Cumhuriyet Halk Partisi’nin hafta sonunda Pazar günü yapılan Muğla 39. Olağan Kongresi’nde ne oldu?

İki günde artık bilmeyen kalamamıştır. CHP Menteşe İlçe Başkanı Nail Kızıl her ne olduysa aday olduğu kongreyi ‘tek başına’ kazandı. Onunla birlikte kimler neler olmadı... Belediye Başkanlarının eşleri ‘il delegesi’ olmakla kalmayıp, bir de ‘Kurultay Delegesi’ oldular.

Çok tepki var, ama CHP’nin ‘cinsiyetçi olmadığı’, ‘Kadın düşmanı olmadığı’ ve “pozitif ayrımcılık’ da nerelere geldiği başka türlü de anlatılamazdı.

CHP’yi Muğla’da yönetip yönlendirenleri kutlamak lazım...

Başka ne oldu?

Neler olmadı ki...

Muğla’nın 22. dönem milletvekillerinden Dr. Ali Arslan bir ‘demokratlık’ örneği sergileyerek, Nail Kızıl’ın eline verilen ‘Blok Liste’ye değil de o listenin oylanma şekline karşı çıktı.. Çarşaf Liste’nin erdemlerini anlattı...

Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, adaylıktan vazgeçen önceki İl Başkanı Zekican Balcı’ya böyle yaparak ‘partiyi rahatlattığı’ için teşekkür ederken, kongrelerde daha çok aday çıkmasını savundu! En önemlisi belediye başkanı olarak “örgütlerin emrinde” olduğunu söyledi.

Yolda trafiğe takılıp kongreye geç gelen Bodrum Delegeleri neredeyse salon dışında kalmak üzereyken, Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın ve arkadaşlarının “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” diye Bertolt Brecht’e saygı gösterisinde bulundukları sırada, sloganın ya da dizenin duygusallığına kapılan genel merkezden gelen Divan Başkanı’nın “Blok liste” ile seçime gidilmesi için yaptığı oylamaya ara verip, salondan delege olmayanları çıkararak Bodrum delegelerini içeri alarak gösterdiği ‘demokrat tavır’ ve yönetim anlayışı ile takdir topladı.

Tam anlamıyla bir demokrasi şöleni...

Haa bir de neden aday oldukları hala anlaşılamamış olan Hasan Balı ve Mehmet Kubilay Özcan anlaşılmazlıklarına bir anlaşılmazlık daha ekleyerek adaylıktan çekilip, Nail Kızıl’ı yalnız bıraktılar. Nail Kızıl ve belediye başkanlarına büyük ayıp ettiler. Çünkü bu çekilmeler yanlış anlaşılabilir, ‘eniştem’ beni bilgilendirince “Adaylara baskı yapıldı, şölene gölge düşürdüler” yorumu yapıp tepkide alabilirdim..!

Allah’tan Nail Kızıl olgunluk gösterdi ve Bodrumlulardan etkilenip “Bu arkadaşlarıma haksızlıktır. Ya hep beraber ya hiçbirimiz!” demeye kalkmadı ve demokrasi sandığına tek başına girdi... Nail de çekilse neler olurdu düşünebiliyor musunuz...!

Oysa öteki adaylar adaylıklarını sürdürseler ne kadar iyi olurdu. Sandığa üç kişi girerlerdi ve bizde  “Centilmence yarış sonunda Nail Kızıl sandıktan tek başına çıktı” diye yazardık. Nail Kızıl ve destekleyenleri de haksız eleştirilere maruz kalmazlardı.

Neyse bir gurup gencin “Muğla Seninle Gurur Duyuyor” sloganıyla Ahmet Aras Başkan’a tezahüratları arasında Nail Kızıl tek başına girdiği sandıktan İl Başkanı olarak çıktı.

Tam bir demokrasi şöleni yaşandı...

Başta Gonca Köksal Aras ve Ahmet Aras Başkanlar olmak üzere belediye başkanları ile eş ve çocuklarına hayırlı olsun...

*

Tabii ben o “şöleni” yaşayamadım. Sahnenin iki yanındaki kapılarda rampa olmadığı ve benim bu konudaki eleştirilerim dikkate alınmadığı için orada değildim.

Neyse ki Ahmet Aras Başkan konuşmasında “Örgütün emrinde olduğunu” söylemiş. Nail Kızıl kardeşimin bir talimatıyla bu sorun giderilir diye umuyorum.

Hep Op. Dr. Osman Gürün’ün yüzünden... Zaten olumlu olan ne varsa yeni yönetimler sayesinde olurken, ne kadar olumsuzluk varsa Op. Dr. Osman Gürün yüzünden yaşanıyor. Malum kongrenin yapıldığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi de O’nun eseri... Zaten Ahmet Aras Başkan’ın parti işlerinden ve yurt dışı gezilerinden bir şey yapabildiği mi var...

Ben kongreyi oradaymışım gibi Bodrum Gündem’den Çiçek Yaman Bozoğlu kardeşimin canlı yayınından izledim. Sağ olsun... Onun vizörünün dışında kalanları da “Eniştem”den aldım! Ondan da Allah razı olsun...

Yalan yanlış yazarsam sorumlu eniştemdir...

*

Bu kadar geyikten sonra gelelim ciddiyete...

Pazar günü Tarhana Festivali’ni izleyemediğim gibi, AK Parti’deki nöbet değişimini de takip edemedim.

