Değerli dostlarım, iz bırakanlar yazı dizime devam edeceğim. Geçen hafta gazetemizin kurucusu ve baş yazarı değerli insan, kadirşinast ağabey Hacı Hüseyin Nizamoğlu Hakkın Rahmetine kavuştu. Makamı âli mekanı Cennet olsun.
İlçem Ula’da o yıllarda lise mektebi yok idi. Muğla’da Turgut Reis Lisesine (Goca Mektap) yazıldığım yıllardı. 1970 Yılından söz ediyorum. Yaklaşık yarım asır geçmiş. İlk işyeri olarak Ula Camii ile Tabane (Tabakane) yönüne giden caddenin tam köşesinde terzi dükkanı var idi. Merhum Hacı Hüseyin Ağabeyim ile tanışmamız o küçücük dükkanda olduydu. İstanbul beyefendisi görünümlü, genç, dinamik, vatanperver, Ülkücü, gözleri ışıl ışıl yanan bir Muğla aşığı terzi ağabey.
Yıllar yılları takip etti. Şu anda Hedef Kırtasiye işyerinin yanı başında daha öncelerden Şifa Eczanesi’nin yanında matbaa işyerini açtı Hacı Hüseyin Nizamoğlu Beyefendi ağabeyim. Adını “HAMLE” Matbaası koydu. Ailenin iç yüzünü tabii olarak bilemem ama ileriyi gören gerçek anlamda Türk ve İslam Mefkuresini özünde barındıran bir kimlik ile mücadeleye başladı Muğla’da. Naçizane bendeniz Muğlalı (Menteşeli) değilim de yaklaşık ömrümün en verimli gençlik yıllarımı ( 1970-2005) Muğla Merkez İlçede (Şimdilerde adı Menteşe) geçirdim. İlçem Ula’da lise yoktu. Ortaokuldan sonra okumak isteyenler minibüslerle Muğla’ya taşınır ve sabahları gider akşamüzeri de evimize dönerdik. Yetmişli yıllar. Ülkemizin sağ ve sol yelpaze diye ayrım yapıldığı, bilerek genç nesillere sağcılık ve solculuk akımlarının enjekte edildiği yıllardı o yıllar. O yıllarda taşradan gelen gençleri Merhum Hüseyin Nizamoğlu Ağabeyimiz, oğulları Merhum Halil İbrahim Nizamoğlu ve Hayati Nizamoğlu Beyefendi kardeşlerimle birlikte koruyup kollarlardı.
Sonra Hamle Gazetesi kuruldu. O yıllarda Muğla’da İlk Adım Gazete ve Matbaası ile Devrim Gazetesi ve Matbaası kurulu ve faaliyet gösteriyorlardı. İlk Adım Matbaası ve Gazetesi Şeyh Camiine giderken hemen köşede işyeri var ve faaldi. Devrim Matbaa ve Gazetesi de Kurşunlu Camii karşısında halen bulunduğu adreste faaliyet gösteriyordu. Çok detaya girmek istemem. Zira o yıllar da öğrenciyim ve Ula’ya gidip geliyorum.
Hamle Gazete ve Matbaası kuruldu ve hizmete girdi, o zamanlar yukarıda da arz ettiğim gibi sağ ve sol yelpaze olarak bilhassa gençlere enjekte edilmeye çalışılan yandaş olma çalışmaları hızla ilerliyordu. Devrim ve İlk Adım gazeteleri gençler için daha cazip geliyordu. Hamle Gazetesi Muğla’da kurulunca sanki denge bulundu diye bilhassa gençler sevindiydik. Bu sevincimizi zaman zaman Merhum Halil İbrahim Ağabey ile çay eşliğinde paylaşırdık. Gönül insanıydı Merhum Hacı Hüseyin Ağabeyimiz. Gerçek dost idi Hacı Hüseyin Ağabeyim. Hani derler ya fakir babası, tam anlamıyla üzerinde görünürdü bu babalık özelliği.
Güler yüzle karşılamayı, nasılsın diye hal hatır sormayı, ne işin var bir sıkıntın var mı diye kadirşinast olmayı yaşayarak öğretenlerdi Nizamoğlu ailesi. Alçak gönüllülük çok zordur sevgili okurlarım. Mütevazı görünmek ayrı, mütevazı olmak ayrı ayrı hususiyettir insanoğlunda.
Bura da Yunus Emre’nin müthiş sözleri aklıma geliyor.
Bilmek olmak değildir,
Olma ya bak olmaya.
Mütevazi olmak, küçükle küçük, büyükle büyük olabilme kabiliyeti. Hayatını bu çizgi üzerine bina edenler hayatın her safhasında başarılı olmuşlardır. İnsana dokunabilmek keyfiyetini herkes başaramaz. Başaranlar toplumda karşılık bulurlar.
Merhum Hacı Hüseyin Nizamoğlu Beyefendi Ağabey ve oğulları Muğla İlinde insan denilen varlığa en iyi yaklaşabilen, gönül alabilmeyi bilen, halkın ve toplumun ihtiyaçlarına göre hareket etmesini bilen bir aileden söz ediyorum. Bu ailenin de en büyüğü Hacı Hüseyin Nizamoğlu Ağabeyimdir.
Son olarak İslam ile Türklük mefkuresinin bedeninde yaşatan, topluma örmek olmayı şiar edinen, körü körüne değil, bilim ve ilim ışığında Muğla halkına bir şekilde dokunan, hal hatır sormayı, bir çay ikram etmeyi küçümsemeyen, derdi olan ile dertleşen bir ulu çınardan söz ediyorum.
Merhum Hüseyin Ağabeyimizin damadı da işyerinin ünvanını “Hedef” koyarak Hamle ile bütünleşmesini bildi. Dedim ya halkın ve toplumların nabzını iyi tutabilen, istek ve ihtiyaçlarına olgunca cevap verebilen, güler yüzlü çalışmayı öğreten bir ailenin büyüğünden söz ediyorum. Bir baba düşünün evlatlarını etrafında tutmayı başarmış, oğulları ve kızı (damadı) ile birlikte işler kurup başarmış, çocuklarını bir arada tutabilen nadir ailelerdendir bu Nizamoğlu ailesi.
Var ise hakkım helal olsun. Hacı Hüseyin Ağabeyim, Mekanın Cennet, Makamın Âli olsun. Mezarın Cennet bahçelerinden olsun. Osmanlıca da olmak ile ölmek aynı yazılır, cümlenin gelişine göre okunur. Güzel insan oldu, güzel insan olarak öldü.
Ailesine, sevenlerine ve dostlarıma derim ki, Allah Cennette kavuştursun.
Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…
(*)Yeksan: Farsça bir kelime olup, bir olma, beraber olma anlamına gelir.