MİLLETVEKİLLERİ ANKARA’DA...
Dünkü yazımda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde milletvekillerinin olmamalarını sorgulamıştım. AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete’den şu yanıt geldi:
“Özcan Bey, milletvekillerinin neden törene katılmadığını sormuşsunuz. Birde davet edilip edilmediğimizi; Öncelikle belirtmeliyim ki sayın rektörümüz vekilleri davet etti ama törenin meclis çalışmalarına denk gelen günlerde olması sebebi ile maalesef törene katılamadık. Bildiğiniz gibi bizim vali ya da belediye başkanları gibi bir yardımcımız da yok. Salı, Çarşamba ve perşembe günleri meclis çalışma günleridir. Bu günlerde mecliste diğer günlerde seçim bölgemizdeki etkinliklere katılmaya gayret gösteriyoruz. Bilginize sunar iyi çalışmalar dilerim.”
Sayın Vekile duyarlılığı için teşekkür ederim...
xx xx xx
KAÇ MUĞLA MİLLETVEKİLİ VAR?
Milletvekilleri önemli. Onlar Ankara’daki sesimiz soluğumuz... Şu parti bu parti demiyorum. Son yıllarda vekillerimizi seçemiyoruz. Parti liderleri “Sen gel...” diye işaret buyuruyorlar, biz de “partiye verdiğimiz oylarla” onları gönderiyoruz. Arada bir gönlümüze göre çıkan, gayretli ve halkının yanında olanlar çıkıyor...
Bu dönem bir de Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde “Selçuk Özdağ vakası” yaşadık. Muğla Milletvekili değil, CHP Milletvekili dedeğil, oyları alıp gitti... Aslında Selçuk hocamı severim, başarılı, dürüst bir siyasetçidir, ama insan “seçmenin hatırına” bir kere olsun genel kurullarda söz alıp “Muğla” demez mi?
CHP Milletvekili Süreyya Öneş Derici’ye ne demeli?
Önceki gün sevgili Musa ağabeyin cenaze töreninde şöyle demiş:
“Musa Gökbel, 32 sene sonra bayrağı devraldığım, onun 10’da 1’i kadar başarılı olsam dediğim çok kıymetli bir büyüğümdü. Çok üzgünüz.”
Tevekkeli hanımefendiyi öteki ilçelerde çok göremiyoruz... Meğer biz Muğla Milletvekillerinin yanında bir de Manisa ve Bodrum Milletvekilleri seçmişiz...
Musa Gökbel, tam bir “Bodrum sevdalısı”ydı... Canını verirdi... Ama Muğla’dan milletvekili seçildiğinde “Muğla Milletvekilliği”nin hakkını verdiği gibi, Türkiye Milletvekili oldu... O’nun taşıdığı bayrak öyle herkesin devralabileceği bir bayrak da değildi...
O bayrağın gönderinde emek vardı, sevgi vardı, ter vardı, en önemlisi “kavga” vardı...
O 12 Eylül cuntasının kapattığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden açılabilmesi için başını Deniz Baykal’ın çektiği “İl Başkanları hareketi” denilen “çoban ateşini” rahmetli Tufan Doğu ile birlikte Muğla’dan yakan adamdı...
xx xx xx
OYSA GÜNEŞİ ZAPTEDECEKTİK...
Son birkaç yıldır adeta yaprak dökümü yaşıyoruz. Güneşin sofrasından kalkan kalkana. Oysa bizler “Güneşi zaptedecektik”... Üstelik güneşin zaptı yakındı... Sırası mıydı Musa ağabey sofradan kalkmanın...
Onu da uğurladık. Ben Bodrum’dan değil, Muğla il merkezinden gönülden uğurladım... Gönülden çıkarmadım... Çıkaramam...
O kadar çok insanın gönlünde olduğunu biliyor muydu acaba... Hafta başından beri sosyal medya sallanıyor. Bir kent yazarı olarak diyebilirim ki sosyal medyada vefatı en çok paylaşılan, anısına en çok söz edilen oldu.
Bir tek kötü söz eden olmadı...
