Ali Turbalıoğlu son paylaşımlarından birinde “ Muğla Büyükşehir Belediye Başkanım Sayın Ahmet Aras 11 belediye başkanımızı acil topla. Hepiniz AKP’ye geçin. Kör tuttuğunu eder misali önüne geleni öpecekler.” demiş.
“Ne bu?” diye sordum, şöyle yanıt verdi:
“Daha nasıl anlatayım? Olmamış mı?”
Olmuş. Doğrusu ben bu kadar kısa ve öz anlatamazdım.
Ahmet Aras Başkan ne anladı acaba?
+
Son zamanlarda güne ya bir belediye başkanının ya da bir gazetecinin gözaltına alınması ile uyanıyoruz.
Ya da hala uyanamadık. Veya alışmaya başladık. Sanki ülkemizin rutinlerinden birini yaşıyoruz.
Eskiden “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganı vardı.
Susuldu... Sıra hiçbir zaman ‘ona buna’ değil, hep ‘aynılara’ geldi...
Edip Akbayram’ın “Çırak aranıyor” diye okuduğu türkünün dizeleri Refik Durbaş’a aittir. “Elim sanata düşer usta / Dilim küfre, yüreğim acıya / Ölüm hep bana / Bana mı düşer usta?” diye sorar.
Evet, ölüm hep aynılara; aynı babanın, aynı ananın çocuklarına düşer... Çünkü birileri “Susma sustukça sıra sana gelecek” korosuna katılırken, ‘aynılar’ yanmaya, ölmeye devam etti...
Yaldızlı laflar söylemek, sosyal medyada ahkam kesmek, eyyamcılık, barlardan meyhanelerden “Gülmek devrimci bir eylemdir” paylaşımları yapmak her zaman kolay olmuştur.
Oysa ‘gülmek’ sorguda, işkencede, mahkemede ve idam sehpasında devrimci bir eylemdir...
+
Şimdilerde “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” dillerde...
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan soruşturmalar sonrası sosyal medya hesabından “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözünü paylaştı ve o söz o gün bugün dillerden düşmüyor.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik soruşturmalara karşı “direnişin” mottosuna dönüştü.
Doğrusu “Kurtuluş yok, ya tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” şeklinde olan ve 20. yüzyılın en etkili devrimci Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Bertolt Brecht’in (1898-1956) “Ya Hep Beraber Ya Da Hiçbirimiz” başlıklı şiirinden uyarlanan bu slogan düne kadar işçi sınıfının hak arama mücadelesinin bir besmelesiydi...
İmamoğlu’nun bu slogandan 16 yıl önce haberi var mıydı bilmiyoruz...
İmamoğlu, söz konusu ‘erken seçim’ ilan edilmediği halde Cumhuriyet Halk Partisi’nin her ilde ve ilçelerde CHP Üyeleri ile birlikte vatandaşlarında kullandığı oylarla ‘Cumhurbaşkanı adayı’ ilan edilmemiş olsaydı, bunlar başına gelir miydi, soruşturmalar Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Ahmet Şahin ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’ye kadar ulaşır mıydı?
Bir de “İmamoğlu tutuklanınca mı aday ilan edildi, aday ilan edildiği için mi tutuklandı” onu da bilmiyorum...
+
Gözaltına alışların, tutuklama koşullarının savunulur hiçbir yanı yok. Tutuksuz da yargılanabilirlerdi. Hepsi de “denetimli serbestlikten” yararlanabilirdi. Ki içlerinde terör, cinayet, kaçakçılık vb şüphelisi yok... Yarın bu insanların tamamına veya bazılarına “pardon” denilirse ne olacak?
Hükümsüz ceza mı olur? Süreç “hükümsüz cezalandırmaya” dönüşüyor!
Bu durum ekonomiyi olumsuz etkilerken, yurt dışında ülkemizin itibar kaybına da yol açıyor...
Bütün bunlar olup biterken, CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili “şaibe” iddiaları geldi. Yargı Eylül’de kararını verecek.. Parti, Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığında veya ‘Kayyumla’ kurultayı yenilemekle karşı karşıya.
Bu arada bir de CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına hakaret”, “suç işlemeye alenen tahrik”, “kamu görevlilerine görevleri nedeniyle hakaret” ve “tehdit”gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın Özel'in CHP MYK toplantısı sonrası yaptığı konuşma nedeniyle başlatıldığı öğrenildi. CHP adeta bir “Davalar Partisi” haline getirildi...
Evet ortada bir haksızlık olabilir. Haksızlığa da karşı durulmalıdır. Bu CHP’nin ve öteki muhalefet partilerinin sorumluluğu ve görevidir... Ancak koskoca CHP’nin gözü kapalı, amasız, fakatsız İmamoğlu’na sahip çıkması, kefil olması ne kadar doğrudur tartışılır...
Partinin geçmişindeki ‘vakalara’ bakılarak, “Biz sana güveniyoruz, git aklan da gel” denmesi daha doğru olmaz mıydı? Denmiş olsaydı bunlar yaşanır mıydı?
+
“Siyaset bir masal değildir. Erdem ve zaaf her partide, her insanda iç içe yaşar” diyen AK Parti Muğla İl Yönetim Kurulu Üyelerinden Av. Emin Özler geçenlerde “Önceden ‘AK Parti yoksuzluk yapıyor’ diyenler, bugün ‘Sanki yolsuzluk sadece CHP Belediyelerinde mi yapılıyor’ şeklinde serzenişte bulunmaya başladılar.” saptamada bulunmuş. Yanlış bulabilirsiniz, ben doğru buldum.
