“ MUĞLA’YA SAHİP ÇIKALIM”

Evet, bu muhabbet fazla uzadı.

Bugün son.. Dünkü yazımda paylaşmak istemedim. Açıklamasını manidar buldum, hafta başında MUTSO’da yapılan toplantıda Muğlaspor Başkanı Menaf Kıyanç “Bizi eleştirenlere de mümkün mertebe, kişilik haklarımıza, haysiyetimize dil uzatmadıkları müddetçe sessiz kalacağız ve onları kazanmaya çalışacağız.” ifadesinde bulunmuş. Demek ki eleştirilerime, uyarılarıma bir yanıt gelmeyecek, o nedenle sanırım sezon açılışına kadar da yazmam...

Yeri gelmişken şunu da belirteyim, biz gazeteciler kişileri, kurumları hakaret ve saygısızlık yapmak, “itibarsızlaştırmak” için eleştirmeyiz. Biz eleştirilerimizi kişinin, kurumun saygınlığına halel gelmemesi, itibarlarının zedelenmemesi, olası yanlışlarla Muğla’nın, Muğlalının zarar görmemesi için eleştiri ve uyarı yaparız. Tabii herkes gazetecinin eleştiri ve uyarısını dikkate almak zorunda da değildir.

Manidar bulduğum ifadeyi bugün neden paylaştım? Hem merak eden çok oldu, hem de bugüne denk düştü..

Başkan Kıyanç’ın dünkü yazımda yer alan “Burada olay Muğla’ya sahip çıkmak. Biz Muğla’nın lobisini oluşturmaya çalışıyoruz.” ifadesine takılanlar da olmuş. Özellikle “Burada olay Muğla’ya sahip çıkmak.” sözüne...

+

Burada olay Muğla’ya sahip çıkmak.” sözü için arayanlar “Muğla’ya Muğlaspor ile mi sahip çıkılıyormuş?” diye sormakla birlikte, ilginç yorum getirenler de oldu.

O yorumları paylaşamıyorum...

Bana sorarsanız, “Burada olay Muğla’ya sahip çıkmak.” sözü için “Neden olmasın?” diyorum.

Milletvekilleri ile olmuyor, belediye başkanları ile olmuyor, MUTSO ile olmuyor. Hepsini Muğlaspor etrafında toplayıp, MUĞLA’YA SAHİP ÇIKALIM...” diye düşünmüş olamazlar mı?

Elbette bu amacı ortaya koyarken, Muğla’nın neyine, neden ve nasıl sahip çıkılacağına da açıklık getirilmelidir. Tabii “Muğla’ya sahip çıkmak”tan kasıt “Muğlaspor’a sahip çıkmak” da olabilir. Bilmiyoruz.

Bu anlamda Muğlaspor elbette önemli ve değerlidir. Böyle görenler vardır. Kulübe destek verilmesi, sahip çıkılması da değerlidir. Ancak Ahmet Aras Başkanın temsil ettiği makam da çok değerlidir...

Ki olan bitenin “Muğla lobisi” etiketiyle pazarlanma girişimleri de sadece CHP tabanını değil, AK Parti tabanını da rahatsız etmektedir.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da “Muğlaspor tahsildarı” durumuna düşürülmemelidir...

Böyle durumlarda, gerekli uyarıyı il başkanı yapardı. Ancak bugün ortada bunu yapabilecek bir CHP İl Başkanı olmadığı için Ahmet Aras’ı birileri uyarmalı...

Gerçi Başkan Aras’ın Menaf Başkan ile birlikte uyarıları eleştirileri pek dikkate aldıkları da yok ama... 

+

LOBİ NEDİR?

“Gelelim Fasulyenin Bamyasına; LOBİ nedir?”

Dünkü yazımı “Şu kadarını söyleyeyim, otel antresi değildir...” diye de yanıt vererek bu soru ile noktaladım.

Sözlüklerde “lobi” için “Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, alan.

Otel, tiyatro gibi yerlerde girişe yakın geniş yer.” ve “Bazı ortak çıkarları olan grupların temsilcilerinden oluşan topluluk.” tarifi yapılmış. Muğlaspor’da oluşturulduğu iddia edilen ikincisine giriyor.

Ne dersiniz Muğla bir topluluk, bir “çıkar grubu” mudur? Yoksa Muğla’nın, Muğlalıların Ankara’da savunulmayı bekleyen “ortak meseleleri, çıkarları” mı vardır?

Lobinin, lobiciliğin en etkili olduğu ülke Amerika’dır. Peki siz hiç “İsrail’de “Yahudi Lobisi” diye bir şey duydunuz mu? Duyamazsınız... “Yahudi Lobisi” Amerika’dadır ve oradaki en güçlü lobidir...

Ekrem İmamoğlu’nun Ankara’da “Cumhurbaşkanı Adaylığı Ofisi” var. Yeni açıldı... İşte bu ofisin açılışı bir “lobicilik” faaliyetidir... Ankara’da Ahmet Aras Başkanın da bir ofisinin olduğunu duyuyoruz.

Muğla’da bir ‘Belediyeler Birliği’ olur, bu birlikle birlikte bütün birlikler ve sendikalar, TOBB’a, TMMOB’a bağlı odalar, Tabip Odası, Baro birer temsilci verir, bu temsilciler Muğla Milletvekilleri ile birlikte o ofisten özellikle parlamento düzeyinde, bakanlıklarda, genel müdürlüklerde Muğla’nın ve hatta Muğlaspor’un yararına “lobicilik” faaliyeti yürütürler... İşte bu “Muğla Lobisi” olur...

Muğla’da yapılan bu mu? Muğla’da “Muğla Lobisi” olur mu?!!.. Hele hele Muğlaspor’u “Muğla Lobisi” olarak yutturabilir misiniz?

