Dünya ateş topu.
Ortadoğu da harım ateşi,
Anadolu’da da yenidoğan çetesi,
Ve güzel ülkede terör saldırısı.
Gözümüz kulağımız,
Anadolu’yu çevreleyen coğrafyada,
Harım ateşinin içinde yanarken,
Hepsi biliniyordu,
Hepsi hissediliyordu.
Hepsi görülüyordu.
Hepsi görmezden geliniyordu.
Yeni doğan çetesi ne ki?
Asıl çeteyi saklıyorlar.
Mevzu büyük.
Mevzu aysbergin görünmeyen yüzünde.
Gel gelelim,
Devlet uyuyor.
Derin devlet de uyuyor.
Derin derin,
Mışıl mışıl uyuyorlar.
Ne yapsın millet?
Elinde istihbarat datalarımı var.
Yok ki.
Kokuştuk.
Seneler önce bir siyasetçi.
Bir kurultayda,
Tuz kokmuş diyerek,
Partiden ihraç edilmesi gereken kişinin,
Rüşvet dağıtarak,
İhraç edilmesini önlediği söylemişti.
Yargı yetkisine sahip bir kurulun,
Aldığı rüşvet yüzünden,
Kararını değiştirdiğini,
Görevini kötüye kullandığını dile getirmişti…
Siyasetin tuzu kokmuş.
Siyasetçiler de kokuşmuş.
Et kokarsa tuz basarız,
Ama tuz kokarsa ne yapacağız?
Diye sorarız kendimize.
Hele ki siyasetçiler kokuşmuşsa,
O zaman ne yapacağız?
Cimer makamına,
Yaşadığı sıkıntıyı yazan,
Cesur bir kadının uyarısı ile,
Emniyetin mali işler birimine yansıtılmasıyla,
Teknik takip sonucu,
Ortaya çıkartılıyor yeni doğan çetesi.
Teknik takibe bile gerek yok ki.
Ayan beyan her şey ortada.
SGK dolandırılıyor.
Tereyağından kıl çeker gibi halkı da sövüçlüyorlar.
Özel hastaneler,
Yenidoğan çetesi olayı.
Bir lağım gibi patlamışken,
Bu arada,
Bir adam,
Yeni doğan çetesi adına,
Savcıyı tehdit ediyor.
Savcıda ‘Gelin lan,
16 mermim var, hepinize yeter’ diyor.
Tehdit eden yapı,
Siyasi bağlantılarından güç alarak yapıyor.
Bir bakın bu fare adamın,
Tüm siyasetçilerle boy boy fotosu var.
Namerte minnet eylemek ne ki?
Bu ülkenin cesur savcılara,
Bu ülkenin temiz siyasetçilere ihtiyacı var.
Çıkıp bir siyasetçi,
Temiz toplum,
Temiz düzen istiyoruz demiyor.
Tuz koktu yani.
“Balık kokarsa tuzlarız.
Ya.. tuz da kokarsa ne yapacağız?.
Cevabı ise çok basit;
Atıp kurtulacağız.
Tuzun kokması o kadar kolay değilken,
Yapılması gereken yapısal reformları yapmadığımız için,
Ülkenin ebesi bellendi.
Tuzun bile koktuğuna tanık olduğumuz bu süreçte,
Daha ötesinde,
Çok daha kötüsü var.
Sağlık sektörü günümüzün,
En önemli konularından bir tanesi.
Bir el ile,
Küresel şirketler aracılığı ile,
Çocuklarımızın geleceği soyuluyor.
İlaç sanayisi ve tıbbi sektörün,
Sahip olduğu ekonomik hacim,
Savunma sanayini geçmiş durumda.
Sağlığın pasta payı çok yüksek.
Sistemin dezavantajlı yönleri de çok fazla.
Oto kontrol yönleri zayıf.
Siyasallaşmada sisteme limon sıkıyor.
Milli sermaye,
Sistemli bir hırsızlık düzeni ile,
Birilerinin eliyle talan ediliyor,
Birilerine aktarılıyor.
Derin devlet uyuyor.
Milli istihbarat birimi içinde,
Tıbbı istihbarat birimi kurulmalı.
Küresel ilaç firmaları,
Ulus devletleri muz gibi soyarken,
Sen ağzını aç.
Ağzına sinek düşsün.
Dönen dolaplar,
Fırıldak siyasetçiler de ebemizi ağlatıyorlar.
Oyun büyük.
Oyun kirli.
Kimler devleti sövüşlüyor ?
Kimler devleti sövüşletiyor?
Kimler kimlere gebe?
Kimler SGK’nın,
Kimler devletin kasalarını boşaltıyor.
Mevzu büyük.
Mevzu acı,
Mevzu can yakıcı.
Sen de uyu.
Kimler kimleri hallediyor?
Sen uyu,
Kokan tuzdan,
Kokuşmuş sistemden,
Kokuşmuş ilişkileri pek yakında,
İçimizden söküp atacağız.
Savcı Yavuz Ergin,
‘Topunuz Gelin’ demişti
Topunuz gelin bakalım.
Kirli yapınızı,
Alayınızı,
İçimizden söküp atacağız.