“Süleyman Akbulut” adındaki bir kişi, Menteşe Belediyesi’nin aksayan yanları ile ilgili sosyal medyada bir paylaşımda bulunmuş, belediyenin yöneticileri çok fena kızmış. Meğer O kişinin eleştirilerini bir kenarda adeta irin toplar gibi toplayıp biriktirmişler, artık eleştirilerinden hangisi bardağı taşırdı ise belediyenin sosyal medya hesabından “T.C. Menteşe Belediye Başkanlığı” imzası ile “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı 9 sayfalık metin paylaşıldı.

Emme dolugomuşla ha...

Bugünlerde bulaşıcı mı ne bir “unutkanlık” hastalığı var. Menteşe Belediyesini yönetenler unutmuş olabilirler,

Süleyman Akbulut arkadaşımız bir sosyal medya ve feyk hesap kullanıcısı değil, yazdıklarının, söylediklerinin altına imzasını atan, yazdıklarının söylediklerinin hesabını verebilecek kadar cesur, “kullanışlı kalem” olmaktan uzak durmuş, gazetecilik işini bilen ve bu işten geçimini sağlayan bir meslektaşımız ve Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanıdır...

*

Söz konusu “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı metin Menteşe Belediyesi’nin “Menteşe Gazeteciler” Whatsaap gurubunda paylaşıldı. Bu guruptaki gazetecilerin o metni haberleştirmemeleri halinde ‘Kamuoyu’nun bundan haberi de olmaz.

Nitekim biz dilini hiçbir dile benzetemediğimiz, itibarsızlaştırıcı, yok sayıcı, hesap verebilirlikten, şeffaflıktan ve ‘iyi niyetten’ uzak adeta ‘öfke kusan’ metni Hamle Gazetesi olarak haberleştirmedik. Süleyman Akbulut arkadaşımız üzerinden, “gerçek gazeteciliğe” saldırı olarak değerlendirilebilecek metne ortak olmak istemedik.

Kamuoyunu haberdar etme ve bilgilendirme yanında sorumlularına olumsuzlukları, yanlışları gösterme ve gerektiğinde o olumsuzluklar, yanlışlar ile ilgili kamuoyu yaratmakla yükümlü olan gazeteler, hiç kimsenin “Bülteni” değildir. Gazeteciler de kalemleri olmadığı gibi... Öyle olanların yaptıkları George Orwell’in dediği ‘halkla ilişkiler’ bile değildir!

Her ne olursa olsun yöneticiler, özellikle yerel yöneticiler sabırlı, hoşgörülü ve yapıcı olmalıdırlar. Gazetecinin uyarıcılığından ve yol göstericiliğinden yararlanmalıdırlar.

Elbette bilerek isteyerek haksız, mesnetsiz eleştiren, belden aşağı vuran ve hedefe koyduklarını yönetmeye, onlardan çıkar sağlamaya çalışan “gazeteci” değil, ama “gazetecilikten” nemalananlar, güç toplayanlar da vardır... Onlar için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusu yapılır o kadar...

*

Süleyman Akbulut arkadaşımız onlardan değildir... Süleyman Akbulut ve O’nun gibiler duyurunuzu haber yapmazlarsa duyurunuzu duyuramazsınız da! Tabii matbaa kurup (Ki şirket kurmakta Büyükşehrin üstüne yok) gazete çıkarabileceğiniz gibi, internet gazeteciliği de yaparsınız... İletişim aracı çok...

Gazeteciler yanlış yapmazlar mı?

Elbette yaparlar, yanlışları da hataları da olur... Bakın bu konuda Büyük Önder Atatürk ne demiş:

Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta, basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.

Yanlış düzeltilir, eksik giderilir... Basın Halkla İlişkiler Biriminizin görevi “Basın Halkla Çelişkiler” değilse, yayın sahibine “düzeltme” gönderir, düzeltme yayınlanmıyorsa, tekzip gönderilir, tekzip yayınlanmıyorsa, savcılığa suç duyurusunda bulunulur...

