Farkındayım, bu gün artık “Yine mi?” diyenler olacaktır.
Evet, yine... Ele alma sorumluluğu duyduğum o kadar çok konu var, ama “önce sağlık”...
Bazıları ise “önce koltuk” diyorlar!
Evet, bugün yine Menteşe Devlet Hastanesinin geleceğini ve “ Muğla sağlığının sağlığını” konuşacağız. Ta ki konuşması gerekenler makul, mantıklı, umut veren, rahatlatıcı bir ses verinceye kadar...
Önce bir hafta sonunda Bodrum’da yapılan “Muğla Sağlık Turizmi Forumu”na bakalım. Bu forumu izleyen gazetecilerden biri olsaydım, sonunda “Sorusu olan var mı?” diye sorulması halinde şu soruları sıralayabilirdim:
“Muğla sağlığı sağlıklı ellerde mi? Muğla sağlığı ne kadar sağlıklı? Muğla sağlığı denilince kastedilen Acıbadem ve Yücelen Hastaneleri mi oluyor? Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) Genel Başkanı Dr. Can Kirişçi anlatıyor, Antakya depreminde apartman altı tüm Aile Sağlığı Merkezleri yıkılmıştı ve yardıma gidildiğinde hizmet verecek yer bulunamamıştı... Muğla’da kiralık apartman altı yerlerde hizmet veren aile sağlığı merkezleri olası bir depremde Antakya’da olduğu gibi olacaksa hangi sağlık turizminden söz ediyorsunuz?”
+
Gazeteler, “Muğla, sağlık turizminin mevcut durumunu ve geleceğine ilişkin stratejilerini belirlemek amacıyla önemli bir foruma ev sahipliği yaptı.” diye yazdı.
Yazılanlara göre, “Muğla Sağlık Turizmi Forumu”, sağlık turizminin bölgesel ve ulusal düzeyde geliştirilmesi için yenilikçi bir perspektif oluşturmayı hedefliyormuş. Umarım forum o hedefe ulaşabilme çabalarına katkı yapmıştır.
Forum Muğla Valiliği tarafından Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Güney Ege Kalkınma Ajansı, Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ve Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) iş birliğinde düzenlenmiş!
Neden öncelikle gerçek partnerlerle bir “Sağlık Turizmi Derneği” veya “Vakfı” kurulmuyor anlamakta zorluk çekiyorum.
MUTSO’nun ne Yönetim Kurulu Başkanı ne de Meclis Başkanı sanayici veya tüccar olmadıkları gibi ‘sağlıkçı’ veya ‘turizmci’ de değiller... Maşallah “turizm fuarlarının müdavimi” oldukları gibi şimdi de “sağlık turizmine” sardılar... Ama buradan da bir şey çıkmaz!
Ne yalan söyleyeyim, bu işbirliğinde Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Başkanı Mahmut Serdar Kocadon olsa “tamam” diyeceğim de... Nasrettin Hoca aklıma geliyor.. Eşeği Karakaçan’dan düştüğünde “Bana eşekten düşmüş birini bulun gelin” dediği gibi...
+
Uluslararası Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Behlül Ünver, Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Toprak, İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim ve ilgililer katılmış. Haberlere bakılırsa ilgililer arasında Bodrum ve Marmaris’ten yerel yöneticilerin olmaması bana şaşırtıcı gelirken, Güney Ege Turistik Otelciler Ve İşletmeciler Birliği (GETOB), Fethiye Otelciler Birliği (FODER) ve Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Turistik Otelciler ve Turizm İşletmecileri Birliği (DOKTOB) temsilcileri de yoksa eğer bu da büyük bir eksiklik olacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca haberlerde Muğla Tabip Odası ve öteki sağlık örgütlenmelerinin varlığından da söz edilmemiş. Şaşırdım...
+
Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık konuşmasında Muğla’da ‘sağlık turizmi potansiyelini’ anlatmış. “Sağlık turizmi, günümüzde sadece tedavi arayışını değil aynı zamanda sağlıklı yaşam, rehabilitasyon ve doğayla bütünleşmiş bir deneyim talebini de kapsıyor. İşte bu noktada, Muğla'nın farkı ve gücü ortaya çıkıyor. Sakin yaşamı, temiz havası, doğal kaynaklarıyla, şifalı sularıyla Muğla'mız hem dinlenmek hem de şifa bulmak isteyenler için eşsiz bir destinasyondur.” demiş... Kesinlikle doğru söylemiş.
Ardından “İlimizde, çağdaş tıbbi hizmetlerle geleneksel şifa kaynaklarını birleştiren bir vizyon oluşturabiliriz.” diye eklemiş.
İşte bunun yapılabilmesi için, öncelikle yukarıda işaret etmeye çalıştığım eksikliklerin giderilmesi ve Muğla’da sağlık alt yapısı ne durumda önce ona bakmak gerekir.
Vali Dr. Akbıyık, Muğla’da sağlık hizmeti veren kurumları anlatırken, tüm paydaşlarla iş birliği içindeçalıştıklarını aktarıp “Sağlık turizmi yetki belgesine sahip 110 sağlık kurum ve kuruluşumuz bulunmakta. İlimizde son 3 yılda 52 bin 246 sağlık turizmi şeklinde ve 147 bin 868 turistin tedavisi olmak üzere toplam 200 bin 114 turiste uluslararası nitelikte sağlık hizmeti verilmiştir. Ancak ilimize 3 milyon 700 bin yabancı, yaklaşık 7 milyon yerli turist geldiğini düşündüğümüzde bu rakamlar oldukça düşük kalmaktadır.” şeklinde bilgi vermiş.