Kendisini tanımıyorum, Abdulkadir Bulut, Mugla Oto Sanayi Sitesi'ndenmiş. Paylaşımında şu ifadelerde bulunmuş:
“Birebir ya da çok fazla görmüşlüğüm olmasa da O’nu çok iyi tanıyor ve biliyordum. O’nun inandığı felsefe üzerinde hep bir mücadelesi vardı. Pek çok siyasetçide olmayan ‘seni dinleme ve seni anlamaya çalışması’ vardı. Karşısındakini kaale almama gibi bir lüksü yoktu. Öyle siyasetçiler tanıdık ki! Seni dinler gibi yapıp senin ne dediğini anlamayan anlamak istemeyenler vardı. Çünkü yerlerinin hep kalıcı olduğuna inanıyorlardı.
Siyaset bir felsefe, inanç ve vicdan işidir. Felsefesi için hep mücadele eden değerli insan Musa Gökbel vekilimizin mekanı cennet olsun. Sevenlerinin başı sağ olsun. Sabırlar dilerim.”
Amin...
xx xx xx
BİZİ OSMAN’DAN KURTARACAKTI AMA...
Sevgili Musa ağabeyi en iyi ifade edenlerden biri de Bodrum Kalesi’ni ayağa kaldırıp alanında tek mi bilmiyorum ilk olan “Sualtı Arkeoloji Müzesini” kuran Oğuz Alpözen oldu. Bir paylaşımın altında “Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nin koruyucusuydu. Kentsel Sitin korunması için hemen her şeyi yaptı. Işıklar içinde yatsın” demiş...
Öyleydi. Bodrum’un, Muğla’nın, ülkenin korunması, talan edilmemesi için elinden geleni yaptı. Yapamadığı yerde kahrederdi... Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayı olup da CHP Genel Merkezi tarafından engellendiğinde de kahretmişti...
Sevgili Musa ağabey çakmak çakmak mavi gözlerinin anlamını bilen ve hakkını veren adamdı da...
Uzun yıllardır Ankara’da yaşıyordu. Aktif siyasetin içinde değildi. Buna rağmen AK Parti kurulurken kurucular arasında yer almak ve milletvekili seçilmek üzere sonradan Kültür Turizm Bakanı da olan Ertuğrul Günay ile birlikte davet edilen 20 CHP’liden biriydi. Musa ağabey kabul etmemişti...
Neden CHP’nin sol kanat milletvekilleri davet edilmişti bilmiyoruz. Sonradan hep merak ettim, ama Musa ağabeye sormak nasip olmadı. Belki denk gelirsek Ertuğrul Günay’a sorarım...
Ama Musa Gökbel, “Şu Osman’dan bizi kurtar” diyenlere kayıtsız kalmadı... Geldi çoban ateşini yaktı...
xx xx xx
ÇOBAN ATEŞİ HER YERDE GÖRÜLÜYORDU, CHP GENEL MERKEZİ GÖRMEZDEN GELDİ
Metropol dediğimiz ilk Büyükşehir Belediyeleri faşist 1982 Anayasasının 127. Maddesindeki “büyük yerleşim yerlerinde özel yönetim biçimleri oluşturulabilir” hükmüne dayanılarak 1984 yılında kurulmaya başlanmıştır. Ardından CHP ile MHP'nin karşı çıktığı Belediyeler Yasa Tasarısı Meclis Genel Kurulu'nda, kabul edilerek Kasım 2012’de yasalaştı. Köyleri mahalle statüsüne getiren bu yeni düzenleme ile Nüfusu 750 binin üzerinde 13 ilin içinde Muğla’da yer aldı.
Musa Gökbel içlerinde CHP’nin yaşayan en eski ilçe başkanı Abdullah Akdeniz’in de yer aldığı parti tabanından gelen baskı ve talep üzerine Muğla’ya geldi, karargahını kurdu ve Sezai Avşar ile ben ve birkaç arkadaşımızı da yanına alarak çoban ateşini yaktı.
