Güzel bir sev­da­nın ha­tı­ra­sı­dır,
Ya­şa­dı­ğım dünya.
Aşk­tan gel­dim,
Aş­ka­dır yol­cu­lu­ğum.
Aşk ve sevda,
Her ikisi de canlı ha­tı­ra.
İşte dünya,
İşte ruhum,
Ovada aşk,
Ya­maç­ta sevda.
Işık­tan gel­dim.
Işı­ğa­dır yol­cu­lu­ğum.
İşte dünya,
İşte ruhum
Güzel bir sev­da­nın ha­tı­ra­sı­dır,
Ya­şa­dı­ğım dünya. (Şiir Gül­ten)
Şi­ir­le­ri çok se­vi­yo­rum.
Bu dün­ya­ya be­den­len­dim.
Ha­yat­lar şiir olsun diye uğ­ra­şı­yo­rum.
Ko­nuş­ma­la­rım­dan,
Yazım di­lim­den,
Di­ya­log­la­rım­dan,
Sık­lık­la bana bir soru yö­nel­ti­yor­lar..
Ta­sav­vuf eği­ti­mi aldın mı?
Me­ta­fi­zik ve pa­rap­si­ko­lo­jiy­le çok il­gi­li­sin diye be­lir­ti­yor­lar.
Yok al­ma­dım di­yo­rum.
Fel­se­fe eği­ti­mi de al­ma­dım.
Kalbi ib­rem­le bilgi yol­la­rın­da yü­rü­dük­çe,
Kü­pü­mü dol­dur­mu­şum.
Yüce bil­ge­li­ği,
Ya­ra­dan'la olan bağım ve in­san­lık sev­gim ka­zan­dır­dı.
Kalp gö­züy­le de ba­kın­ca
Or­ta­ya sevgi çıktı.
Bir­li­ğe giden yolda,
Bir ve tek ol­ma­lı­yız.
Ne mutlu ki gönül gözü açık olan­la­ra.
Ne mutlu ki bana.
NESİMİ geldi ak­lı­ma.
Bilge Koca ozan,
Bir şi­irin­de;
Ben de sığar iki cihan,
Ben bu ci­ha­na sığ­ma­zam.
Yer­siz yurt­suz cev­her menem,
Hiç­bir me­ka­na sığ­ma­zam.
Hem se­de­fem hem in­ci­yem
Sı­rat­tan da ge­çi­ci­yem.
Bunca atlas kumaş ile,
Ben bu dük­ka­na sığ­ma­zam.
....
Devam eden şiiri.
Be­nim­de bu dün­ya­ya sığ­ma­yan yü­re­ğim,
Bu dün­ya­ya sığ­ma­yan ruhum var.
Ne­si­mi bir gez­gin­di.
Vah­det-i vücut dü­şün­ce­siy­le bu­lu­şan bir dü­şün­ce ya­pı­sı vardı.
Yani Ya­ra­dan'ın insan yü­zün­de te­cel­li et­me­si gibi fi­kir­le­ri,
Dö­ne­min yobaz din adam­la­rı ta­ra­fın­dan tep­kiy­le kar­şı­lan­mış­tır.
Bu yüz­den katli vacip edil­miş­tir.
Boynu vu­ru­lup,
De­ri­si yü­zü­len Ne­si­mi 7 gün bo­yun­ca,
İbreti alem için teş­hir edil­miş olup,
Dö­ne­min bağ­naz softa müf­tü­sü,
De­ri­si yü­zü­lür­ken aka­cak necis ka­nı­nın,
Her­han­gi bir uzva değ­me­si ha­lin­de ise,
Şer-an o uzvun,
Ke­sil­me­si ge­rek­ti­ği yö­nün­de fetva verir.
Ne­si­mi'nin canlı canlı,
Yü­zü­len de­ri­sin­den,
Sıç­ra­yan bir damla kan,
Kanlı fet­va­yı veren sof­ta­nın (yo­ba­zın)
Par­ma­ğı­na gelir.
Ahali döner ve;
'Hocam par­ma­ğı­nı­zı ke­secek mi­si­niz'? der.
Necis kanın değ­di­ği uzvu yı­kar­sa­nız,
Te­miz­len­miş sa­yı­lır' diye cevap verir,
Bu molla gider ve par­ma­ğı­nı yıkar.
Ken­din­ce güya şe­ri­atın hük­mü­nü ye­ri­ne ge­tir­miş olur.
Ne­si­mi ise bu arada can ve­rir­ken,
'Aşık ca­nı­nı verir,
Zahid par­ma­ğı­nı ve­re­mez söz­le­ri' dö­kü­lür.
Ne­si­mi'yi ölüme gö­tü­ren neden;
Her­ke­sin an­la­ya­bil­me­yecek dü­zey­de ol­ma­yan fi­kir­le­riy­di.
Allah'ın zuhur et­ti­ği yer in­sa­nın yü­züy­dü.