İşte buna katılamıyorum. Muğla “Sağlık Turizmi” yapıyorsa ‘düşük’, yok böyle bir etkinlik de yapıldığına göre, Muğla “Sağlık Turizmi”ne hazırlanıyorsa 200 bin 114 turiste uluslararası nitelikte sağlık hizmeti verilmiş olması bence gayet güzel...
+
“Sağlık turizmi yetki belgesi”ne sahip 110 sağlık kurum ve kuruluşuna sahip olduğumuz da şaşırttı beni.
Bu da çok güzel. Tabii bundan bir gazeteci olarak bilgi sahibi olmamak da bizim eksikliğimiz. Gerçekten şaşırdım. Acaba o yetki belgesine sahip olanlar kimler ve ne iş yapıyorlar öğrenir öğrenmez sizlerle de paylaşırız.
Tabii bu sayının içinde Eğitim Araştırma Hastanemiz ile Devlet Hastanelerimiz de var mı bilmiyoruz. En önemlisi de bu kurum ve kuruluşlarda “yabancı dil bilen sağlıkçılarımız” da var mı yok mu çok önemli.
Mesela şu anda “tahliye” ve ardından “yıkımla” karşı karşıya olan Menteşe Devlet Hastanesi’nin Başhekimi Op. Dr. Şadi Ballı iyi derece de İngilizce konuşuyor...
Ne dersiniz, Devlet Hastanelerimizin kaçının başhekimi ve hiç değilse birkaç doktoru yabancı dil biliyordur?
+
Forumun ilk bölümünde Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural ve Acıbadem Healthcare Grup Genel Müdür Yardımcısı Rasim Topuz da birer konuşma yapmış.
İşte bu noktada şu soruyu sormadan edemiyorum:
Muğla’da sağlık turizmini kamu hastaneleri ile özel sektör hastaneleri ve klinikleri, sağlık merkezleri birlikte mi yapacaklar, yoksa özel sektör bu işi tek başına yapacak da ona alt yapı mı hazırlanıyor?
Bu soruya bir soru daha eklenebilir:
Hem Allah aşkına Muğla halkı hala evrensel anlamda “İkinci Basamak Sağlık Hizmeti” alamazken, Aile Sağlığı Merkezleri sıkıntılar yaşarken, Eğitim Araştırma Hastanesi hala “Eksikleri giderilmiş, bütün sorunları aşılmış” hale gelememişken “sağlık turizminden” söz etmek biraz abesle iştigal olmuyor mu?
Umarım Valimiz Sayın Dr. İdris Akbıyık beni yanlış anlamaz... Niyetim asla eleştiri yapmış olmak için yazmak değildir... Birinin de “Kral çıplak” demesinde yarar var...
+
Bu arada Uluslararası Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Behlül Ünver’in ifadeleri de Muğla için önemlidir. Sağlık turizmini sadece ‘medikal turizmi’ olarak görmemek gerektiğine dikkati çeken Ünver şunları söylemiş:
“Bunun içerisine termal turizmi de koymak lazım ki Muğla'mızda bu tür potansiyeller de var. Sağlıklı yaşam, engelli yaşamı, sporcu sağlığı bunları da bu iş içerisine katmak lazım. Bunları da değerlendirdiğimiz zaman aslında daha gidecek çok yolumuz olduğunu söyleyebilirim. Burada en büyük motivasyon kaynağımız sağlık çalışanlarımız çünkü Türkiye'de verilen hizmetin en önemli çıktısı sağlık çalışanları ve hekimimizdir. Tesisleri ve kurumları herkes bir şekilde elde edebilir. Biz bu noktada gayet başarılıyız. Bu bir mutfak bunu dünyaya nasıl ihraç edebiliriz bunun derdindeyiz. Ne kadar kişi ve kurum taşın altına elini koyarsa o kadar iyi. Türkiye Yüzyılı'nda, Türkiye inşallah dünyanın şifa merkezi, sağlık turizminin bir numaralı ülkesi olacak.”
Ben de bu sözlerin üzerine “Türkiye Yüzyılı'nda, Muğla inşallah dünyanın şifa merkezi, sağlık turizminin bir numaralı şehri olacaktır.” diyeyim... Tabii Genel Müdürü Behlül Ünver’in sözlerine de dikkat edip, “Burada en büyük motivasyon kaynağımız sağlık çalışanlarımız çünkü Türkiye'de verilen hizmetin en önemli çıktısı sağlık çalışanları ve hekimimizdir.” sözünü belleklerimize kazıyalım.
Evet Muğla ‘sağlık turizmi’nin en iyisi yapar, yeter ki kamu-özel el ele versin, yeter ki profesyoneller öne çıksın, yeter ki altyapımızın eksikleri giderilsin...
Noktayı koyarken son soru: Toplantıda acaba Büyükşehir Belediye Başkanı veya temsicisi yok muydu?
Yarın devam edelim...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Ama yeryüzünde hiçbir şey, ne kadar uzun ömürlü olursa olsun sonsuz değildir. --Sabahattin Ali