Muğla tarihinin kilometre taşlarından birini daha ortadan kaldırdık.

Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı’nı...

Dönemin Belediye Başkanı Erman Şahin tarafından yapılan bu işhanı 70’li yıllarda ve ardından gelen 80’li, 90’lı ve 2 binli yıllarda Muğla il merkezinde hep önemli bir “yaşam alanı” olmuştur...

Bilinçli olarak‘Yaptırılan’ değil de ‘yapılan’ dedim, çünkü şimdikiler her şeyi müteahhide yüklüyor... Bu işhanı ise belediye imkanları ve belediye çalışanları tarafından ortaya kondu. Sanırım ‘mimari tasarım’ da Başkan Şahin’e aittir...

Bu işhanı, Muğla’nın içinden “yaya yolu” geçen tek iş hanıydı...

Başka farkında olanlar var mıydı bilmiyorum, ama geçmiş zaman Muğla’sının, şimdi yerinde fesfoodcuların yayıldığı “İnsan Hakları Meydan/Parkı” bulunan görkemli “Kocahan”ın bir ‘çok katlı’ kopyasıydı.

Efsane Başkan Erman Şahin hiç bu konuda bir şey demedi, en azından ben duymadım, ama Muğlalı Paşanın bu hanında Kocahan’da bir şekilde yaşıyordu...

Ki Şahin Başkanın bu amacı güttüğünü düşünmekle birlikte bu eserine “Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı” adını vererek Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki paşalarından, Muğlalıların gururu “Muğlalı Mustafa”yı da yaşatmak istediğini düşünüyorum.

Şimdi artık o han yok... Birbirimize anlattığımız daha ne kadar anlatabileceğimizi bilmediğim güzel, pişmanlık duymadığımız anılarımız var.

Depreme karşı performansının düşük olduğu gerekçesiyle yıkıldı.

Yıkımı üstlenen firma hafta sonunda tarihi yapıdan kalan son molozları da toplayıp gitti...

Anılarımız malum da şimdi herkes yıkımdan geride kalan alanın akıbetini merak ediyor...

+

Evet “tarihi han” dedim...

Bir yerin tarihi, en azından “korunmaya değer” olması için bir antik dönem mirası veya sanat eseri olması gerekmiyor. Bir döneme damga vurmuş ve yüzlerce, hatta binlerce insanın anılarının olduğu, pek çok önemli olaya ve yaşama damga vurmuş olması da yeterli olabiliyor.

Biz koruyamadık...

Benim bile Rahmetli Naim Kılıç Başkanlığı’ndaki Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nde, Rahmetli Sabahat Aykın Başkanlığı’ndaki İnsan Hakları Derneği’nde, Rahmetli Mustafa Pabuçcuoğlu’nun Muğlalıları ansiklopediye boğan, evleri aydınlatan Kitapevi’nde, İkizler Birahanesi’nde, CHP Lokali’nde kimlerin anısı yok ki... Önemli maçlar birahanede izlenir, politika Adem Işıktekin’in CHP Lokalinde tartışılırdı. Adem’in arnavut biberli yarım ekmek tostu ne güzel olurdu...

SHP orada açılmıştı, CHP ardından gelmişti... Rahmetli Musa Gökbel’in Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığında seçim bürosunu orada açmıştık.

Türkiye’ye örnek olan Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) burada kurulmuş, Vet. Hekimleri Odası, ADD burada faaliyete geçmişti...

Türkiye Birleşik Komünist Partisi üyesi Nihat Sargın ile Haydar Kutlu, 80’li yıllarda, duvarların yıkılmasına iki yıl kala, yani 1987 yılında kendi arzuları ile Türkiye’ye döndüler. O sırada Türk Ceza Kanunu’nun ünlü 141’inci ve 142’nci maddeleri hala yürürlükteydi. O nedenle tutuklanıp DGM’ye verildiler. Türk solu ayağa kalktı... O günlerde Pabuçcuoğlu rahmetlinin kitap evinde olmalı, Erman Şahin ile sembolik açlık grevleri yapılmıştı...

İş hanının avlusunda Kültür Şenlikleri’nde ünü yurt dışına ulaşmış ve yurt dışından önemli bilim, sanat, kültür ve sendikal yaşam alanlarından pek çok isim pek çok panelde Muğlalılarla buluşmuştu...

Bahattin Gümüş, Gonca Köksal, Ahmet Aras, Hilmi Giresun dahil pek çok isim adaylığını burada açıklamıştı...

En üst katta Düğün Salonu vardı. Dini bayramlarda bayramlaşmalar orada yapılırdı. Orada kaç nikah kıyıldı, kaç düğün yapıldı bilen yok.

Velhasıl çok insanın anısı vardı burada...

+

Bu iş hanında çok insanın, ailenin de “emeği” vardı.

İş hanının inşaatı tamamlandığında iş yerleri açık arttırma usulü ihale ile kiraya çıkarılmıştı.

Muğla’da öyle para rakamları daha duyulmamıştı. İlk ihale iptal oldu.

