Bir hafta boyunca hiç kitap okuyamadım işlerimin yoğunluğu nedeniyle. Cumartesi sabah kahvaltı sonrası kitabımı ve kahvemi alıp masama geçmiştim ki bir arkadaşım aradı. Her önüne gelene parmak sallayan bir vaizden ve can sıkıcı olaylardan bahsetti.

Uzun bir sohbetten sonra kitabı açıp kaldığım yerden okumaya başladığımda karşıma çıkan bölüm oldukça manidardı. Arkadaşımın anlattıklarının, yaptığımız sohbetin ve kitabı elime alır almaz önüme çıkan cümlelerin uyumu galiba yalnızca “tesadüf” kelimesi ile anlatılamazdı. Kitap (Dost-Semiha Ayverdi) adeta tam da o vaizlere sesleniyordu. Cümleler ise Kenan Rıfâî’ye ait:

İnsanları Allah’a yaklaştırmaya bakın. Uzaklaştırmaya değil... İslâm’ın meseleleri, üstlerinde durulmasında değer bulunmayan boş ve dar düşünceler değildir.

Meselâ, karşına hiç manevi terbiye görmemiş, ruh dünyası bomboş, buna mukabil, maddî bilgilerle tıka basa dolu bir kimse geliyor. Bir ruh cahili olduğu kadar, kafası dünya bilgileriyle yüklü bulunan bu adamı uyandırıp dalâlet ve gafletten kurtarmak için her şeyden evvel, irşatta seviyeli olmak ve onun bilgilerine dudak bükmemek gerek. Aksine ona saygı göster, hatta ilminde daha ileri adımlar atması için teşvik et...

‘Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, hemen ölecekmiş gibi ukbâ için çalış.’ diyen Resulullah değil mi? Gene Hazreti Peygamber, ‘İlmi istemek her kadın ve erkeğe farzdır.’ buyurmuyor mu? İslamiyet’in yükselmesi ve birliği için çalışan kimse etrafındakilere; ‘Manevi ilme olduğu kadar maddi ilme ve ahlaka da sarılın.’ demezse mesuldür, günahkardır.

Bugün insan dimağı, maddi dünyasında harikalar meydana getirirken bundan Müslüman’ın cahil kalması; keşifleri, buluşları, türlü türlü teknik ve fikrî faaliyetleri başkalarına bırakması ne ayıp... Bidâyette (başlangıçta) İslam dünyası böyle miydi?

Artık bizde de dağarcığı maddi bilgilerle şöyle böyle dolmuş kimseler çoğalmaya başlamış bulunuyor ve bunların arasında öyleleri de var ki yalnız madde ile tatmin olmamakta, elde ettikleri diplomalar içlerinin boşluğuna cevap verememektedir. Onun için de ruh iklimine bir manevi sermaye isteyen bu adamın ihtiyaç, ümit ve heyecanını boş ve katı davranışlarla söndürmek reva mı?

Rehber olduğunu söyleyerek önde giden kimsenin, karşısına gelen talibe daha ilk adımda kaşlarını çatarak onu aradığı hatta susamış olduğu mana dünyasının kapısına varmadan geri çevirmesi İslam'ın ruhuna ihanetten başka nedir?

Neden ‘Zaman-ı saadete göre giyin!’ diyor da ‘Peygamberin ahlakına göre yaşa!’ demiyor. Edebin ölçüsü kılık kıyafet değil, tevhittir. Kavuk, şalvar hiç kimseyi kalp cennetine götürmez ama ahlak-ı Muhammedî iki dünyanın da nizam ve huzur kapılarını açar. Çünkü Resulullah, beşeriyete ahlakı tamamlamak ve yayıp öğretmek için gelmiştir; kılık kıyafet düzenlemek için değil. Yazık ki hocaefendi bunu bilmez.

Hadis-i şerifte ‘İnnallahe la yanzuru ile suvariküm’ buyrulduğuna göre, Allah suretlerimize değil kalbimize bakar. Şu hâlde iş kalb-i selim sahibi olmaktır.

Hoca olmak, rehber olmak mesuliyetini üstüne almışsan önüne diz çökenin dünyevi bilgilerinden de cahil bulunma; sermayeli ol! Her kuşun lisanını bilen Hz. Süleyman gibi ol! Zira senin vazifen uzaklaştırmak değil yaklaştırmaktır.

İslam'da değişmeyen esaslardır, teferruat değil. Karşına geleni insanî kemâlâtı öğret ve bunları halinle de yaşayarak göster. Esasen tevhid de bu kemâlâtın zirvesidir, son basamağıdır.”

Bu cümlelerin üzerine fazla söze gerek yok. Bir vaiz yalnızca kendisi gibi düşünen/inanan insanlara hitap ediyorsa, her halükârda kendisine “evet” diyenleri muhatap alarak konuşuyorsa bir başarıdan söz edilebilir mi? Sözleri kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi bir zihnî ve ruhî altyapıya sahip olmayan birine etki etmiyorsa hangi düşünce ve inanca hizmet etmiş olur?

Sokakta yanından geçen herkese saldıran, yumruk atan psikolojik sorunlu insanlar gibi herkese parmak sallayan, bağırarak konuşan ve her şey hakkında yorum yapan bir vaiz; önünde oturanları coşturmaktan başka neyi başarabilir? Öte bakan kaç kişiyi bu yana döndürebilir?

Kendi taraftarlarını coşturan ve rakip takımı yuhalatan vaizlere değil, kendisi gibi düşünmeyenlerin zihnine ve gönlüne hitap edebilen vaizlere ihtiyacımız var.

22.11.2023