Cumhuriyet Halk Partisi dün Ankara’ya yığınak yaptı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ben bu yazıyı yazarken Tandoğan’da görkemli bir mitinge daha imza atmış olmalı... Bugün Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek duruşmanın heyetini etkileyebilir mi? Ne olur; “Mutlak Butlan kararı” çıkar mı? Çıkarsa Kemal Kılıçdaroğlu “Kayyım” olarak atanır mı? Atanırsa tek başına mı çok kişi mi atanır? Mahkeme Kılıçdaroğlu’nu değil de Hikmet Çetin veya Murat Karayalçın’ı atayıp şaşırtır mı? Kılıçdaroğlu atanırsa reddeder mi? Bugün bir karar çıkmaz ertelenir mi? Hiçbiri mi?

Daha çok soru var?

Sahi hukukun üstün olduğu sistemlerde bu kadar soru ve fazlası sorulabilir mi?

Ben Kılıçdaroğlu’nun atanması halinde “genel başkanlığı” kabul edeceğine inananlardanım. Kendisi baştan beri “Partimi kayyıma bırakmam” diyor. Gürsel Tekin’de İstanbul’u kayyıma bırakmak istemediğini söylüyordu...

Oysa Gürsel Tekin atamayı ret etseydi şu anda “kahraman” ilan edilmiş olur muydu bilemiyorum, ama bugün atama kararı çıkması halinde bunu ret ederse Kılıçdaroğlu “kahraman” ilan edilebilir...!

Bana garip geliyor... Partiyi kayyıma bırakmak “ihanet” değil de “kahramanlık” mı oluyor?

+

Her neyse... Beklenen tarihi duruşma bugün Ankara’da... Bütün dünyanın, özellikle yatırımcıların gözü kulağı Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde...

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP 38. Kurultayı’ndakurultayda usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili bir soruşturma başlattı ve hazırlanan iddianame 3 Haziran'da kabul edildi. İBB’nin tutuklu Başkanı, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu dahil 12 şüpheli hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan bir yıldan üçer yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na mağdur, Lütfü Savaş'a ise müşteki sıfatıyla yer veriliyor. Kılıçdaroğlu bu dava kapsamında ifade vermeye gitmedi ve bunu “Partimi adliyede tartıştırmam” sözleriyle açıkladı.

Demek ki bugün mağduru olduğu vaka ile ilgili Lütfü Savaş tarafından açılmış davanın duruşmasına katılmayacak. Evinden izleyecek olmalı. Özgür Özel de CHP Genel Merkezinde izleyecek...

+

Özgür Özel'den 15 Eylül öncesi kritik çağrı: Geçen Cuma günü bugünü işaret etti, saat verdi!

Bugün görülecek “38. Olağan Kurultayın İptali” davası öncesi, tüm yurttaşları dün için Tandoğan’a davet eden Özgür Özel X hesabından yaptığı paylaşımda, “Biz sadece millete güveniyor, sadece millete inanıyoruz! Sokağa çıkamayan, pazara inemeyen, tarlaya giremeyen köhnemiş bir iktidarın son çırpınışlarına teslim olmayacağız. Yarın (Dün) Başkent Ankara’dayız! ‘Vesayet Değil Siyaset’ demek için, ‘Kayyıma Darbeye Hayır’ demek için buluşacağız. Tüm Ankaralıları bekliyoruz!” ifadelerini kullandı.

CHP, bugünkü duruşma öncesi dikkati çeken bir karar da almıştı. 900'ün üzerinde delegenin imza vermesi üzerine 21 Eylül'de olağanüstü kurultay yapılması için CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in imzasıyla olağanüstü kurultay yapılması için Çankaya İlçe Seçim Kurulu'na başvuru yapılmıştı.

Çankaya İlçe Seçim Kurulu'na yapılan başvuruya göre Kurultay, bu hafta sonunda 21 Eylül Pazar günü toplanacak. Bu olağanüstü kurultayın mahkemeden bugün ne karar çıkarsa çıksın yapılacağı ve kulislerde Kılıçdaroğlu’nun partiden ihraç edileceği de konuşuluyor. Yine kulislerde “Ya bugün mahkemeden ‘mutlak butlan’ kararı çıkar ve Kılıçdaroğlu partinin başına geçerse?” sorusunun da yanıtı aranıyor...