İkinci ihale yapılırken, Belediye Başkanı Erman Şahin şöyle diyordu:

“Arkadaşlar biz bu iş yerlerini size satmıyoruz. Kiraya veriyoruz. Fiyat verirken bunu unutmayın. Ödeyemeyeceğiniz rakamlara çıkmayın...”

Kimse uyarıyı dikkate almamıştı. Yine rakamlar havada uçuşmuştu, ama zamanla yerli yerine gelmişti.

O yıllarda Muğla Belediyesi kimseye muhtaç değildi ve kira gelirleri ile maaşları ödeyip, hizmet üreten bir belediye olarak Türkiye’ye örnekti...

Tabii Erman Şahin’in ardından gelenler satmaya başladılar. Hala da satıyorlar...!

Vergi ve sigorta borçları ödenemez hale gelince çatı katları Sosyal Güvenlik Kurumu’na satılırken, iş yerleri vatandaşlara satılmaya başlamıştı. Yatırım olsun diye emekli ikramiyesini buraya yatıranlar bile olmuştu. Birkaç iş yeri de Menteşe Belediyesi’nin elinde kalmıştı.

Tabii iş hanının eski şaşalı günleri de kalmamıştı, ama her bir iş yerinde mülk sahiplerinin “emekleri” yatıyordu. “İş hanı depreme dayanıksızmış, Bahattin Gümüş Başkan yıkım kararı almış” haberi duyulunca dünyaları yıkıldı.

Güçlendirme yapılabilir miydi bilen yok, ama “resmi bir kurum tarafından kandırılmış duruma düşen” mülk sahiplerinin dünyalarının ardından iş hanı da yıkıldı...

Yıkımdan önce Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras “Kimse mağdur edilmeyecek. Ben teminatım...” dedi...

+

Yıkım tamamlandı. Ne yalan söyleyeyim, ortaya çok güzel bir alan çıktı.

Şehrin orta yerinde iyi ve doğru değerlendirilirse “çöl ortasında vaha” gibi övünebileceğimiz bir “alanımız” oldu. Umarım ikinci bir Kent Meydanı rezaleti ile baş başa kalmayız...

Şimdi üç soru var:

- Bu alan ne olacak?

- Mülk sahiplerinin mağduriyeti ne olacak?

- Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın adı nerede yaşatılacak?

Bu alanda şu anda Menteşe Belediyesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile burada mülk sahibi olanlar “hak sahibi” konumundalar. Ancak DSİ yönetmelikleri gereği yeni bir ‘depreme dayanıklı olsa da’ yapı yapılanıyor.

Görüştüğüm yetkililere bakılırsa burada Sınırsızlık (İsmail Hakkı Tonguç Parkı) Meydanı ve Perşembe Pazarı girişindeki Orhan Çakır Parkı ile birlikte bir “Kent Park Meydanı” düzenlemesi tesis edilecek. Çevredeki yapılar da kendilerine bir çeki düzen verirlerse, ortaya Muğla’ya yakışır estetik bir görünüm çıkabilir...

+

Mağduriyete gelince, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras sözünün arkasında durmaya devam ediyor.

Başkan Aras bir süre önce DSİ ile yapılan protokolle Karamuğla Deresi üzerinde ‘hüküm ve tasarruf sahibi’ haline gelmiş bulunuyor.

Bugün Menteşe Belediyesi’nin Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı var.

Sanıyorum bugün bu toplantıda da ve ardından Büyükşehir Meclisi’nde alınacak karar ile “arazi takas” işlemleri gerçekleşecek ve bu “İş Hanı Alanı” Büyükşehir Belediyesi mülkiyetine geçerken, bir başka alanda (spekülatif olur detay vermiyorum) ortaya çıkacak parselde de “işhanı mağdurlarının” mağduriyetleri gideriliyor.

Geriye kalıyor Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın adı nerede yaşatılacak sorusu...

Gündemi bilmiyorum, belki bugünkü mecliste de gündeme gelir ve paşanın adı adına yakışır yere verilir...

+

Bir de sormadan edemeyeceğim... O alanda yıkım başladığında işhanının girişine “nizamiye kapısı” havası veren bekçi kulübesi kılıklı “piyango gişesi” vardı, o kaldırılmıştı... “Görüntü kirliliği kalktı” diye sevinmiştim. Yıkım tamamlanınca aldılar geldiler, şeyden çıkar gibi yine oraya koydular... Sanki müktesep hak?!... CHP’li Yerel Yönetimin bu kadar özelleştirmeci Demirören meraklısı olduğunu bilmiyordum.

Günahtan korkarım, kimsenin de ekmeği ile oynansın istemem. Ama Allah aşkına o koca meydan da daha uygun bir yer yok mu? Mesela orada karşı tarafındaki telefon kabinin yanı uygun olmaz mı?

Ne olur orada bari bir estetik kaygınız olsun...

---------------                           ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Bizi yaşamın ağır yükünden ve ıstırabından kurtaran tek sözcük sevgidir. --Sofokle