Fethiye’den Orhan Okutan yine yazmış yazacağını... Okutan, “Fethiye Alternatif Bakış”ta “Cumhur İttifakı Belediye Meclis Üyeleri Turist Gibi” başlığı altında “AK Parti’de Torpil ve Siyasi Baskı Dönemi Sona Erdi (Mi?)” diye hem durum tespiti yapmış, hem de ‘kuşkusunu’ vurgulamış.

Yazısında “Son günlerde Prof. Dr. Aydın Ayaydın’dan sonra Muğla’da torpil ve siyasi baskı döneminin sona erdiği yolunda paylaşımları görüyoruz. Bu düşünce, kurumların da ‘torpil ve baskıdan kurtulduğu için çalışmaya başladığı’ algısıyla destekleniyor.” diyen Orhan Okutan şöyle devam etmiş:

Özellikle sağlık kurumlarındaki görev değişiklikleri, siyasi baskı ve torpil döneminin bitmesiyle açıklanıyor. Gerçekten torpil ve siyasi baskı dönemi bitti mi? Umarız bitmiştir. Bunu ilerleyen günlerde daha iyi anlayacağız. Ancak halk arasında ‘Torpil ve siyasi baskının sona ermesi Ak Parti siyasetinin doğasına aykırı’ yorumlarını da hatırlatmakta fayda görüyoruz.

“Torpil ve siyasi baskının sona ermesi Türkiye siyasetinin doğasına aykırıdır” diye bir saptama da ben yapmış olayım... CHP’de delege seçimleri başlıyor. Bakalım neler olacak...

+

Orhan Okutan’ın önceki gün paylaştığı yazısının tamamını merak edenler facebook sayfasından okuyabilirler.

Yine de “Cumhur İttifakı Meclis Üyeleri Yok Gibi” alt başlığı altında yer alan “Fethiye’de yaşanan onca soruna, onca imara aykırılığa, onca yeşil alanın ticarethaneye dönüştürülmesine karşı sessiz kalan Cumhur İttifakı Belediye meclis üyeleri, Cumhuriyet Halk Partili Fethiye Belediye yönetimi ile ittifak yapmış gibi davranıyor. Ya da İyi Partili belediye meclis üyeleri gibi ‘Yapıcı tutum’ tarzını benimsemiş, birlik ve beraberlik içinde çalışıyor olabilirler. Yani hiçbir şeyi görme, duyma, karşı çıkma, sorulduğu zaman parmak kaldır.” ifadelerini paylaşmış olmak isterim.

Bu satırlar bana Menteşe Belediye Meclisini anımsattı...

Orhan Okutan’ın “Meclis Üyelerinin Araştırmayarak Görmezden Geldiği Bazı Örnekler Şunlar” aly başlığı altında da Fethiye Belediyesi Cumhur İttifakı Meclis Üyeleri ile ilgili şu eleştir de oldukça dikkat çekici:

- Karataş’ta imara aykırı dere ıslahı projesinde çevre talan edildi, Belediye Başkanı yasal dedi, TMMOB yasal değil dedi, kimse merak edip bir mimara, şehir plancısına ‘Bu yasal mıdır değil midir?’ diye sormadı. Mecliste gündeme getirmedi. Çalışmaların yasal olmadığı ortaya çıktı, kimse sesini çıkarmadı.

- Fethiye’ye gelen turistlerin çoğunluğunun uğradığı Kordon’a Kültürevi yapılıyor. İmara aykırı olarak ikinci kat çıkılmış, bina büyütülmüş, yeşil alan yok edilip ağaçlar kesilmiş. Burada ne oluyor, ‘önce biz yasaya uymalıyız’ diyen olmuyor. Temmuz’un ortasında inşaat devam ediyor, kimse sesini çıkarmıyor.

- Çalış’ta Murt Deresinin üzerine kaçak restoran yapılıyor. Belirli bir zaman çalıştırılıp sonra yıkılıyor. Bir tane meclis üyesi ‘Niye yapılmasına göz yumdunuz, şimdi niye yıkıyorsunuz?’ demiyor.

- Muğla Büyükşehir ile Fethiye Belediyesi neredeyse Rodos’un reklamını yapıyor, iki Fethiyeli şirkete karşı Muğla Büyükşehir Belediyesinin imkanlarıyla özel bir şirkete avantaj sağlanıyor. ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ diyen yok.”