+

Aslında o sorunun yanıtını Özgür Özel, önceki gün Uğur Dündar’a yaptığı açıklamada “İstanbul delegeleri hariç, kalan delegelerimizin tamamına yakını, 1,5 günde 1000 imza topladılar ve olağanüstü kongre kararı aldık.16'sında kayyım da gelse, 21'inde parti genel başkanını seçecek. İstanbul delegeleri olmaksızın kurultay talep edildi. 'Kayyım geldi, engel olacak' olmaz. Çünkü irade yenileniyor.” dedi

Özgür Özel “Partiye kayyım atanırsa, atandığında biz İstanbul İl Başkanlığının üzerinde bir yapıyız ve görevdeyiz. Görevden alabiliriz.” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Partiye kayyım veya mutlak butlandan sonra gelen kişi bizim görevlerimizi devralmaya gelecek. Kemal Bey'in partiden atılması meselesi provokatif bir soru. Biz partiden atmak değil baş tacı yapmak isteriz. Ben böyle bir karar çıkmayacağını ve Kemal Bey'in böyle bir şeye tenezzül etmeyeceğini düşünüyorum. Mutlak butlan olursa 6 gün sonra kurultayımız var. Biz, 6 gün Genel Merkez'imizde otururuz. Genel Merkez'e gelmek isteyen olmaz. Olursa da biz Genel Merkezimizi savunuruz.

Açıklamasında Kılıçdaroğlu ile ilgili bence aba altından sopa gösteren Özgür Özel’in ifadelerine bakılırsa, Kılıçdaroğlu’nun genel merkeze girişini engelleyerek, 21 Eylül’de yapılmasına karar verdikleri “Olağanüstü Kurultayı” iptal etmesini de engellemiş olabileceklerini düşünmüş olabilir.

Ancak bugün Asliye Hukuk Mahkemesi “Mutlak butlan” kararı verirse, 38. Olağan Kurultay “yok hükmünde”, yani “yapılmamış” sayılacak.

Yapılmamış bir kurultayın seçilmişleri de seçilmemiş sayılırlar. O “seçilmemişlerin” olağanüstü kurultayı yapılsa bile geçerli olur mu?

Benim anlayamadığım, hem Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığa dönerse mahkeme kararı ile iptal edilen kurultayı yenilemek zorunda değil mi? Kurultayın yenilenmesi ile olağanüstü kurultayın farkı nedir? Anlaşılan gerilim şart...

+

Bugün eğer yönetim değişirse, yeni ekip 21 Eylül kurultayını engelleyebilir mi bilemiyorum, Özgür Özel ve arkadaşları hemen yargıya, bir üst mahkemeye koşacaklardır. Buna hakları olacaktır. Tabii önceki kurultaylar için “mutlak butlan” kararı çıkarsa, Kılıçdaroğlu'na da görev verilmeyebilir; yerine çağrı heyeti veya kayyım atanabilir.

Kurtuluşun ve kuruluşun partisini ne hallere düşürdüler...

Biliyorum, bu yazım bugün ‘Yeni CHP’lilerin’ büyük tepkisini çekecektir. Zaten bu arkadaşlar ben dün Kılıçdaroğlu’nu ve Muğla’da atadıklarını eleştirirken de “Kılıçdaroğlucu” olarak tepki gösterirlerdi...

Ki o günlerde Yılmaz Özdil’i de linç etmişlerdi. Yılmaz Özdil’i pek sevmem, ama o günlerde çalıştığı yayın organından attırıldığında üzülmüştüm...

Unutuyoruz tabii... Anımsar mısınız, 2010 yılında Deniz Baykal Silivri’ye gönderilemediği için bir “dosya” ile evine gönderildi. 10 Mayıs 2010 da istifa etti... Mehmet Sevigenlerin, Savcı Sayanların içinde yer aldığı kadroları tasfiye edildi...

Bir anda ortaya çıkardığı “Yolsuzluk dosyaları” ile tanınan, hayranlık uyandıran Baykal’ın Genel Başkan Yardımcısı Kılıçdaroğlu o “dosyalar” ile 22 Mayıs 2010’da yapılan CHP 33. Olağan Kurultayı’nda Baykal’ın yerine Genel Başkan seçildi.

Kılıçdaroğlu o kurultaya kravatsız katıldı. Bu bir ilkti... Nedeni sorulduğunda “Kendimi halka yakın hissettiğim için kravat takmadım. Halkçı Kemal'im...” diyordu... Kravatsız tek bir fotoğrafı olmayan Atatürk “Halk karşıtı” mıydı?! Kravatlılar ne zaman “halk karşıtı” olmuştu?