Yine de ‘üzerine bir şey koyamamış’ olsalar da 8 yıldır bir festivali yaşatma ve sürekli hale getirme başarısını gösterenleri kutluyorum.

Dün AK Parti Muğla il binasında yapılan oldukça kalabalık devir teslim töreninde, İl Başkanı Haluk Laçin, nöbeti Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İl Başkanlığı’na atanan Cengizhan Güngör’e devretti.

Haluk Laçin il başkanlığında elinden geleni yaptı. Bizde gazetecilik yapmaya çalıştık. Umarım bizdeki hakkını da helal eder. AK Parti Muğla’nın yeni İl Başkanı Cengizhan Güngör de umarım elinden gelenin fazlasını yapar. Kutlar başarılar dilerim.

Bu konulara sonra döneriz...

*

Pazar günü kongre devam ederken bir CHP’li dost “Parti içi demokrasi CHP’de mi AK Parti’de mi var?” diye sordu. Duraksamadan hemen yanıt verdim:

“Her ikisinde de parti içi demokrasi yok. Demokrasinin işlemediği bir ülkede parti içi demokrasi mi olur?”

Dostum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin daha “Demokrat ve demokratik” olduğunu savundu.

Tabii Pazar günü kongrede yapılan konuşmalara bakılırsa CHP’nin “sosyalist” bir parti olduğu bile söylenebilir. Ancak hafta sonunda yaşanan kongrenin sürecine bakılırsa CHP ‘sosyal demokratlıkta’ sınıfta kalır!

Bilmeyenler için anlatmış olayım, CHP’de 1961, 1965, 1969 genel seçimleri hariç hiçbir zaman önseçim yapılmadı. 1980 darbesine kadar 1961, 1965, 1969 genel seçimlerinde CHP, milletvekili adaylarını üyeler arasında önseçimle belirlemiştir. Bu dönem, partinin en “örgüt temelli” aday belirleme geleneğinin olduğu yıllardır.

Tabii 1980 sonrası 1983–1987 arasında CHP kapalıydı. CHP’nin devamı olarak kurulan SHP’de 1987 genel seçimleri için birçok ilde önseçim yapıldığı gibi, 1991 genel seçimleri SHP–HEP ittifakı döneminde, sınırlı önseçim gerçekleştirildi.

Yerel seçimlerde de önseçim sadece SHP döneminde yapıldı ve 1989 zaferi öyle kazanıldı.. Bir de CHP’de 1999 da bazı illerde sınırlı önseçim veya örgüt yoklaması yapıldı. Muğla’da o iller arasındaydı ve Osman Gürün ilk zaferini önseçimle aday olarak kazandı... Kemal Kılıçdaroğlu döneminde bazı illerin bazı ilçelerinde (Bodrum gibi) ön seçim yaşandı... Başka da görülmedi...

*

O dostum beni sınavdan mı geçirdi ne muhabbetin sonunda “AK Parti’de parti içi demokrasi bizimkinden daha iyi işliyor” deyip beni şaşırttı. “Nasıl?” dedim şöyle anlattı:

Hafta sonunda AK Parti’nin Muğla İl Başkanı da belli oldu. Peki nasıl seçildi? Kongre bile yapılmadı, ama bizim Nail Kızıl’a göre AK Parti İl Başkanı Cengizhan Güngör daha demokratik belirlendi. Önce her ilçede temayül yoklaması yapıldı. Ortaya adaylar çıkıp oylanmadı. Delegelere gönüllerinden geçen isimler soruldu. Ortaya çıkan isimlerden öne çıkan isimler il koordinatörleri tarafından Genel Merkez Teşkilat Başkanına teslim edildi. Teşkilat Başkanı bu isimlerden CV’leri ile öne çıkan 4 ismi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. Erdoğan aday belirlemedi, önüne gelen 4 isimden uygun bulduğu bir genç ismi atadı. Allah bilir AK Parti’nin bu il başkanı daha önce Erdoğan ile biir bardak çay da içmemiştir. Biz ne yaptık bir yerel ‘başkanın’, belediye başkanının önümüze koyduğu tartışmalı adayı il başkanı yaptık. Hangisi daha demokratik?

Sizce hangisi?

*

“AK Parti’de Cengizhan Güngör, CHP’de sürpriz kim?” başlığını taşıyan 18 Ekim 2025 tarihli yazımda eniştemden aldığım bilgilere dayanarak şu ifadelerde bulunmuştum:

Malum ‘Madem il başkanı olacaktın, neden ilçe başkanı oldun? Böyle yaparak Menteşe’nin örgütün ilçe başkanını, Muğla örgütlerinin il başkanını belirlemesini engelledin’ eleştirilerini kale almayıp ‘Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım’ diyen Nail Kızıl yarın tek başına sandığa girerse de şaşırmam...

Dedim ya CHP bu, her şey olabilir... Ancak Nail Kızıl yarın sandığa tek başına girebileceği gibi tek başına da çıkabilir. Hatta bu kesin gibi görünüyor. O il başkanlığı nasıl geçer, işte o bilinmez...

Pazar günü Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde göre göre bir siyasi trafik kazası yaşandı...

Bu kazanın olay yeri inceleme raporlarını, ekspertiz ve Adli Tıp Kurumu raporlarını mercek altına almaya, yorumlamaya devam edeceğiz...

 

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Etik olmayan bir ortamda, etik insan hep geriye düşer. Çünkü dürüst insanın ahlaki sınırları vardır, ama ahlaksızın hiç bir sınırı yoktur. --Anooshirvan Miandji