+

Bizim Nejat Altısoy’da ‘Muğla sağlık’ da yaşananları önceki gün facebook sitesinde “Sağlıkta Değişim” Dosyası | Muğla’da Sessiz Bir Reform” başlığı altında değerlendirmiş.

Aslında ben de bugün Muğla sağlık kurumlarında yaşanan beklenmedik ‘fırtınayı’ değerlendirecektim. Bodrum Gündem de Çiçek Yaman’ın Bodrum Belediyesi’nden işten çıkarılan bir ‘gazetecinin’ iddialarının yer aldığı ve “Silahlı Koruma ile Saltanat Kurdu, İşimi Ekmeğimi Geri İstiyorum” başlığı ile paylaştığı haber ve Çimentoculara ait olduğu iddia edilen Muğla Flash Haber’in “Ahmet Aras Bodrum FK’ya ne kadar destek verdin çık açıkla yoksa biz açıklayacağız!” başlıklı haberi beni şimdilik bundan alıkoydu.

Muğla Flash Haber’in “Amatör Kulüplere 25 milyon verip ballandıra  ballandıra anlatan Ahmet Aras, Seni Cebinde gezdiren Fikret Abinin Şirketi olan Bodrum FK'ya ne kadar verdin onu da açıkla yoksa biz açıklayacağız” ifadesine Ahmet Aras Başkan bir yanıt verir mi bilmiyorum. Yanıtı merak ediyorum, çünkü yerel yönetimlerin amatör spor kulüpleri dışındaki Muğlaspor gibi kulüplere yardım yapmasının suç olabileceğini biliyorum...

+

Muğla Büyükşehir Belediyesi, geçenlerde amatör spor kulüplerine verdiği destekleri kamuoyuna tanıttı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende, Muğla genelindeki amatör spor kulüplerine 2025 yılı için toplam 25 milyon 400 bin TL nakdi yardım yapıldığı açıklanmıştı.

Bakalım Bodrum FK ve Muğlaspor kulüpleri için de bir harcama yapılmış mı yapılmamış mı göreceğiz.

Sanıyorum Bodrum Gündem’in haberine de Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci aydınlatıcı bir yanıt verecektir.

Benim o “Silahlı Koruma ile Saltanat Kurdu, İşimi Ekmeğimi Geri İstiyorum” başlıklı haberde ‘gazeteci’ olduğu söylenen kişinin işten çıkarılmış olmasından çok şu ifadeler dikkatimi çekti:

Bir buçuk yıllık görev süresini dolduran Tamer Mandalinci, kent için yapılması gerekenlerden çok ‘Çalışanlara Sürgün’, ‘Arkadaş Atamaları’, ‘Paralel Basın Yapılanması’, ‘Kişiye Özel Basın Bütçesi’, ‘4 Kişilik Özel Basın Ekibine Ayda 1 Milyon Ücret’, ‘Özel PR Anlaşması’ haberlerine konu olan keyfi yönetimi ile gündem olmaktadır.

Bu 4 kişilik ekibin Mesut Yar’a ait bir şirket olduğu söyleniyor. Tamer Mandalincioğlu Başkanın diyecekleri merak ediliyor. Ahh Orhan Okutan ahh, bak memlekette neler oluyor...

+

Önceki gün akşam saatlerinde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da resmi hesabından şu paylaşımı yaptı:

Değerli Muğlalılar, Ankara’dan iyi akşamlar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız olmasının yanı sıra; Türkiye Belediyeler Birliği Başkanımız da olan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun muhtelif iddialar öne sürülerek tutuklanmasının ardından Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliği’ne seçilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Zeydan Karalar’ında yine muhtelif iddialar öne sürülerek tutuklanması nedeniyle bugün yeniden yapılmak zorunda kalınan Başkanlık seçimini, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Vahap Seçer kazandı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilimiz oldu. Çok değerli Başkanımızı kutluyorum ve yeni görevinde, üstün başarılar diliyorum.

Başkan Aras, ANKA Muhabiri İleyda Özmen’e de şu değerlendirmeyi yaptı:

Bizler potansiyel suçlular falan değiliz. Yani belediyeler sanki potansiyel suç örgütleriymiş gibi davranılıyor şu anda. Belediye kamu kurumlarının yerel hizmetleri gören en önemli varlıklarından bir tanesidir. Siz bir belediyeye organize suç örgütü gibi bakamazsınız.

+

Bu arada dün ve önceki gün CHP’nin Bodrumlu PM Üyesi Alkım Denizaslanı ve CHP Muğla İl Başkanı Av. Zekican Balcı ile ilgili “19 Mart eylemleri” çerçevesinde yazılarım oldu. Yorumlar ilginçti.