+

O 33. Kurultay müthişti. O gün kurultayı izleyen gazeteci sayısını Cumhurbaşkanı Erdoğan hiçbir zaman yakalayamadı! O kurultayda delegeler tribüne çıkarılmış ve yerleri gazetecilere verilmişti. Şaşırtıcı ilgi!!!

İlk kez o kurultayda CHP için de “Yeni CHP” denilmişti. Paradigma değişikliği o gün başlamıştı...

Bu gün Kılıçdaroğlu’nu linç edenler o zaman neredeydiniz?

Tabii bu kurultaydan önce Kılıçdaroğlu 2009’da İBB ye aday yapılmıştı. Kadir Topbaş kazanmıştı.  Oysa dosyalar, yolsuzluk kahramanı Kılıçdaroğlu o günlerde Melih Gökçek'i yerden yere vuruyordu. Ankara adaylığı daha çok yakışıyordu, ama İstanbul adayı yapıldı. Başına da ‘Ecevit Kasketi’ geçirip “Karaoğlan” ilan ettiler... Karaoğlan 2010 referandumunda kendine oy kullanamadı...! Çünkü seçmen kaydı, ikameti İstanbul da kalmıştı...!

İBB seçimi kaybedildi, ama “AKP Çöküyor” denilsi... ‘Ecevit kasketini’ çıkardılar, bu sefer Che Guevara bereli posterini astılar.. “Yeni CHE” diye alkışladılar..

Muhalefet edenlere “Sen sus, muhalefete muhalefet edilmez” dediler. Neden edilmez? DEM Parti PKK'nın uzantısıdır. Muhalefette diye “uzantı” görmezden gelinir mi?!...

+

Kılıçdaroğlu, 2011 seçimi oldu, “Yüzde 30'un altında alırsam çeker giderim.” dedi. Yüzde 26 aldı, ama gitmedi. “Gidecek misiniz?” diye soranlara “12 Eylül'den buyana tarihin en başarılı dönemindeyiz...Yeni oydaşlar kazandık. AKP iyice eriyor. Bir dahaki seçimde kesinlikle iktidarız.” diye karşılık verdi.

2014 yerel seçimi geldi. Ecevit kasketi, CHE beresi gardroba gitti, Gandi posteri geldi...Yeni Gandi, Gandi Kemal... Atatürkçülerin tasfiyesi başladı. Cemaatçilere, liboşlara ikinci cumhuriyetçilere, AK Parti'de işi bitenlere kapılar ardına kadar açıldı... Aday yaptılar! Tabii yine kaybedildi. O “Bu sonucu başarısızlık olarak görmüyorum, çizgimiz kararlılıkla yukarı doğru gidiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Takılacak bir şey poster filan da kalmadı...

2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise adam kalmamış gibi Kahire'den tanınma oranı %11 olan Eklemeddin'i getirdi. Seçim kaybedildi, Kılıçdaroğlu “Seçimin galibi İhsanoğlu'dur.” dedi. “Siyaset dünyamız çok önemli bir aktör kazandı.” diye kaydetti. Aktör gitti MHP Milletvekili oldu!

Bu sefer “Ben Dersimli Kemal'im...” dedi... Böylece “Piro” sıfatını da yakalayan Dersimli Kemal, Haziran 2015 seçimi öncesi de “Oylarımız düşerse irtifa ederim” diyordu. “Bu seçimde oy kaybeden gider...” ifadesinde bulunuyordu, ama gitmedi...

Biz muhalifler ise hep susturulduk...

+

Peki bugün ne olur...

Senaryo çok; Bir türlü gitmeyen Piro Karaoğlan, Che Gandi, Dersimli Kemal geri gelebilir... Dava yüksek ihtimal usulden reddedilebilir.. Bu durumda mahkeme, kurultayın iptalini tartışmadan dosyayı kapatır. Yeni CHP’lilere de Özgür Özel’e “Ağam biz bu poku neden yedik?” demek düşer.. Esastan da reddedilebilir.. En zayıf senaryo olarak gösterenler var, ama Mutlak butlan çıkabilir... Bu durumda 38. Kurultay hiç olmamış sayılır... Bir de mahkeme, aynı konuda açılmış diğer davaların sonuçlarını görmek için davayı erteleyebilir..

Doğrusu ben de ertelenmesini bekliyorum. Ne kadar uzarsa iktidarın o kadar işine yarar...

---------------                           ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Aslında hiç bir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.--George Orwell