"Ve aşklar. Yaşanılası, tapılası, yürekleriyakan aşklar. Mavi gözlü devin gökler üstü aşkı. Yıldızlı semalarda buluşan gönüller.Bir o kadar saf bir o kadar temiz. Dünyanın benliğine sığmayan aşklardıaşkların. Küçücük su birikintilerine terk edilemezdi. Okyanuslara bağışlanırdıtüm günahlar. "
Bugün seni düşünüyorum. Senin mısralarındaseni düşünmek güzel şey. Ayrısı, gayrısı olmayan bir güzellik. Ötekisi, berisiolmayan bir güzellik. Sınırlanmayan bir güzellik. Senin mısraların bana şarkısöyletiyor. Her mısran nice şarkılar söyletiyor. Senin bu dünyadan sıyırangüzellikler şarkılar söyletiyor bana. Bak güneş doğuyor. Masmavi gökyüzündebembeyaz düşlere dalıyorum.
Hakkında nice yazılar okudum? Hayatın,ideallerin, davan, ideolojin, aşkların. Mısraların var ya o içime işleyengökyüzünde sonsuz nefesler aldıran mısraların. Mısralarında kayboldum.Mısralarında şiiri bir başka sevdim. Mısraların mavi gözlü adamın aşka aşıkyüreğinden güzellikler işliyordu.
Adına söylenen güzellemelerde mısralarınkonuşulduysa güzellikler insana seslendi. Senin mısralarında bir renge bağlıdeğildi duygular. Güneşin doğuşunu seyreden adamın gözünde dünya seyredilirdi.O dünyada her yetişkin yüreği bir çocuktu, her çocuk bir çiçek.
Mısralarında hiçbir yere zincirlemiyorduayakları. Keskin bağlarla bağlamıyordu. Akıp gidiyordu önü alınmaz nehirlerboyu. Taşıyordu en sarp kayalıklardan okyanuslara. Ben bu akımsız akışlardaözgürdüm. Özgürlük hafifletiyordu yüreğimi.
Benden, senden mısraların zaman zaman bölünsede bölüşmeyi bilenlereydi tüm duygular. Paylaşılmayı seviyordu, paylaştıkçaçoğalıyordu.
Tüm kitapların benim şiirlerimdi diyemem, sende mazur görürdün beni. Anlamadığım yerde karanlıklara boğamazdım güneşedoğuşunu seyreden adamı. Oysa ben güneşin batışını izleyen mısraları daseviyordum. Farklı renklerden bakmayı da seviyordum. Benden, senden ve de bizdeolanları. Dünyaya benden bakmıyordun, öznen insandı. Mısralarına girengörüşlerde de insana sesleniyordun. Yüreği çocuk şair dünyayı her daim güzelgörüyordu.
Ve aşklar. Yaşanılası, tapılası, yürekleriyakan aşklar. Mavi gözlü devin gökler üstü aşkı. Yıldızlı semalarda buluşangönüller. Bir o kadar saf bir o kadar temiz. Dünyanın benliğine sığmayanaşklardı aşkların. Küçücük su birikintilerine terk edilemezdi. Okyanuslarabağışlanırdı tüm günahlar.
Nereye mahkûm edilirse edilsin yüreklerzincirlenmezdi. En zor bağışlamalarda bile yuh dedirtirdi. Masmavi gökyüzündebembeyaz düşler kurulurdu ancak.
İnsan bir çınar misali köklerini yurt tutardıkendine evreni. Gölgesine sevgiyi, özgürlüğü her şeyden ötesi insanca insankalmayı sığdırırdı. İnsanca kalmak ne kadar zordu oysa. Seni anlamak da öyle.Oysa hangi sanatçı tam olarak anlaşılabilmiş ki..
Seni görmek istediğim bir adama dönüştürmekistemiyorum. Sende yazacağım destanlar da olmayacak. Sen bir dünya fanisi birşair. Hayatı kırgınlıklarla, kırılganlıklarla dolu. Doğrusuyla yanlışıyla birhayat. Oysa mısraların sahibi o şairin dünyası.
Ben seni mısralarında sevdim. MısralarındaTürkçe'min havasını, suyunu, toprağını kokladım. Mısralarında bugünetaşıyamadığım hasletlerle kucaklaştım. Hatta bazı mısralarda barış yaptım. Sensavaşın şairi değilsin ki? Yüreğindeki çocuk hiçbir çocuğa kıyamaz.
Hoşça kal şair dünyada kalan adına, dünyadakalan zamanına. Adın mısralarınla gönüllere girecek, güzel sabahlarda güzelşeyler düşündürtecek. Adın nice şiirinde her şeye rağmen insana insanca bakmayadevam edecek. Adında "motorlarımaviliklere sürebileceğimiz" yepyeni günlere merhaba.
"Seni düşünmek güzel şey
Seni düşünmek ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkı dinlemek
Gibi bir şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek
Gibi bir şey"
Nazım Hikmet