Hiçbir yanlış, hiçbir olumsuzluk, kötülük bir başkasının da bunları yapmasının gerekçesi olmamalıdır.
“Mesele şu ki yolsuzluk a ya da b partisinin fıtratında olan bir şey değildir.” diyen Av. Emin Özler kişisel düşüncesini şöyle anlatmış:
“Yolsuzluğa sebebiyet veren olumsuz hasletler bizzat insanoğlunun fıtratından, dna’sından gelmektedir. Bu yüzden asıl eksiklik siyasetin özünde bir iyi kötü mücadelesi olarak tanımlanmasına dair gerçekçi olmayan söylemlerde... Erdemli insanların bir tarafta, yozlaşmış insanların öte tarafta olduğuna dair söylemler gerçekçi değildir.
Peki bugün neden CHP özellikle gündemde? İki sebebi var. İlki bir sonraki seçimde iktidar olacaklarına dair tavan yapmış özgüvenin yarattığı kontrolsüzlük. İkincisi CHP Genel Merkezindeki rekabetin itirafçı, ihbarcı boyutuna ulaşarak adliyelere taşınması, ayyuka çıkmasıdır.
Peki CHP yolsuzluğu ile meşhur bir parti mi? Hayır.. CHP'de bi dünya kaliteli siyasetçi, yerel yönetici var. Ahlakına, demokratlığına şahit olduğumuz bi dünya dostumuz, ahbabımız var. Bu noktada şu da unutulmasın. O güzel insanlardan Ak Parti'de de var, x partide de var. Y partide de var. Siyaset Yüzüklerin Efendisindeki gibi bir iyiler - kötüler savaşı değildir. Bugün yapılan operasyonlar emin olun ki, her kesimi, doğrudan ya da dolaylı olarak ölçülü olmaya davet ediyor.”
+
Av. Emin Özler’in bu düşüncesine tamamen katılıyorum. Beni takip edenler, takip ettiklerim arasında TEK Kolejinin bana göre eğitim armadası Kurtuluş Oğan Hocam da bir paylaşımında şöyle diyor:
“Bir ideolojiyi savunmak ya da sevmek bir tercih olabilir; ama adaletsizliğe göz yummak ahlaki bir çöküştür ve biz ahlaki bir çöküş yaşıyoruz.”
Var mı katılmayan?
Dört gün önce de CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MYK Toplantısın ardından yaptığı açıklamada şöyle diyordu:
“Kendi elindeki pisliği, biz kir göstermiyoruz diye bembeyaz bir sayfa olan CHP Belediyeciliğine karşıdan çamur atmaya çalışıyorsun. Bu kadarına gerçekten şapka çıkarılır. Hem bu kadar kirli bir işin içinde olacaksınız, kendiniz biliyorsunuz, eğer AK Parti de bu belediyecilik meselesinde kim paçadan pislik paçadan çamur paçadan akmıyorsa namerdim şerefsizim. Hadi çıksın biriniz AK Parti de bunlar varsa namerdim şerefsizim diyin. Biriniz çıkın konuşun. Suçsuz günahsız insanları kötülemek kolay. Hadi gelin herkese eşit uygulanacak bir yasa çıkaralım. Hadi özel yetkili mahkemeler kuralım.”
+
Doğrusu ben soruşturma geçirenlerin, tutuklananların hepsinin temiz olduğuna inanmıyorum, hepsinin paçasından kir çamur aktığına da inanmıyorum. İddia varsa soruşturulmalıdır. Suç varsa cezalandırılmalıdır da...
Ancak Bülent Arınç’ın Ankara’yı parsel parsel satmakla suçladığı Melih Gökçek olup bitenleri gülerek izlerken, bu ardı ardına yaşanan soruşturmalar, iddialar herkes için inandırıcı bulunmayabiliyor.
Elbette gerçekler ortaya çıkarılmalıdır. Ancak inandırıcılıktan da uzak durulmamalıdır. Bu anlamda Özgür Özel’in teklifi veya önerisi doğrudur. Bu ülkenin ciddi bir temizliğe ve iman tazelemeye ihtiyacı var. Yoksa hep birlikte pisliğin içinde boğulacağız.
Haklı olmak elbette önemlidir, ama haklı kalmak çok daha önemlidir.
Özgür Özel de “Hepsini yargılayalım” anlamında ifadesiyle yargılanması gerekeni yargıdan kaçırır durumuna da düşmemelidir... Kimsenin suç işlemeye hakkı yok; CHP’linin de AK Partilinin de...
Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ tarafından Bodrum DSİ İsale Hattı yenilemesi için yapılmış “22 d” bir ihaleden ötürü açılmış bir soruşturma vardı... Sonuç ne oldu bilmiyoruz. Umarız her şey yolundadır.
Ancak bu soruşturma sonunda dava açılırsa “Hukuki” mi “Siyasi” mi diyeceğiz?
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal da önceki gün MUSKİ ile ilgili bir toplantıda MUSKİ Genel Müdürünün makam düzenlemesini savunmuş, “MUSKİ’ye sahip çıkalım” demiş. Çıkalım, Muğla’ya da çıkalım...
Yoksa Ali Turbalıoğlu daha çok fıkra yazar...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Herkes güçlü, ünlü, zengin ve güzel olamaz ama herkes iyi insan olabilir. --Nevzat Tarhan