Malum gündem konularından biri de infaz düzenlemesi. Doğal olarak da binlerce hükümlü salıverilme hayaliyle yatıp kalkıyor. Yirmi üç yıldır cezaevinde çalışıyorum. Bir öğretmen olarak… Her fırsatta onlara anlatmaya çalıştığım bir konuyu, hazır gündemde iken sizlerle de paylaşmak istedim. Sonuçta benzer durumda olan nice insan var. Kendine zulmeden ve kendini olumsuzlukların çıkmazına mahkûm eden nice insan var.

Onlara her fırsatta şu gerçeği hatırlatıyorum: “Ne ararsan, onu bulursun!” Bu sadece öylesine söylenen bir söz değil, bilimin ve psikolojinin temel bir yasası. Hayatın bir gerçeği…

Her sabah kalktığında, “Hiçbir şey yolunda gitmiyor.” dersen, zihnin bu yargıyı doğrulamak için delil aramaya başlar. Beynin, tıpkı Google gibi... Arama motorunun, ne yazarsan önüne onu çıkardığı gibi zihninde ne varsa karşına o gelir.

Haftaya “pazartesi sendromu” diye başlarsan, farkında olmadan beyin filtreni o moda ayarlarsın. Dikkatini neye odaklarsan, karşına o çıkar. Sana gün boyu sadece sorunları gösterir; fırsatları, iyilikleri ve çözümleri ise filtre dışı bırakır. Hafta boyunca iyi sana uğramaz.

“Kendini gerçekleştiren kehanet”i bilirsin. İnandığın şeyin, davranışlarını etkileyerek o inancın gerçekleşmesine yol açmasıdır. “Bu işi bana vermezler.” dersen; görüşmeye isteksiz, güvensiz gidersin ve sonuç olumsuz olur. Kehanetin gerçekleşir.

“Bize mahkûm diye iş vermiyorlar.” dersen, mağduriyet senaryona sıkı sıkı tutunursun. Bu düşünce yapısıyla attığın her adım, bulacağın her bahane, o inancını pekiştirir. Asla iş bulamazsın.

Kurgu haberleri, manipüle edilen gündemi, dedikoduları, yalanları diline dolayıp sürekli “Ne olacak bizim halimiz!” dersen; bil ki, hiçbir şey iyi olmayacak. Çünkü sen sadece çöküşe odaklanmışsın. Bu “felaketleştirme” düşüncesi, aynı zamanda bir zihinsel çarpıtmadır. Böyle bir durumda zihnin; sürekli aradığı olumsuzluğu, dünyanın ve hayatın tek gerçeği olarak sana sunar.

Sadece cezayı, mağduriyetini, yasayı, bir an önce çıkıp gitmeyi düşünürsen; unutma ki, geçmişinle bağın hiç kopmayacak. Geçmişin, işlediğin suç, kötü çevren hep peşinde olacak. Neden mi? Çünkü beynin, böyle bir durumda “haklı çıkma” ihtiyacına hizmet edecek. Yanlışlarını, reddedilişini, mağdur edişlerini, kaçırdığın fırsatları düşünüp durursan; hayat, seni haklı çıkarmak için her şeyi yapacak.

Beynin seni haklı çıkarmak için delil üretecek, belge toplayacak. Bu duruma psikolojide “onaylama yanlılığı” deniyormuş. Zihin; böyle durumlarda mevcut inançlarını destekleyen bilgileri seçme ve hatırlama eğiliminde olurmuş. İşte sen de onlara daha fazla değer verirsen, inancınla çelişen her şeyi görmezden geleceksin. Dahası zihnin gözlerini perdeleyecek ve sana iyiyi/doğruyu/gerçeği göstermeyecek.

“Şansızım…” dersen, tüm şansları kaybedeceksin. Ayağına kadar gelen fırsatları, sendeki şanssızlık inancını bozacağı için görmeyeceksin. “Para yok.” dersen; hiç paran olmayacak, olsa da bereketi kalmayacak. Çünkü zihnin, parayı çoğaltacak yolları değil, parasızlığı kanıtlayacak durumları fark edecek. Sana yokluğu gösterecek.

“Akılsızlar ve ahmaklar, sorunları ve engelleri konuşup şikâyet ederken; akıllılar, çoktan çözümü konuşmaya başlar.” derler. Yozlaşma, ekonominin kötü gitmesi, sosyal çöküntü, ahlaksızlık eyvallah… Bütün bu sorunların çözümü, konuşup durmakta değil. Şikâyet etmek, bahane bulmak ve söylenmek çare değil. Yaptığın sadece zihnine daha fazla olumsuzluk emri vermek...

“Neden ben?” ya da “Niye böyle?” diye sorarsan, hayat bunların arkasındaki tüm olumsuzlukları önüne sıralar ve seni iyice boğar. Çünkü bu soruların cevapları, aklamaya çalıştığın geçmişinin ve sözde mağduriyetinin izindedir. Orada uzaklaş.

Unutma ki, insanın hayatını zihninde ürettiği düşünceler şekillendirir. Kaderini, seçimleri belirler. Bizim inançlarımız, hayatımızın gizli yazılım kodlarıdır. Eğer kodu hatalı yazarsak, çıktı da hatalı olur. Doğru cevabı bulmanın yolu, arama motorunun sorgusunu değiştirmektir. Darboğazdan, çıkmaz sokaktan çıkmanın tek yolu, düşüncelerimizi ve seçimlerimizi değiştirmektir.

“Nasıl iyileşirim?” diye yazarsan, hayat tüm çözümleri sana getirir. Fırsatlar, çözümler, çıkış yolları, öğrenmeler, farkındalıklar gelir önüne. Çünkü beynin bu kez çözümleri arayan bir filtre kurar. Kötülükleri/kötüleri seçim dışı bırakıp, karşına iyilikleri/iyileri çıkarır. Umut ışığı ufukta ancak böyle yanar. Temiz bir sayfa, ancak böyle açılır.

Özetle yaşadıklarımız, çoğu zaman bizim seçtiklerimizdir. Bizim hayatımıza çağırdıklarımızdır. Yaşadığımız hayat, çoğu zaman filtrelediğimiz hayattır. Geri çağırdıklarımızdır. Bizim seçtiklerimizdir.

Unutma ki, filtreleri ve zihinsel sorgularını değiştirmediğin sürece hiçbir şey değişmeyecek. Hayatın değişmeyecek. Kaderin değişmeyecek ve sen hep başkalarını suçlamaya devam edeceksin.

Unutma ki, değişim; dış dünyayı şikâyet etmeyi, başkalarını suçlamayı bırakıp zihnini olumsuzluklardan temizlemekle ve iç dünyandaki kodları değerlerine uygun olarak yeniden yazmakla başlar.

10.12. 2025