Muğla il merkezinin simgelerinden biri olan Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı sonunda yıkılıyor.
“Sonunda” dediğime bakmayın, ben “yıkılsın” diyenlerden değilim.
Ona gelinceye kadar Muğla’da o kadar çok yıkılması gereken yapı var ki...
Mesela Kurşunlu Camii önündeki “katlı otopark ucubesi” ve Atatürk Stadyumu karşısındaki “Kent Meydanı ucubesi”... Bunlara Kentsel SİT Alanı içinde “Koç Pastanesi” ve “Saatli Kule” bitişiğindeki, Ulu Camii karşısındaki “aykırı yapılar” örneğinde olduğu gibi pek çok “siyaseten veya başka türlü göz yumulmuş” yapıları da siz ekleyin...
Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı’nın ‘Depreme dayanıklı olmadığı’ anlaşılmış!
Kim anlamış?
Bahattin Gümüş... “Deprem dayanıklılık testi yaptırmak içi kararı” aldıran dönemin Belediye Başkanı Bahattin Gümüş.
Gaipten bir ses mi almış?! Yoksa rüyasında bu işhanını üzerine yıkılırken görmüş olabilir mi?
+
O değil de “Güçlendirme” yapılsa olmaz mıydı?
Son yıllarda bu “yıkım kararları” giderek yaygınlaşıyor. Benzer yıkım kararları “şartlı” olarak Menteşe Devlet Hastanesi ile Bayındırlık İl Müdürlüğü eski binası, Kültür Turizm İl Müdürlüğü binası ve İl Özel İdaresi eski binası için de var.
Oysa “güçlendirme” diye de bir şey var...
Mesela bu Zihni Derin İş Merkezi’nde uygulandı. Dönemin Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün “Vergi borcu” karşılığında o iş merkezinin yarısını Vergi Dairesi’ne, dolayısıyla Defterdarlığa vermiş, devir sırasında yapılan “depreme dayanıklılık testi” olumsuz çıkınca “güçlendirme” yapılmıştı. O güçlendirme oradaki kapalı otoparkta kirişlere bakıldığında görülecektir.
O zaman Orgeneral Mustafa Muğlalı İş Hanı’nda da bu güçlendirme yapılsa olamaz mıydı?
Bu sorunun yanıtı “İyi de altından dere geçiyor” şeklinde olacak olursa, Zihni Derin İş Merkezi yanından da Tabakhane Deresi geçiyor...!
Neyse Orgeneral Mustafa Muğlalı yıkılıyor işte.
Geçen hafta tamamen boşaltıldı...
+
Şimdi ne olacak? Elbette yıkılacak. Bunu bilmeyen yok...
Ne zaman yıkılacak? Nasıl yıkılacak? Yıkıldıktan sonra bu yer nasıl değerlendirilecek? Kış ortasında buradan çıkanlar nereye gittiler? Bundan sonra ne yapacaklar? Olup bitenlerin üzerine bir bardak su mu içecekler?
Bu soruların yanıtı önemli... Ki bu sorulara benzemedik o kadar çok soru var ki?
Mesela bu han yıkılınca “Orgeneral Mustafa Muğlalı” adı ne olacak? Hanla birlikte unutulacak mı?
Evet yukarıda “Neyse Orgeneral Mustafa Muğlalı yıkılıyor işte.” diye kasten dedim... Çünkü düne kadar “Muğlalı Paşanın” adını oradan sildirmek için mücadele edenler olmuştu... Onları tanıyanlar vardır.
Başaramadılar, ama hiç Vazgeçtiklerini sanmıyorum. Şimdi işhanı yıkılırken birlikte Paşa’nın da yıkılmasını umuyor olabilirler.
Hatta “Mustafa Muğlalı adını buradan kaldırtamadık, biz de iş hanı ile birlikte kaldırtırız” diye düşünmüş olabilirler mi bilmiyorum.
Kaç gündür bu sorunun yanıtını arıyorum. Bahattin Gümüş provoke edilmiş olabilir mi diye de düşünüyorum. Ama, kimse heves etmesin, iş hanı yıkılsa da Paşayı yıkamazlar!
Yıktırmayız...
+
Büyükşehir ve Menteşe Belediye Başkanlarının da katılımıyla bir bakıma bu sorulara yanıt aranan toplantıda Başkan Ahmet Aras mealen “Belediye ayıplı mal satmıştır. Kimseyi mağdur etmeyiz.” demişti.
Başkan Aras bence de kimsenin mağdur olmaması, mağdur edilmemesi için gereken katkıyı koyacaktır. Ki olup bitenlerin sorumlusu ve muhatabı da doğrudan kendisi değil, Menteşe Belediyesidir...
Yani “ayıplı malı satan” ne Ahmet Aras başkan ne de Gonca Köksal başkan değil...
“Ayıplı malın” bir kısmı da rahmetli Orhan Çakır başkanlığında satılmıştı... Sanırım Osman Gürün Başkanlığında da “sigorta borcu” karşılığı olarak üst katlar SGK’ya verilmişti.
