Önceki gün “Yüksel Aksu: Muğla’da Gala yapıldı da gelmedik mi?” başlığını taşıyan yazımı şöyle noktalamıştım:
“Muğla için ‘Kültür Kenti’ de deniliyor, ama ben bile inanmıyorum…”
Siz inanıyor musunuz?
*
O yazıma ve 16 Aralık Salı günkü “Postacı Geldi ya, tiyatro sinema salonu da gelir!” başlıklı yazıma Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tan yanıt geldi… O yanıt üzerine hemen şu paylaşımı yaptım:
“Bak Postacı Geliyor’ Galası Muğla'da yapılıyor. Bu yönde Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlıklar yapılıyor. Ayrıca yıkılan İl Özel İdaresi binasının yerinde içinde Tiyatro Salonu da yer alan bir proje çalışması devam ediyor. Başkan Ahmet Aras açıkladı…
Hepsi 19 Aralık Cuma günü ÖZGÜRCE de...”
Ertesi gün, yani dün Başkan Aras’ın yanıtını paylaşabilirdim, ama kendisinin Özel Danışmanı Reklamcı Levent Arkan’ın çirkin bir saldırıda burnu kırıldı. “Muğla’ya neler oluyor??? Alışık değiliz biz!!!” başlıklı yazımı kaleme almak durumunda kaldım.
Şüphelilerin Emniyet’teki sorguları tamamlandı. Dün ben yazımı yazarken 4 şüphelinin sevk edildikleri Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nda sorguları devam ediyordu…
*
Başkan Aras önceki gün WhatsApp’tan verdiği yanıtta şöyle diyordu:
“Abi günaydın, Bak Postacı Geliyor galası ile ilgili Yüksel abiyle ilk günden beri görüşüyoruz. ‘Gala yapacak salon var mı’ dedi, ‘Gazi var’ dedik, ‘Üniversite salonu olduğunu’ söyledik. ‘Planlayın yapalım’ dedi. Ona çalışıyoruz. Onlar da müsait olunca tarihi açıklayacağız.
Eski 1 Nolu Hizmet (Kapanan İl Özel İdaresi) binası yerine yapılacak projenin giriş katında erişilebilir sinema, tiyatro ve konser yapılabilecek çok amaçlı bir salon olacak.”
Bu arada 16 Aralık günlü “Postacı Geldi ya, tiyatro sinema salonu da gelir!” başlığını taşıyan yazıma da ayrıca Menteşe Belediyesi’nden veya işletmeci Erol Kutlay’dan yanıt beklerken, yine WhatsApp’tan “Menteşe Belediyesi Zeybek Sineması Ahmet Zeybek Kültür ve Sanat Merkezi”nin mülk sahibi 16. Dönem Muğla Milletvekili Şükrü Zeybek’in yanıtı geldi. Şöyle:
“Özcan günaydın. Bu sinema mı yoksa sinemacık mı? Salon 500 koltuk, balkon 240 koltuk, 32 sandalye ile 772 kişilik olup 1963 yılında açılmıştır. Bugünün sinema konsepti 40-50 kişilik küçük sinemacıklardır. Eski bir sinemacı ailesi mensubu olan Yüksel Aksu’ya yakışan da filminin galasını bölgemizin ayakta kalan en büyük sinema salonlarından olan bu sinemada yapmasıdır. Zeybek ailesinin bu sinemadan aldığı kira da Muğla’daki ortalama konut kirası kadardır. İyi günler dilerim.”
*
Benim Muğla’da kırabileceğim en son kişilerden biri de Şükrü Zeybek’tir. Ki bunun için bir yanlışları da yoktur ve olmaz da… Sanıyorum bir yanlış anlama oldu. Sevgili Şükrü abi mülk sahibi olarak muhtemelen “Anlı şanlı ‘Zeybek Sinemamız’ elbette vardı, ama sinema var, sinemacık var” sözüme takıldı. Oysa bunu söylerken, dünün sinemacılık anlayışı ile bugünün sinemacılık anlayışının farklı olduğunu anlatmak istemiştim. Cenk Sezgin’in “Cinemarine” sinema işletmeciliği ile Erol Kutlay abinin sinema işletmeciliği aynı mı Allah aşkına…
Yazımda “Muğla’ya ‘özel teşebbüsün’ en büyük hizmeti rahmetli Ahmet Zeybek sayesinde Zeybek Sineması olmuştur. Şehrin havası değişmişti... Hizmete girdiğinde ‘Muğla’ya bu kadarı fazla’ bile denmişti. Ötekilerin yanında ‘lüks’tü. Sahnesi müthişti. Muğlalılar orada çok tiyatro ve konser izledi. Ege’de benzeri yoktu.” ifademde vardı ama…
Neyse kiraya gelince ne kadar olduğunu bilmiyorum, yazımın konusu da bu değildi.
Ayrıca “ceplere” bölünmüş olmasına rağmen böyle büyük salonu olan sinema Türkiye’de kalmadı. Tek yani… Ancak fuayesinde gala yapılabilir mi, ona yerel yöneticilerimizle Sevgili Yüksel Aksu karar verir…
Sevgili Şükrü Abi sürçülisan ettiysem affola…
*
Gelelim Ahmet Aras Başkanın “müjde” gibi gelen açıklamasına…
Sevindirici tabii… Ferahlatıcı değil… Kapanan İl Özel İdaresi’nin depreme dayanıksızlığı gerekçesiyle yıkılan binasının yerini Atapark ve Abide Hanım Konağı (Vakıfbank) ikilisi ve Tarihi Arasta ile planlamak lazım. Tabii bitişiğindeki Osman Gürün imzalı Katlı Otopark ile birlikte de planlanabilir! Böylelikle SİT’in yanı başında Kurşunlu Cami minaresi ile yarışan iki beton kulemiz olur!