Menteşe Belediyesi’nin “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı “basınla ilgili halka şikayetname” şöyle başlamış: “Son günlerde kurumumuza yönelik yapılan yanıltıcı, haksız ve eksik bilgiler içeren sosyal medya paylaşımlarını, haberleri, yorumları ve köşe yazılarını üzüntüyle takip ediyoruz.

Olmamış.. ‘üzüntüyle’ yerine “öfkeyle, nefretle” sözcükleri daha yakışırdı...

*

Ya bu “Menteşe Belediyesi Basın Halkla Çelişkiler” biriminde o “duyurunun” yapılmasını isteyene “Efendim Süleyman beye bir düzeltme veya açıklama yazısı gönderelim. Hatta bilgilendirme de olabilir” diyebilecek, “gazetecilikten anlayan” biri de mi yok?!!

Tabii belki de birim görevlileri gerekli uyarıyı yapmışlardır, ama galiba ‘yöneticiler’ Süleyman Akbulut arkadaşımızı gazeteciden de saymıyorlar ve kendisini adeta bir “meczup” olarak gazetecileri ve gazeteleri de kullanarak kamuoyuna şikayet etmeyi tercih etmiş bulunuyorlar.

Yahu adam bilmem kaç yıllık medya mensubu ve kaç yıldır da Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını yürütmekte ve Mabolla Medya’nın Genel Yayın Yönetmeni olarak haber-yorum programı yaparken, köşe yazarlığı yapıyor, haber üretiyor...

Süleyman Akbulut’un sıfatlarını, mesleğini “görmezden gelmeye” çalışırken, farkında mısınız Mabolla Medya ile birkaç yüz üyesi olan Muğla Gazeteciler Cemiyeti’ni ve de “internet yayıncılığını” gömüyorsunuz...

Yine de “Acaba Süleyman Akbulut’un sıfatlarını unutmuş olabilir mi?” diye düşünmeden de edemiyorum! Ahh şu “gazeteciler” olmasa belediyeyi ve şehri ne güzel yöneteceksiniz...

*

HalkTV Yazarı Sedat Kaya dünkü yazısına Datça’dan “Çöpü değil, Eleştiriyi Süpürmeye Kalktılar” başlığı atarken, Selda Öztürk arkadaşımız da Bodrum’dan “Gazeteciyi Hedef Almak Kentin Sorunlarını Çözmez” başlığı attı.

Fethiye Alternatif Bakış’ın “Eleştiri Düşmanlık Değildir” spotlu başlığı da “Bilgilendirme Değil İtibar Suikastı / Yanıt Yerine İtham Belediyeciliğin Yeni Modası” şeklinde oldu.

Aslında bu moda sadece belediyelerde değil, yerel genel bütün yönetimlerde yaşanıyor.

Sedat Kaya arkadaşımız “Bir belediye açıklaması bazen çöp tartışmasından daha fazlasını anlatır. Menteşe Belediyesi’nin yayımladığı son metin de tam olarak böyle. Sorun çöp değil, eleştiriyi süpürme isteği.” diye başladığı yazısını “Kent yönetimi, eleştiriyi düşmanlık değil yol gösterici kabul ettiğinde güçlenir. Eleştiriyi hedef göstermek ise sadece bir şeyi kanıtlar. Menteşe’de asıl sorun çöp değil, eleştiriye tahammül eksikliğidir.” diye noktalarken demokrasi dersi de vermiş...