Sık sık bir araya geliyorduk. Ya Pınarbaşı’nda ya da Sadettin Ünsal’ın Süpüroğlu’nda. Pınarbaşı’nda ilk buluşmamızda “Bu yasa Melih Gökçek Yasası. Onunun için çıkarıldı. Tabii yasanın kimin elinde olduğu önemli. O ele göre şehir cennette olur, cehennemde.” demişti.
Şehir cehennem oldu...
Tabii “Çoban ateşi” diye boşuna denmedi... Musa Gökbel kendisi için yola çıkmıyordu. CHP’nin kodlarına dönüşü ve “ön seçimin” her yerde uygulanması için yola çıkıyordu... Yola çıkmadan yerine Muğla’yı ve partisini satmayacak genç bir aday da aradı, ama olmadı...
Sonra kampanya başladı... Çoban ateşi her yerden görülüyordu. Sınırsızlık Meydanı’nda “birilerinin” hayatları boyunca toplayamadığı nitelikte parti kökleri olan bir kalabalıkla adaylığını açıklayıp kürsüden indiğinde, biricik dostu Sezai Avşar’ın kollarında ağlıyordu...
Sanıyorum bu kadarını kendisi de beklemiyordu... En acısı çoban ateşi CHP Genel Merkezi tarafından görmezden gelindi…
xx xx xx
UĞURLAR OLSUN...
Sevgili Musa ağabeye Bodrum’da “Devlet Töreni” yapıldı... 6 Oklu ve Türk Bayrağı sarılı cenazesini Emniyet görevlileri taşıdı. Sanıyorum “kavgalı” ve dolu dolu yaşamında sadece kansere yenik düştü. Ona da biraz Ankara’da, daha çok Bodrum’da iki ay kadar direndi.
Önce CHP Bodrum İlçe önünde, sonra Belediye Meydanında Adliye Camiinde İlkindi Namazı’nın ardından tören yapıldı. Bitez’de toprağa verildi... Musa ağabeyin sevgili kızı Gül Gökbel konuşmasında “Uçurtma, rüzgara direne direne yükselir derler. Babam da onu sevenlerin, ona inananların desteğiyle direne direne yükselen bir halk adamıydı.” diyerek babasının bütün yol arkadaşlarına tercüman olmuş.
CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın, “Bugün sosyal demokrasinin kalesi Bodrum ve Muğla’dan söz ediyorsak bunda diğer parti büyüklerimizle birlikte Musa Gökbel parti büyüğümüzün de büyük pay sahibi olduğunu belirtmek isterim.” derken, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras şunları söylemiş:
“Bizler, Musa ağabey ile aile dostuyduk. Dede, baba dostumuzdu bizim. Aynı zamanda bizim de siyasete atıldığımız dönemde her zaman rehberliğini ve desteğini görmüştük. Ben de çok üzgünüm, bugün çok büyük bir değeri kaybettik. Örgütümüze sabır diliyorum. Başımız sağ olsun.”
xx xx xx
Musa ağabey CHP Bodrum İlçe Başkanı iken ben Muğla Merkez İlçe Gençlik Kolu Başkanıydım... Ben daha çok kader birliği ettiklerinden rahmetli Tufan Doğu ile yol yürümüştüm... Sonuçta hepimiz de CHP’nin “Sol Kanadı”ndaydık... Musa ağabey milletvekilliğinde olduğu kadar İlçe Başkanlığında da başarılıydı. “Genel Merkezcilere” kök söktürürdü...
Onunla iyi ki Büyükşehir sürecinde birlikte yürümüşüm, çok daha yakından tanıma imkanı bulmuşum... Nurlarda yatsın... Kavgası hep kavgamız olacaktır...
----------------
GÜNÜN SÖZÜ; En çok neyden korkarım bilir misiniz? ‘Bodrum'u mutlaka korumamız gerek diyerek ortalıkta salyalarını akıta akıta dolaşanlardan.’... Çocuklar sizde bu söylemlerden korkun, çünkü en olmaz dediğiniz yerde karşınıza çıkarlar. --Musa Gökbel