­mu iler­let­mek adına hiç­bir şey yap­ma­yıp,
Ta­ma­men kendi alan­la­rı­na çe­ki­li­yor­lar.
Cal­ho­un, bu dö­ne­mi fa­re­le­rin ilk ölümü ola­rak ad­lan­dı­rı­yor.
Yani ruh­la­rı­nın öl­dü­ğü­nü,
İkinci sı­ra­da­ki fi­zik­sel ölüm­le­ri­ne kadar,
Amaç­sız şe­kil­de ya­şa­dık­la­rı­nı be­lir­ti­yor.
Cal­ho­un ay­rı­ca, fa­re­le­rin in­san­la­ra çok ben­ze­di­ği­ni,
Her­han­gi bir amaç,
Baskı veya ge­ri­lim ol­ma­dı­ğın­dan,
Tüm odak­lan­ma güç­le­ri­ni,
He­def­le­ri­ni ve kim­lik­le­ri­ni kay­bet­tik­le­ri­ni söy­lü­yor.
Sos­yal rol­le­ri­nin kal­ma­ma­sı ne­ti­ce­sin­de,
Kay­nak­lar da sı­nır­sız ol­du­ğun­dan,
Sa­de­ce en temel ih­ti­yaç­lar olan,
Yeme ve uyu­ma­yı ger­çek­leş­tir­dik­le­ri­ni be­lir­ti­yor.
Ve bu fa­re­le­ri sa­de­ce gü­zel­leş­mek için uğ­ra­şı­yor­lar.
Fa­re­le­rin ço­ğu­nun çift­leş­me,
Ve di­ğer­le­riy­le ile­ti­şim kurma dav­ra­nış­la­rı­nı bı­rak­ma­sı ne­ti­ce­sin­de,
Nüfus ar­tı­şı ta­ma­men du­ru­yor.
Bir nok­ta­dan sonra po­pü­las­yon­da­ki tüm fa­re­ler,
Yaş­lı­lık­tan ölün­ce,
Top­lum or­ta­dan kal­kı­yor.
Özet­ler­sek;
Çaba ve emek yok,
Sı­nır­sız yi­yecek ve içecek.
Ba­rı­nak so­ru­nu yok.
Fa­re­ler belli bir sa­yı­ya ula­şın­ca sos­yal so­run­lar baş gös­te­ri­yor.
Grup­laş­ma ve çe­te­leş­me­ler olu­şu­yor.
Asos­yal ve cin­si­yet­siz­leş­miş bir top­lum or­ta­ya çı­kı­yor.
Son­ra­sın­da da yok olan bir fare top­lu­lu­ğu.
Bu de­ne­yi gü­nü­mü­ze uyar­la­mak is­ter­sek,
Top­rak­la bağı ke­sil­miş,
Beton şe­hir­le­re tı­kış­tı­rıl­mış insan yı­ğın­la­rı,
Dav­ra­nış­sal çöküş ile
Hızla bi­rey­sel­leş­ti­ri­li­yor.
Hızla cin­si­yet­siz­leş­ti­ri­li­yor.
Hızla cin­si­yet de­ğiş­tir­me­ye yön­len­di­ri­li­yor.
Cin­sel dav­ra­nış­sal bo­zuk­luk­lar or­ta­ya çı­kar­tı­lır­ken,
Karşı cins­le sağ­lık­lı ya­kın­laş­ma,
Aile kurup ço­ğal­ma ye­te­nek­le­ri,
Ve im­kan­la­rı­nı yok edi­li­yor.
Bir dü­şü­nün ki,
Bu kadar kaosu fa­re­ler ya­pı­yor­lar.
Bir de fa­re­le­ri ma­nüp­le edecek üst akıl ol­say­dı?
Bu de­ney­de nice kötü olay­la­rı gö­re­bi­lir­dik.
Me­se­la el­le­rin­de atom bom­ba­sı ol­say­dı atar­lar­dı.
Şu an in­san­lık,
Üni­ver­se 25 de­ne­yi gibi,
Yiyip içip key­fi­ne ba­kı­yor.
Ah­la­kı ve vic­da­nı çö­kü­şü­nün,
Kendi so­nu­nu ge­ti­re­ce­ği­nin far­kın­da bile değil.
Fa­re­ler ve in­san­lar..
Ma­nüp­le edi­len in­san­lı­ğa,
Fa­re­ler,
Ko­bay­lı­ğı terk etmiş du­rum­da­lar.