Bir milletin varlığını sürdürebilmesinin,
En temel şartı milli birliktir.
Tarih boyunca devletlerin,
Ve milletlerin,
Yükselişi ya da çöküşüne bakıldığında,
En belirleyici unsurun,
Milletin,
Ortak şuur
Ve dayanışma içinde,
Olup olmamasına bağlı olduğunu görürüz.
Bir milletin sahip olduğu toprak,
Ekonomik güç,
Askerî kudret,
Ve zengin kaynaklar;
Milli Birlik ve Milli Şuura dayalı,
Ortak bir irade olmadığında sürdürülemez.
Milli Birlik,
Bireylerin farklılıklarına rağmen,
Aynı ülkü,
Aynı gelecek
Ve aynı değerler etrafında,
Birleşebilme yeteneğidir.
Millet olmanın özü;
Ortak tarih,
Ortak kültür,
Ortak acılar,
Ve sevinçler etrafında kenetlenebilmektir.
Bu birlik,
Sadece zor zamanlarda değil;
Barış, refah ve gelişim dönemlerinde de,
Milletin ayakta kalmasını sağlar.
Milli Şuur ise;
Bu birliği besleyen bilinçtir.
Milletin fertlerinin,
Tarihini bilmesi,
Kültürünü sahiplenmesi,
Değerlerine bağlı kalabilmesi,
Ve gelecek nesillere aktarabilme,
İradesini gösterebilmesidir.
Milli Şuurunu kaybeden bir millet,
Kimliğini de kaybeder.
Milli Birlik aynı zamanda,
Aynı bayrağın altında yaşayan,
İnsanların birbirlerini kardeş bilmesidir.
Dili, dini, idealleri farklı olsa da,
Milletin tüm fertleri,
Aynı vatan için,
Kalp kalbe,
Omuz omuza durabildiğinde,
Hiç bir güç bu milleti yıkamaz
Çünkü birlik milletin çelik zırhıdır.
Şuur ise sadece geçmişi bilmek değil,
Geçmişten ders çıkartıp,
Geleceğe yön verebilmektir.
Milli şuur, Çanakkale’de düşmana,
‘Geçit Yok !’diyen iradedir.
Sakarya’da,
Dumlupınar da,
Bağımsızlık adına,
Verilen mücadeledir.
Birlik ve Şuur,
Her zaman sınanır.
Kimi zaman dış güçlerin oyunları ile,
Kimi zaman kültürel yozlaşma ile,
Kimi zaman fitneyle sınanır.
O yüzden milletimizin her ferdi,
Bu vatanın asli unsurlarıdır.
Tüm değerlerimizi korumak zorunluluktur.
Eğitim kurumlarımız,
Ailelerimiz,
Medyamız,
Ve siyasilerimiz,
Milli Birlik ve Milli Şuuru diri tutmak zorundadır.
Milli Birliği ve Şuurun yıkıldığı bir ülkede,
Halkımız uyanık olmak
Milli Birliğimizi ve Milli Şuurumuzu korumak zorundadır.
XXX XXX XXX
Beyaz Zambaklar Ülkesinde,
Grigory Petrov’un yazdığı
Yalnızca bir edebi eser değil,
Aynı zamanda bir milletin,
Karanlıktan aydınlığa çıkışının sembolüdür.
20 yüzyılın başlarında,
Yazılan bu kitap
Geri kalmış bir ülke olan Finlandiya’nın,
Nasıl da kısa sürede
Bilinçli güçlü ve uygar,
Bir topluma dönüştüğünü anlatır.
Kitap
Finlandiya’nın bir bataklıklar ülkesi iken,
Eğitim
Kültür,
Ahlak
Ve toplumsal bilinç sayesinde,
Nasıl kalkındığını anlatır.
Halkın cehaletten kurtulup,
Modern bir toplum haline gelmesini
Dürüstlük,
Erdemlilik,
Çalışkanlık,
Sorumluluk duygusu gibi,
Erdemlerle ülkenin yeniden inşa edilmesini,
Finlandiya’nın
Yoksulluk,
Cehalet
Ve işgallerle yıpranmış durumdan çıkarak,
Çağdaş, güçlü ve aydınlık bir ülkeye,
Dönüşümünü anlatır,
Petro kitabında, Finlandiya’nın işgal,
Yoksulluk ve cehaletle boğuşan bir ülke iken,
Yeniden ayağa kalkarken
Bu süreçte halkın aydınlatılmasında,
Rehberlik edecek kişilerin,
Önemli rolünü vurgular
Her bireyin,
Ülkesinin geleceği için,
Sorumluluk alması gerektiği fikri,
Kitabın merkezinde yer alır.
Finlandiya halkı;
Eğitim seferberliği,
Ahlakı değerlerin güçlendirilmesi,
Ve milli birlik duygusu ile,
Kısa sürede büyük değişimi yaşamış,
‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’
Olarak tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.
Kitabın bize verdiği mesajlar ise,
Eğitimin bir milletin temel taşı olduğu,
Öğretmenlerin yalnızca,
Bilgi aktaran değil de
Aynı zaman da toplumu şekillendiren kişiler olduğu,
Ahlakı değerler ve çalışkanlığın,
Toplumsal kalkınmanın,
Anahtarı olduğunu öğreniyoruz.
Milli birlik,
Bir ülkenin her türlü zorluğun,
Üstesinden gelmesini sağlar.
Kalkınma sadece ekonomik değil,
Aynı zamanda kültürel ve ruhsal uyanıştır.
‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında da
Büyük bir etki yaratmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk,
Kitabı çok değerli bulmuş,
Ve özellikle askeri okullarda
Öğretmen okullarında,
Tüm gençlerin okumasını istemiştir.
Çünkü bu eser
Türk milletinin,
Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması için,
ilham kaynağı bir kitaptır.
Unutmamalıyız ki;
Beyaz Zambaklar Ülkesi,
Yalnızca Finlandiya’nın değil,
Tüm milletlerin uyanışına ışık tutan bir eserdir.
Bir ülkenin kaderi,
Halkın bilinçlenmesi
Ve ortak amaç etrafında,
Eğitim,
Ahlak,
Çalışkanlık ve Milli birlik sayesinde,
Karanlıktan aydınlığa çıkmak mümkündür.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde eserinde,
Uzun yıllar ulus kimliğine sahip olamamış,
İşgaller, toplumsal eşitsizlikler,
Yoksulluk ve türlü güçlüklerle boğuşmuş
Küçücük bir ülkenin,
Her yönden kalkınmasının,
Bir avuç aydının kılavuzluğunda,
Halkın her kesiminden insanlar,
Aydınlar,
İşçiler, köylüler, sanatçılar,
Zanaatkârlar, eğitimciler,
Örneğine az rastlanan bir çabayla,
Küçük ülkelerine,
Uluslarına sahip çıkarlar.
Grigori Petrov da sonuçlarını bizzat gördüğü bu çabayı,
Birlik ve beraberliğin,
Ulus bilincine sahip olmanın değerini,
Kitabında işlerken,
Bizim siyasetçilerimizde
Ceplerini doldurmaktan,
Toplumu kutuplaştırmaktan,
‘Milli Birlik ve Milli Şuuru’,
Yıkmaktan hoşlanıyorlar.