İnsanlar, neden Belediye Başkanı veya Belediye Meclis üyesi olmak isterler ?.

Herhalde "Ben şehrime hizmet etmek istiyorum. Şehrin çöplerini daha iyi toplayacağım. Hemşerilerimin daha sağlıklı, ucuz alış veriş yapması için zabıta hizmetlerini daha iyi yapacağım. Şehrimin hizmetkarı olacağım" diye, Belediye Başkanlığına aday olunmuyor.

Normal seçmenler olayın böyle olduğunu düşünüyor..

Ama, kazın ayağı hiç de öyle değil.

Belediye Başkanlığına adayım dediğiniz zaman " Bu iş için, ne kadar para ayırdın? " diye bir soru ile karşılaşıyorsunuz.

İnsanlar, Belediye Başkanlığına hizmetkar olmak için değil, o şehrin ‘Efendisi’ olmak için aday oluyorlar.

Peki Belediye Başkanlığını cazip hale getiren olay nedir ?

Belediyeler o şehrin imar planını ve imar planı değişikliğini oynayan kurumlardır.

İmar planı, bir tarlayı, arsaya dönüştüren bir eylemin adıdır.

30 yıl İller Bankası Genel Müdürlüğünden iş alarak 52 Belediyenin halihazır haritasını yapmış bir kişi olarak, imar işlerinin nasıl yürütüldüğünü yakından bilirim.

İnsanlar, imar planı onaması yetkisine ulaşmak için, önce Belediye Meclis üyesi, sonra da Belediye Başkanı olmak istiyorlar.

Bu gerçeği kör gözle bakarsanız, gerçekleri göremezsiniz.

Aydin Şehrinin halihazır haritasını 1978 yılında ben yaptım.

Aydın'ı iyi bilirim.

Kuşadası'nda Engin Berberoğlu'nun Başkanlığı sırasında orada çok işler de yaptım.

Eşi de mimar olduğu için, Belediye İmar Müdürlüğünde görevli idi.

Berberoğlu aynı zamanda Kuşadasısporun da başkanı idi.

Belediyede imar ile ilgili bir işiniz olduğu zaman “Tamam bu imar planını meclisten geçiririm. Ama Kuşadası spor kulübü çok zor günler geçiriyor. Kasasında bir kuruş bile yok. Kulübe 40 milyon TL yardım ederseniz, sevinirim" diye hediye ister idi.

Kuşadası Türk turizminin başkentidir.

Arkasında Efes antik kenti, Meryem Ana kutsal alanı ve Şirince adında şirin ve hikayesi olan bir köy bulunuyor.

Kruvezor gemiler sık sık Kuşadası limanını ziyaret ederler.

Bu gemiler, yaşlı ve zengin turistler getirir ve şehre hatırı sayılı döviz bırakırlar.

Bu özellikler Kuşadası'ndaki arazilerin değerini arttırıyor. .

Kuşadası1970’li yıllarda zeytin ağaçlarının oluşturduğu bir ormanın içinde idi.

Hem de bu zeytin ağaçlarının çoğu 300 - 400 yaşında olan zeytin ağaçları idi.

Bu zeytin ağaçları imar planı tadilatları ile yok edildi.

Söke'den Kuşadası'na giden yolun üstündeki Soğucak köyü (Mahalle oldu) var.

Bu köy ve civarı, Kuşadası ve civarında tek bakir kalmış alandır...

Soğucak köyü ve civarı deniz manzarası muhteşem olan bir alandır...

Kuşadası'ndan Güzelçamlı'ya kadar olan uzun sahil şeridi bugün ikinci konutlar ile adeta işgal edilmiş durumdadır.

Bu uzun sahilde yapılan mevzii imar planı değişikliklerinde ne kadar para döndüğünü siz hesap edin.

Sıra, Soğucak köyü gibi deniz manzaralı zeytin, incir ve şeftalili yetişen semiz topraklara geldi.

Şu anda Kuşadası'nda kavgaya neden olan araziler bu arazilerdir.

Ayrıca, Aydin ovası çok bereketli bir ovadır.

Zeytin, incir için, Aydın ovası, dünyanın en bereketli ve tek ovasıdır.

Bugün, Aydin, İncirliova, Germencik ve Ortaklar Belediyeleri adeta birleşmiş durumda...

Bu bereketli topraklar, belirli hediyeler karşılığında iskana açılarak, ovalar adeta yok edilmiştir.

Buradaki imar rantını bir hayal edin.

Yazık…

İmar planını kimler yapar?

İmar planlarını, ilgili kurumlardan ön izinler alınmak şartı ile harita Mühendisleri ile şehir plancıları yapar ve uygular.

Belediye başkanları ile meclis üyeleri de bu imar planlarını onarlar.

Onanmayan imar planlarının hiç bir değeri yoktur.

İmar planlarının yapımında imzası olan kişilerin tümü teknik elemanlardır.

Yani mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır.

Yani, hepsi TMMOB'e üye kişilerdir.

Bu işin şu partisi, bu partisi yoktur.

İmar planı, tüm yatırımların ilk adımıdır

Siz imar parseli üretemez iseniz, hiç bir yatırım yapamazsınız.

Gizli bir el veya kurum Türkiye Cumhuriyetinin yatırımlarını engelliyor ve yanlış yönlendiriyor.

Doğru olan, yatırım yapılacak arazilerin tarıma pek de elverişli olmayan araziler üzerinde olmalıdır..

Biz ise, tam tersini yapıyoruz veya yaptırılıyoruz.

Uyanma zamanıdır.

Su uyur, düşman uyumaz.

Akıllanacak gibi de gözükmüyoruz maalesef…