Ali Turbalıoğlu hızını alamamış, iki yorum yapmış. Birinde “Efe bence il başkanımız tekrar il başkanlığına aday olmalı.11 ilçe ve Büyükşehri O’nun azmi, çalışması ve Genel Merkeze doğru adayları önermesiyle kazandık. Üstelik Dalaman, Ortaca, Yatağan, Ula gibi yerler AKP’de iken tekrar kazandık. Tekrar aday olmazsa Muğla çok şey kaybeder” derken, birinde de “Efem bu siyasette ne öğrendim biliyor musun, birin (1) yüzden (100) büyük olduğunu öğrendim. Gel sen bu çoban kardeşine inan. Adımızın önünde ünvan yok, öyle milleti etkileyecek işimiz de yok, ama tecrübemiz var. Bu tecrübeyi kazanıncaya kadar yediğimiz aygıt İstanbul’u üç tur atar. Bazıları da öğrenecek Efe, bu işler parayla ünvanla olmuyor, yaşayarak kazanıyorsun tecrübeyi.” ifadesinde bulundu.

Alkım Denizaslanı’nın adının önünde de ‘PM’ sıfatı var. Dün yoktu, bugün var, yarın olmayabilir... Bu köşenin okurları da “Alkım Denizaslanı’nın mesleği ne? Neyle geçiniyor? PM Üyeliğinin maaşı var mı?” diye soruyorlar.. Ali efem sana “çoban” sıfatı az mı? Unutma rahmetli Demirel de “Çoban Sülü”ydü...

+

Bizim Vatandaş Ahmet de (Ahmet Tan Karaosmanoğlu) “Hakikaten çok komik. Babaannemin de bir sözü vardı. ‘Yaşadıkça görürsün Tamışayı” derdi. Aslında siyasetin nereye geldiğinin göstergesi de bu. Yani artık herkes popülizm ile siyaset yapma peşinde maalesef. Örgüt protesto eder ve gerekirse yargılanır, ama bence mv böyle sahada olmamalı. Bu destekler dokunulmazlık ortamında yani mecliste en sert dille verilmeli. Burak Erbay telefonu kürsüde kırdı. Buna benzer bir şekilde gidin mecliste kürsüde adaletin, hukukun sembolünü kırın da göreyim.?” derken, CHP’nin eski il yöneticilerinden Sendikacı Necdet Doylan’da şu yorumu yaptı:

Muğla sendikaları olarak Dalaman’dan cıktık Ankara’ya kadar yürüdük. Yanlış hatırlamıyorsam hakkımızda 4 yerde 2911’e muhalefetten dava açıldı, yargılandık, hiç gürültü çıkarmadık. Partide yapacak iş güç kalmadı, bu işlerle gün geçiriyoruz, hayırlara vesile olsun.

+

Muğla Sendika Tarihinde başkanlığı mücadelelerle geçen, “aksiyonlu” başkanlık süreci yaşayan 3-5 sendikacıdan biri de Erol Soğancı’dır. O’nun hakkında da başkanlığı boyunca 2911’e muhalefetten 130’a yakın dava açılmıştı. Türkiye’de rekor O’nda olmalı... Bir kere de Cumhuriyet’e haber yapmıştım da “Ne gerek var, ayıp kaçmaz mı?” demişti. Hiç şikayet etmez, duruşmalara girer çıkar kimsenin haberi olmazdı...

Bu arada dün ve önceki günkü yazılarım için arayanların çoğu “Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü iki davada yargılanıyor. O eylemde tek başkan O muydu? İki dava haksızlık değil mi?” diye soruyorlardı...

Bu arada Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Menteşe’de tarihi Saadet Hanım Konağı’nı satın aldığı duyumunu aldık.

Büyükşehir Belediyesi'nin bu tarihi binayı satın almış olması çok önemli. Taktirle karşılıyorum. Geç kalınmış bir operasyon, ama Belediyenin hangi birimi kimden kaça satın aldı acaba?

Neyse dün yazımı noktalarken Menteşe Belediyesi’nden “Menteşe Belediyesi’nden Kaçak Yapılaşmaya Karşı Kararlı Mücadele” başlıklı açıklama geldi. Nasıl olsa bütün gazetelerden okursunuz...

---------------                           --------------

GÜNÜN SÖZÜ;Boş konuştuğunda müşterin, hakkı söylediğinde müfterin çoğalır.!!!