*

Osman Baykuş ve Orhan Okutan ikilisinin ürünü Fethiye Alternatif Bakış “Oysa eleştirmek düşmanlık değildir. Kamu adına daha iyisini istemektir. Bir gazeteciyi yok saymakla, aksi yönde açıklama yapmakla sorunlar çözülemez. Sosyal medyada birkaç cümle paylaşarak sokaklar temizlenmez; bakımsız yerler kendi kendine düzelmez. Sonuç olarak; eleştireni suçlamak yerine ne söylediğine kulak vermek, hem hizmetlerin kalitesini artırır hem de belediyenin toplumdaki güvenilirliğini güçlendirir.” diye ‘belediyecilik’ dersi verirken, bir de şu satırlarla ‘üslup’ dersi vermiş:

Oysa Süleyman Akbulut ulaşılmaz, kapısı çalınamaz bir gazeteci değil. Telefon edersiniz, konuşursunuz; haberin yanlış olduğunu düşünüyorsanız belgenizi gönderirsiniz, düzeltme istersiniz. Yapmazsa o zaman ‘kamuoyuna’ açıklama yaparsınız. Bu işin yolu, yöntemi, etiği bellidir. Ancak yayımlanan metnin dili ve tonu, bilgilendirme yazısından çok bir suçlama ve itibar suikastını çağrıştırıyor.

*

Selda Öztürk arkadaşımız da ‘xbodrum.com’ da kaleme aldığı “Gazeteciyi hedef almak, kentin sorunlarını çözmez” başlıklı yazısında yine döktürmüş. “Gazetecilik zor zanaattır. Hele yerel gazetecilik... Hem sahadasınız, hem halkın gözü kulağısınız, hem de kimsenin duymak istemediği hakikatleri söylersiniz.Bir de üstüne, söylediğiniz şey birilerinin konfor alanına dokunuyorsa, bilirsiniz ki asıl fırtına o zaman kopacaktır.” diye başlamış. “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı bülteni gördüğünde tam olarak hissettiğinin “Şaşkınlık… ve ardından gelen derin bir umutsuzluk!” olduğunu belirtirken şu değerlendirmelerde bulunmuş:

Çünkü o metin, bir kamu kurumunun sorumluluk duygusuyla hazırlanmış bir değerlendirme değil;

Aksine, bir gazeteciyi hedef alan, gazetecinin mesleki sıfatlarını yok sayarak ‘Süleyman Akbulut adlı kişi’ diye başlayan, hakikatin üzerini örtmeye çalışan bir refleks metniydi. Şunu net söyleyelim: Bir belediye, hele ki kamu kaynaklarını kullanan bir belediye, bir gazeteciyi böyle hedef alamaz. Bu etik dışıdır. Bu yanlıştır. Bu tehlikeli bir pratiktir. Ve en önemlisi: Bu, gazeteciyi yıpratmaz; belediyeyi küçük düşürür.

Gazeteciyi ‘sosyal medyada paylaşım yapan bir vatandaş’ statüsüne indirme çabası, bana çok ama çok kişisel geldi.. Bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü gazeteciyi gazeteci olarak anarsanız, o zaman onun söylediği şeyleri ciddiye almak zorunda kalırsınız. Eleştirdiği sorunları çözmek zorunda kalırsınız. Kamu denetimini kabul etmek zorunda kalırsınız.

*

Bu yazıyı kaleme alırken Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın özel danışmanı aklıma geldi. Geçenlerde Cumhur İttifakı Meclis Üyeleri’nin de desteğiyle oy birliği ile “genel müdürlüğe” terfi ettirilen o danışmanın şahsıma yönelik densizliği karşısında Muğla Basını’nın aya kalkmasını anımsadım.

Bu Muğla’da ilk kez yaşanmıştı. Beni sevmeyen meslektaşlarımı bile yanımda görmekten büyük mutluluk duymuştum.

Ben şimdi Menteşe Belediyesi yöneticilerine teşekkür ediyorum. Sayelerinde o ayağa kalkışın bir tesadüf olmadığını gördük. Test etmiş olduk.. Muğla Basını, Gazeteci Süleyman Akbulut için de ayağa kalktı.

Sarı öküz bir kere daha verilmedi... Mutluyum, umutluyum...

----------                       -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Herkese İçindeki İyilik Kadar İyi bir Hayat Dilerim. Sabahattin Ali