Muğla’da yapılan kesinlikle birlik, birliktelik de değil, bir “ortak hasıma” karşı birilerinin yan yana gelmiş olmasından başka bir şey değildir. Taraftarlar derneği bilerek veya bilmeyerek ima etmiş, ama o “hasmın” kim olduğunu da yüreklice açıklayın olsun bitsin.

Muğlaspor’u, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni, Muğlalıların duygularını “kişisel kavgalara” alet etmenin alemi yok...

Bu konuya yine döneriz...

+

“FUTBOL BİRLEŞTİRMEZ, YAN YANA GETİRİR”

Başkan Menaf Kıyanç mı Başkan, Başkan Ahmet Aras mı Başkan?” başlıklı yazımın altına TEK Koleji matematikçilerinden, bana göre felsefecilerinden Kurtuluş Oğan Hocam tarafından yapılan “Futbol Birleştirmez, Sadece Yan Yana Getirir” başlıklı yorum çok beğenildi. Bu köşenin takipçileri, o yorumun bu köşede yer almasını istediler. “Üstadım futbola özel bir ilgim vardır ve futbol ile ilgili tarih ve felsefe kitaplarını çok okurum. Konuya  sadece kazandı - kaybetti diye bakmam. Hele futbolun endüstriyel futbol olduğu bu dönemde.” diyen Kurtuluş Oğan Hocamın işte o bilimsel yorumu:

Türkiye gibi siyasal kutuplaşmanın yüksek olduğu, yerel siyasetle kimliklerin iç içe geçtiği bir ülkede, bir futbol takımının bir şehirdeki farklı siyasi aktörleri kalıcı biçimde birleştireceğine inanmak zor. Hatta çoğu zaman o takımlar bile siyasi mücadelelerin alanı haline geliyor. İşte bu düşüncemi destekleyecek bazı açılar ve örnekler:

- 1. Futbol Kulüpleri Yerel Siyasi Gücün Uzantısı Haline Geliyor

Bir şehirdeki futbol kulübü, o şehrin ‘ortak değeri” gibi gözükse de çoğu zaman; • Belediye başkanının: •Vali ya da kaymakamın: • İktidar partisine yakın iş insanlarının desteğiyle ayakta kalır.

Bu da muhalefet partilerinin veya bağımsız aktörlerin o kulüple duygusal bağ kurmasını zorlaştırır. Çünkü kulüp, zamanla iktidarın arka bahçesi gibi görünmeye başlar.

Örnek: • Kayserispor ya da Erzurumspor gibi kulüpler zaman zaman belediye ve valilik eliyle desteklenmiş, ancak bu durum farklı siyasi kesimlerden gelen destekleri azaltmıştır... • Kulüp yönetimleri değiştikçe siyasi iktidarın kim olduğu da bazen yönetime yansımıştır.

- 2. Tribünlerde Bile Siyasi Kutuplaşma Var

Futbolun halkla doğrudan buluştuğu yer olan tribünlerde bile ‘kimin ne dediği’ artık siyaseten anlam taşıyor. Bir şehirde aynı takımı tutan insanlar: • Birbirine güvenmeyebiliyor; • Aynı sloganları atmaktan çekinebiliyor; • Hatta taraftar grupları arasında bile siyasi hizipler oluşabiliyor.

Örnek: • Ankaragücü taraftar gruplarının zaman zaman hem kendi aralarında hem de siyasilerle yaşadığı çatışmalar, futbolun birleştirici değil ayrıştırıcı bir güce dönüşmesini gösteriyor.

- 3. Başarı Geldiğinde Bile Siyasi Paylaşım Savaşı Başlar

Diyelim ki takım başarılı oldu. Bu defa da: • ‘Kim sayesinde başarı geldi?’ tartışması başlar. • Her siyasi aktör başarıyı kendine yontmaya çalışır; • Hatta bu paylaşım kavgası yüzünden kulüp zarar görebilir.

Örnek: • Eskişehirspor geçmişte başarısıyla tüm kenti ayağa kaldırmıştı, ancak sonrasında yönetim krizleri, siyasi çekişmeler ve maddi çöküşle çalkalandı. • Aynı şey Sakaryaspor ya da Kocaelispor gibi Anadolu’nun büyük kulüplerinde de yaşandı.

- 4. Sembol Takım, Sembol Kavga

Bazı şehirlerde futbol takımı bir sembol gibidir. Ancak o sembol üzerinden de kavga çıkar. Çünkü:

• O şehirde kimlikler birbirine karşı konumlanmıştır. • Takım birleştirici değil, o kimliklerin savaş alanı olur.

Örnek: • Diyarbakırspor (ve şimdi Amedspor), Kürt kimliğini temsil ettiği düşünüldüğü için zaman zaman iktidar ve muhalefet arasında gerginliğe neden oldu; • Bu durum o şehri dışarıya karşı temsil edecek futbol kulübünün bile tarafsız bir zeminde büyümesini zorlaştırıyor.

SONUÇ:

Şehir takımları, teoride halkı ve siyasetçileri bir araya getirebilir gibi gözükse de Türkiye’de çoğu zaman:

• Siyasal hesaplaşmaların parçası olur. • Takımın kimliği siyasal pozisyonlara göre şekillenir. • Herkesin sahipleneceği ortak bir değer haline gelemez. Yani futbol, siyasi rakipleri aynı fotoğrafta gösterebilir ama aynı hayale inandırmaz. Çabayı takdir etsem de gerçekler acıtır.

+

Kurtuluş Oğan Hocamın eline, emeğine sağlık...

---------            -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde toplanır. --Mahir Çayan