"Hamursuz'uneteklerinden zirvesine ulaşan belirli bir yol olmasa da parelel bir seyirdetırmanışım devam ediyor. Yer yer soluk soluğa kalıyorum, dizlerimin dermanıtükeniyor, terliyorum. Engellerin yoluma mani olmasına izin vermiyorum. Dinlenedinlene, bastonumdan da güç alarak zirveye ulaşıyorum. Derin bir nefesalıyorum, sanki Himalaya'nın tepesine ulaşmışçasına mutlu oluyorum."

Sevdiğimyürüyüş ve ziyaret mekanlarından biri de Şehir Eski Mezarlığı'dır. Cumhuriyet'ikarşılayan Muğla'da; Atatürk heykelinin bulunduğu meydanı merkez alarak yenibir şehir inşa edilirken meydanınbulunduğu yerden Tekel'in, bugünküDemircioğlu Otel'in, Menteşe Devlet Hastanesi'ne kadar bir alanda yer alantarihi mezarlığı Hamursuz Dağı'nın Karabağlar'a giden yol üzerindeki eteklerinetaşınmıştı. Şehirde kalan mescit hazirelerindeki mezarlar da bu mekananakledilmişti. Böylece Hamursuz'un eteklerinde serviler altında bir sessizlermekanı yerini almıştı.

ŞehirdenKarabağlar'a giden yol üzerinde yer aldığı için Şehir Eski Mezarlığıinsanımızın belleğinde ayrı bir manaya hükmeden bir yer edinmiştir. Her gelişgeçişte sonsuzluğa uğurladığımız sevdiklerimize dualarımızla rahmet selamıyollarız. Bu mekan yıllar geçtikçe sessizlerin mekanı olmaktan çıkıpdünyalıklarımızdan sıyrıldığımız ibretgah nazarı ile baktığımız bir huzurmekanı da olmuştur.

ÇocukluğumdaKarabağlar'a her gidişimizde benim için bir karabasana dönüşen bu mekan;bayram, kandil ve sair zamanlarda yaptığımız ziyaretlerle, sevdiklerimiziuğurladığımız son vedalarla bir iç huzuru yaşadığım, nefes aldığım bir mekanadönüştü. Ailemin hiç tanımadığım ahirete göçmüş üyeleriyle, sevdikleriminvarlıklarıyla bu mekanda benim için geçmişle gelecek arasında bir tamamlanmayıda yaşıyordum.

ŞehirEski Mezarlığı, Muğlalılar için geçmişle bugünün bir tamamlandığı yerdir.Şehrin tarihi belleğinin şahitleri burada varlığımıza anlam katmaktadırlar.Mezarlık ziyaretleri her Muğlalı için ayrı bir yere sahiptir. Eskiden bu mekanayürüyerek gidilir, mezarlıktaki ahirete göçmüş eş, dost, akrabaları tek tekziyaret edilirdi. Sevdiklerimizin mekanlarında onlara dua edilmekle kalmaz,hasbihal babında dertleştiğimiz de olurdu. Mezarlar temizlenir, önceleri mersindallarıyla sonraları buğday veya çiçeklerle bezenirdi. Mersin getirmek bir süresonra yasaklandı ama ne zaman bir yol kenarında bir mersin ağacı görsemkoklasam mezarlık aklıma gelir.

Bucihetle Şehir Eski Mezarlığı'na doğru yolarevan oluyorum. Bu seyahatimle de bir nostaljiyi canlandırmak istiyorum. Bu seyahatimsadece mezarlığa değil Hamursuz'a da olacak aslında. Sabah erkenden mezarlığagiriyorum. Öncelikle ahirete intikal etmiş eş, dost, akrabalarımı ziyaretediyorum. Dualarımla geçmişe yolculuk ediyorum. O güneş yüzlüler, o şirindilliler canlanıyor zihnimde. Belleğim bugünden geçmişe bir ziyareti de vesilekılarak tamamlanıyor. Mezarlığın orta kapısından büyük sebilin yukarısından ÜçErenler'in mekanına ulaşıyorum. Üç Erenler'in manevi varlıklarını temsil edenmezar taşlarının önünden mezarlığın sınır duvarını aşarak tırmanışa geçiyorum.

Hamursuz'unzirvesinde yatan bu dağın manevi sahibi Hamursuz Dede'yi de ziyaret ederekyolculuğumu sona erdirmek niyetindeyim. Hamursuz'un eteklerinden zirvesineulaşan belirli bir yol olmasa da parelel bir seyirde tırmanışım devam ediyor.Yer yer soluk soluğa kalıyorum, dizlerimin dermanı tükeniyor, terliyorum.Engellerin yoluma mani olmasına izin vermiyorum. Dinlene dinlene, bastonumdanda güç alarak zirveye ulaşıyorum. Derin bir nefes alıyorum, sanki Himalaya'nıntepesine ulaşmışçasına mutlu oluyorum. Yaş ilerledikçe, kilo arttıkçatırmanışlar zorlaşıyor. Ama benim için bu bir zafer olmanın ötesinde birkavuşma aynı zamanda. Hamursuz'un ayrı bir yeri var gönlümde.

Vezirvedeyim. Bir yanımda şehir merkezi, bir yanım Düğerek, bir yanım Karabağlar.Temaşa zevki yanında tamamlanan bir muhakeme yeri Hamursuz. Düğerek'e bakanDüden'i karşılayan sınırlarında askeri bir alana evsahipliği yaparken,Karabağlar yolunda mezarlığı kucaklıyor. Ve Karabağlar ile Düğerek sınırında yeralan sınırında belediyenin arındırma tesisleri var.