Yani bir nevi insan yüzü Allah'ın ay­na­sıy­dı.
Bun­lar ve buna ben­zer dü­şün­ce­le­ri,
Din alim­le­ri ta­ra­fın­dan şid­det­le eleş­ti­ril­miş olup,
Ve her dö­nem­de ol­du­ğu gibi,
Her­kes gibi dü­şün­me­yen ya sus­tu­rul­ma­lı,
Ya da ölü­mün el­le­ri­ne tes­lim edil­me­liy­di.
El­bet­te Ne­si­mi öl­me­yi sus­ma­ya ter­cih et­miş­ti.
Çok cesur ve şe­ref­li bir dav­ra­nış.
Korku duy­gu­su­nu bil­mi­yo­rum.
Öyle bey­lik laf­lar et­me­ye­ce­ğim.
Cesur ol­ma­nın çok er­dem­li bir dav­ra­nış ol­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­li­rim.
Şimdi söy­le­ye­cek­le­rim ce­sa­re­tim­den kay­nak­la­nı­yor.
Yerel se­çim­ler yak­laş­tı.
Muğla Büyük Şehir Be­le­di­ye Baş­kan­lı­ğı­na aday ol­ma­yı plan­lı­yo­rum.
Tüm hal­kın bana söy­le­di­ği bir söz var.
Ne kadar para da­ğı­ta­cak­sın?
Yüklü para veren ka­za­nı­yor gibi söy­lem­ler or­ta­ya atı­lı­yor.
Va­tan­da­şa kız­mı­yo­rum,
Hak­lı­lar.
28 dönem Genel Se­çim­ler­de aday aday­lı­ğı sü­re­ci­ni ya­şa­mış­tım.
Bu sü­reç­te çok şey öğ­ren­dim.
Ca­nı­mı­zı çok yak­tı­lar.
De­mok­ra­si ve fır­sat eşit­li­ği,
Yük­sek ahlak,
Er­dem­li dav­ra­nış­lar gö­re­me­dik.
Biz aday aday­la­rı­nı,
Sah­ne­ye fi­gü­ran ola­rak al­mış­lar.
Se­çi­lecek kişi yu­tu­la­cak para bel­liy­miş.
Sa­de­ce top­lum­sal il­lüz­yon için,
Top­lu­ma algı yö­ne­ti­mi için,
Ya­şa­dı­ğı­mız ve maruz kal­dı­ğı­mız,
Bu dav­ra­nış­lar,
Bu sü­reç­ler,
Biz­le­ri çok üzdü.
Bari Mus­ta­fa Kemal'e say­gı­nız olsun.
Seçme ve se­çil­me hak­kı­mız ya­say­la ve­ril­di.
Neden temel ah­la­kı de­ğer­le­re ri­ayet edil­mi­yor.
Neden fır­sat eşit­li­ği ta­nın­mı­yor?
Şim­di­ler­de,
İller için bazı par­ti­ler yerel se­çim­de­ki aday­la­rı­nı açık­lı­yor­lar.
Nasıl bir şuur tu­tul­ma­sı al­gı­la­mak müm­kün değil.
Bunun de­mok­ra­si ne­re­sin­de?
Aday­lar belli ise,
Yeni aday­lar or­ta­ya çık­ma­sın,
Kimse aday adayı ol­ma­sın,
Kimse sirk oyu­nu­na ka­tıl­ma­sın,
Nasıl olsa yu­tu­la­cak para, dö­necek işler belli.
Ve her dö­nem­de ol­du­ğu gibi,
Her­kes gibi dü­şün­me­yen ya sus­tu­rul­ma­lı,
Ya da ölü­mün el­le­ri­ne tes­lim edil­me­li­dir.
El­bet­te Ne­si­mi öl­me­yi sus­ma­ya ter­cih et­miş­ti.
SUS­MAK­TAN­SA,
Biz de ge­re­kir­se öl­me­yi ter­cih ede­ce­ğiz.
Yerel se­çim­ler­de yük­sek ahlak bek­li­yo­ruz.
Yerel se­çim­ler­de ak­çe­li işler yap­ma­yın lüt­fen.
Ki­şi­le­rin li­ya­ka­ti­ne bakın.
Aday­la­rın er­dem­li­li­ği­ne bakın,
Aday­la­rın yük­sek ah­la­kı­na bakın.
Milli duy­gu­su­na bakın.
Milli şu­uru­na bakın.
Vatan sev­da­sı­na bakın.
Siz­ler­den yani si­ya­si par­ti­ler­den de,
Ah­lak­lı ve er­dem­li dav­ra­nış­lar bek­li­yo­ruz.
Si­ya­si par­ti­ler bu ül­ke­yi yö­net­mek is­ti­yor­lar­sa,
Unut­ma­ma­lı­dır.
Bu ül­ke­nin en temel so­ru­nu yük­sek ahlak,
Yük­sek ahlak her alana gir­di­ği zaman,
Türk'ün yük­se­li­şi baş­la­ya­cak.