Yani o “ayıplı malı” vatandaşlar paraları ile satın alırken, SGK’da sigorta primi alacakları karşılığı almış bulunuyor. Acaba alanların başına da “Ayıplı malı neden aldınız?” diye bir şey gelir mi bilmiyorum...
Hukukçu değilim, ama yıkım, Menteşe Belediyesi’nin bir uygulaması olduğuna göre, Bahattin Gümüş giderayak yaptığı işçi alımları ile halefine “katlanmış borç” bırakmakla kalmayıp bir de “iş hanı yıkımı” ve bu yıkımdan kaynaklı bir “bütçe gideri” bırakmış bulunuyor.
Bu “ayıplı mal karşılığı” gider kamu zararı olur mu olmaz mı?
Olursa bu “zarar” kime kimlere rücu eder?
Bahattin Gümüş’e mi, Osman Gürün’e mi, yoksa ikisine birden mi?
+
Bu arada bu iş hanı yıkımı hemen gerçekleşebilecek gibi de görünmüyor.
Malum Muğla Belediyesi “Büyükşehir” statüsüne geçince Muğla Valiliği İl Özel İdaresi de kapatılmış ve idareye bağlı şirketlerle taşınmazlarının büyük bölümü Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmişti.
Devredilenler arasında yer alan İl Özel İdaresi ana binası da “depreme dayanıksız” çıkmış ve Başkan Ahmet Aras’ta hemen yıkımı gerçekleştirmek için bir firma ile anlaşmıştı. Firma yıkım ve hafriyat için oradan elde edecekleri hurda ve doğramalar karşılığında üste belediyeye ödeme yapmayı da taahhüt etmişti, ama Millî Savunma Bakanlığına bağlı olarak savunma sanayi alanında faaliyet göstermek amacıyla kurulan MKE (Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi) müdahalede bulunarak, bu işin kendilerinin yetkisinde olduğunu bildirdi ve şu anda hukuki süreç devam ediyor.
Sanıyorum Menteşe Belediyesi’de aynı durumla karşı karşıya...
Yani yıkım zaman alabilir...
+
Bu nokta da ortaya çıkan üç can alıcı soru var:
- Yıkım süreci başlayan iş hanında mülk sahibi olanların talepleri nasıl karşılanacak?
- Paşanın adı ne olacak?
- Yıkımdan sonra ortaya çıkan alan nasıl değerlendirilecek?
Sondan başlayalım. Yıkımdan sonra derenin o bölümünün üstü açık vaziyette öyle kalacağı konuşuluyor. Eğer öyle olursa o bölgeyi bok götürür, orası bir çöplük olur! Ancak bunun DSİ isteği olduğu konuşuluyor. Hatta DSİ derenin üstünün Saburhane’ye kadar tamamen açılmasını istediği söyleniyor....
Çünkü derede geçmiş yıllarda olduğu gibi taşkın olabilirmiş! Sanki “taşkın önlemenin” tek yolu derenin üstünü açık bırakmakmış gibi...
İnşallah herkes aklını başına toplar... Burası Eskişehir’in “Porsuk Çayı” değil... Burası yılda toplamda bir ay kadar yağmur suyu akan Karamuğla Deresi... Keşke Porsuk gibi yıl 12 ay akan bir nehrimiz olsaydı...
İçinden nehir geçen şehirler şiir gibidir ve zengindir...
Konumuza dönersek, şehrimizin bir tek Karamağla Deresi yok... O zaman Tabakhane Deresi’nden başlayarak hepsini açalım. Orgeneral Mustafa Muğlalı İşhanı yıkımının altında Osman Gürün mü, Bahattin Gümüş mü kim kalır bilemiyorum, ama “derelerin açılmasının” altında DSİ sayesinde iktidar kalır... Buyurun açın... Hele bir açında görelim!...
+
Aklın yolu bir...
İş hanı yıkılınca yerine ya Perşembe Pazarı’nın girişindeki parkı bütünleyen bir park düzenlemesi ya da Sınırsızlık Meydanı’nı bütünleyen bir meydan düzenlemesi yapılmalıdır. Muğlalıların beklentisi de bu yönde.
İkinci soruda böylece yanıtlanmış olur... Burada park veya meydan nasıl bir düzenleme yapılırsa yapılsın Muğlalı Paşa’nın adı o yapılan düzenlemede yaşamaya devam eder.
Muğlalıların bu konudaki beklentisi de bu yönde...
+
Gelelim, “Yıkım süreci başlayan iş hanında mülk sahibi olanların talepleri nasıl karşılanacak?” şeklindeki ilk soruya. Bu sorunun yanıtı muhtelif.
Ancak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bir teminat gibi orada duruyor. “Kimse mağdur edilmeyecek” diyorsa, ki diyor, mağdur edilmeyecektir. Bence artık nereden bulursa (!) Menteşe Belediyesi mülk sahiplerinin mallarının değeri parayı öder, sonra da Osman Gürün’den mi Bahattin Gümüş’ten mi tahsil eder bilemiyorum...
Bildiğim bu “Orgeneral Mustafa Muğlalı İş Hanı” yıkımından Hukuk Fakülteleri için bir değil birkaç ders kitabı çıkacaktır...
----------------- ------------------
GÜNÜN SÖZÜ;Doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar. --Wendell Phillips