Buarada Hamursuz Dağı'nda düzenli bir ağaçlandırma yapılsa ne kadar güzel olurdudiye düşünüyorum. Burada yıllarca kireç çıkarılmış, bunu temsil eden kireçocaklarıyla karşılaşıyorum. Hamursuz, yıllarca bu tarihi kireç ocaklarındavarlığını devam ettirmiş. Ve şehrin tek fabrikasıyla Hamursuz'a başrolverilmiş. Kireç Sanayi'nin tüten bacalarında Hamursuz'un bir sitemi de olmuşaslında. Kireç fabrikası yakın bir zamanda üretim faaliyetlerine son verse de Hamursuzkirecinin beyazlığında şehrin tarihindetemiz bir yere sahip olacak.

MezarlıktanHamursuz'un zirvesine geçişte ruhum dört mevsimin iklimlerinde geçişleryaşıyor. Şehrin safi bakışı Hamursuz'un zirvesinde nihayete eriyor. Asar'danbakışla Hamursuz'dan bakış arasında farklılık var. Hamursuz sanki şehrinkoruyucusu, hamisi. Bir bakımA şehrin göbeğinde bir savunma kalkanı. Şehirdümdüz bir alanda Karabağlar'a ve Düğerek'e kavuşsaydı bile çıkan her fırtınada, esen her rüzgardaboğulurdu. Karabağlar'ın, Düğerek'in ve de şehrin kendi bağımsız kimliğinibulmasında Hamursuz'un yeri farklıdır sanıyorum.

AsarDağı için şehrin gözleridir demiştim,Hamursuz için de şehrin yüreğidir diyorum. Hamursuz şehrin ortasında atan biryürek. Hamursuz'da gün doğumunu, gün batımını farklı noktalardan seyredalacaksınız. Gönül ikliminde gözyaşının ve gülücüklerin hissiyatında farklıduyguları yaşayacaksınız. Daha önceki gelişimde bana eşlik eden kaplumbağamıarıyor gözlerim. Göremiyorum. Nereye sefer eyledi kim bilir?

Hamursuz'danAsar'ı seyre dalıyorum gözüm Kızıldağ'ın bağrından meydana yayılan şehrimetakılıyor. Yeşil ve beyazın şehredokunuşu safiyeti ve huzuru da beraberinde taşıyor. Sonra ovaya bakıyorum.Arkamda Düğerek ve Karabağlar yaylası uzanıyor. Şehir büyüdükçe sanki Hamursuzdarlanıyor, sıkılıyor. Belki de yüreği sıkışıyor. Engin ufuklar binalarlaçoğalıyor. Ve gün batımında şehir ışıklanıyor. Hamursuz ışıkların rüya aleminedalıyor. Ve Hamursuz eteğindeki mezarlığın yeşil ve beyaz ışıklarında manevihuzura eriyor.

VeHamursuz'un sinesinden ruhum Şahidi Cami'ne kayıyor. Şahidi Camisi'nin mihrabınyanındaki penceresinden Hamursuz'u seyrettiğim vakit aklıma geliyor. ŞahidiCami'den Hamursuz'a bakarken bir ışık kayıp gidiyor içimden. Daha önceanlatılan bir rivayet canlanıyor hayalimde. Şahidi Caminin ilk şeyhi SeyyidKemalettin hazretleri ile kardeşi Hamursuz Dede'nin Muğla'da iki zirvede mekanaermeleri. Bir zirveden diğerine nurlar eşliğinde selam göndermeleri. Bu hayalikliminde şimdi yeri sadece taşlarla çevrelenmiş Hamursuz Dede'nin makamınagidiyorum. Bir zembilin yer aldığı bir direk var ilerisinde. Hamursuz Dede'ninişareti olarak buradaki zembil her akşam yakılırmış. Bu ışıkla şehrinkaranlığına şavk olunurmuş. Kim bilir iki kardeşin haberleşmesi de devam ettirilmişolabilir.

Düşünüyorumşehrin manevi dinamikleri geçmişle gelecek arasında bir kültür köprüsü olur.Yeni nesil bu dinamikler sayesinde kültür kimliğine yaşatmaya devam edebilir.Bunları hurafe, batıl inanç gözüyle bakıp kesip atmak yerine bizi birbirimizebağlayan kültür damarları olarak da düşünebiliriz. Hamursuz Dede'nin manevivarlığı, paylaşımı, fedakarlığı, verdikçe ve paylaştıkça çoğalması, ekmeğinnezdinde nimetin hayatiyeti çocuklarımıza aktarılabilir. Ve atalarımızınkimliğine düstûr olan bu güzellikler yaşatılabilir. Hamursuz Dede'nin mezarırestore edilebilir, başındaki zembil her akşam ışıklandırılabilir. Bunlar zorve imkansız şeyler değil. Anadolu'nun her yerinde olduğu manevi makamlarımızcan suyumuz olabilir.

Hamursuz'aziyaretim sona eriyor. Yüreğime huzurun gölgesi yerleşiyor. Hamursuz'dan sonbir kez şehrime bakıyorum. Dönüşüme kuşlar eşlik ediyor. Yuvalarına dönüyorlarbenim gibi. Kaybolan yitip giden güzelliklerimiz, değerlerimiz arasındaHamursuz eteğindeki mezarlığın ve de çevre yolundaki mezarlığın veziyaretlerinin hayatiyetini bir kez daha düşünüyorum ve sorguluyorum.