Atapark ve Abide Hanım Konağı’ndan başlayalım.
Cumhuriyet Meydanı’nda bu ikisi bir arada “İlber Ortaylı Kütüphanesi” veya “Kültür Merkezi” kararı var. Kararlılığı var mı bilmiyorum. Kütüphane her yerde olabilir, ama buraya nişan- doğum günü vb partilerin, kokteyllerin, sergilemelerin yapılabildiği “İlber Ortaylı Güzel Sanatlar Galerisi” neden olmasın?
En üst katta da Özel Kalemi ve Basın Danışmanı ile Başkanlık Makamı yakışmaz mı?
*
Aras’ta satılmadıysa (!) Menteşe Belediyesi mülkü dükkanlar bulunmaktadır. Satıldıysa veya var da yetmezse kamulaştırmalar yapılabilir.
Belediye o dükkanlarda “Saraç”, “Kalaycı”, “Demirci”, “Semerci” ve benzeri “zanaatları” canlandırabilir. Ki Arasta kendiliğinden canlanmaz… Bu dükkanlarda kadrolu veya sözleşmeli ‘çırak yetiştiren’ usta öğreticiler olabilir. Üretim “hediyelik” olarak satılabilir… Ayrıca bir halı tezgahı, bir dokuma tezgahı olan dükkanlar da hizmete alınabilir. Ve bu işyerleri MELSA çatısı altında toplanabilir.
Yetmez…
Burada bir de menüsü; Cingen Pilavı, Piyaz, Kelle söğüş, Yoğurtlu Yumurta, Yoğurtlu Tıkırak Böber, Tükürük Köftesi, Sac Kavurma, Böbrek-Yumurta ızgara… Yanında tahta sandalyelere sıralanmış Tef-darbuka çalan kadın ve cümbüş, keman, klarnet çalan erken müzisyenlerin çalıp söylediği, çalışanları belediye görevlisi 2 eski usul meyhane yakışır… Tabii bunlar yerel yönetim denetiminde özel şirket eliyle de olur…
*
İşte bu iki mekanın orta yerinde kalan yıkılan İl Özel İdaresi alanına yapılacak bina da altı Tophane üstü Şişhane olmamalıdır. Yukarıdaki iki mekan ile bütünlüğü olmalıdır.
Ahmet Aras Başkanın “projenin giriş katında erişilebilir sinema, tiyatro ve konser yapılabilecek çok amaçlı bir salon” sözü kusura bakmasın bana “savuşturma” gibi, miş gibi geldi…
Maşallah kendisinin yurt dışından geldiği yok. Oralarda böyle mi oluyor?!!
Buraya yapılacak yapı bir kere oradaki tarihi Şehir Kulübü (Gölcüklülerin) binasının, hatta Atatürk İlk Okulu binasının dış cephe mimari çizgilerini taşıyan bir yapı olmalıdır.
Bu yapının içinde cep sinemalar, cep tiyatrolar ile başta tiyatro olmak üzere başka sahne ve güzel sanatlar dallarında atölyeler yer almalıdır. Buraya elbette bir kafeterya ve bir Muğla Restoranı yakışır…
Ayrıca Belediye Başkanının da toplantılar yapabildiği çok amaçlı bir salon gereksiz olmayabilir…
Büyükşehir Belediyemizin bir Konservatuarı olduğu biliniyor. Ben nerde olduğunu bilmiyorum, Neredeyse o Konservatuar “tiyatro” bölümü de açarak buraya taşınabilir…
*
Peki hangi parayla? Hangi bütçeyle?
Belediyelerde en büyük sorun budur. Tabii başka bir sorun daha vardır. Şimdilik ondan söz etmeyelim.
Daha önce de bir başka yazımda demiştim. Bir kere daha diyeyim;
Yukarıdaki üçleme konsepti gerçekleştirilebilirse şehir merkezi 24 saat şıkır şıkır olur…
Belki o zaman göğsünüzü gere gere “Kültür Merkezi Muğla” ve hatta “Kültür Turizm Merkezi Muğla” diyebilirsiniz.
Ahmet Aras Başkanın “Dünya Kenti Muğla”, Yönetmenimiz, gururumuz Yüksel Aksu’nun “Dünya Sinema Kenti Muğla” ete kemiğe bürünmeye başlar.
Peki para nerede değil mi?
Bu proje ile çıkarsının hilesiz hurdasız bir “Yap İşlet Devret” ihalesine hallolur…
Bu yapının altına 4 katlı bir yeraltı otoparkı koyarsınız. Otopark ile zemin arasına pasajlar yerleştirirsiniz. Otoparkın ve pasajların gelirini yükleniciye bırakırsınız.
Neden olmasın?
*
Yazım biterken aklıma geldi. Şu katlı otoparkın çatısına neden bir “Teras Kafe-Restoran” kondurulmuyor?
Neden Arasta’da alışveriş yapanlar, eğlenenler otomobillerini ücretsiz burada park edemiyorlar, onu da merak ediyorum…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Yüzyıllardan beri sömürge olmayı reddederek bağımsız ve özgür yaşayan Anadolu insanı onurludur. Emperyalistlerden ve işbirlikçilerinden öğreneceği hiçbir şey yoktur. --Necip Hablemitoğlu