Son günlerin bir değerlendirmesini yapalım mı?

Toplumsal olarak koktuk.

Tuz koktu.

Bir devleti yok edebilirsiniz.

Bunu da toplumsa ahlakını yok ederek yaparsınız.

Biz de bu noktada mıyız?

Toplumlar bir günde yıkılmaz.

Çöküş sessizdir.

Önce kelimeler yoksullaşır,

Sonra değerler.

Toplumsal çöküş,

Ekonomiyle başlar sanılır,

Ama asıl kırılma,

Toplumsal ahlakın bozulması ile olur.

Bu arada adalet de kırılır.

Hukukun da kişiye göre eğilip bükülmesi ile,

Güven kaybolur.

Güvenin bittiği her toplumda,

Herkes kendi canı kurtarmaya bakar.

Dayanışma yerini bireyselliğe,

Hak arayışı yerini torpile bırakır.

Kurallar yazılıdır ama,

Artık kimse onlara inanmaz.

Eğitim,

Çöküşün en erken habercisidir.

Sorgulayan aklım yerine ezber,

Liyakatin yerine kayırma koyulunca,

Gelecek ipotek altına alınmıştır.

Gençler ya susmayı öğrenir,

Ya da gitmeyi.

Bugün olduğu gibi.

Büyük bir beyin gücümüzün,

Yurtdışına gitmesi gibi.

Kayırmacı sistem,

Gençleri bunaltmıştır.

Liyakatsizlik ateşi harlı yandığı için,

Güven kalmamıştır.

Umutlar bu ülkede söndürülmüş,

Başka ülkelere umutlar bağlanmıştır.

Ne kadar acı değil mi?

Ne demiştim?

Çöküşün olduğu toplumlarda,

Gençler ya susmayı öğrenir,

Ya da gitmeyi,

En acısı da kalanlar ise hayal kurmamayı.

Bir toplum için bundan daha ağır bir iflas yoktur.

Ahlaki erozyon,

Çöküşü görünmez kılar.

Yalan sıradanlaşır.

Şiddet normalleşir.

Utanma duygusu alay konusu olur.

Toplumsal çöküşün en acı tarafı,

Buna alışılmasıdır.

İnsanlar kötülüğe karşı çıkmayı değil,

Onunla yaşamayı öğrenir.

Haksızlık haber olur ama şaşırtmaz,

Yoksulluk görülür ama kanıksanır.

İşte çöküş tam bu noktada tamamlanır.

Normalleştiğinde bu iş bitmiştir.

Lakin tarih şunu da söyler,

Hiçbir çöküş sonsuz değildir.

Toplumlar aynaya bakmayı göze aldıklarında,

Gün ayağa kalkar.

Adalet talebi yeniden yükseldiğinde,

Liyakat üstün tutulduğunda,

Gençlere nasihat yerine imkan verildiğinde..

Çöküş durur.

Bu ülkenin başka bir sıkıntısı var mı acaba?

Görmezden gelinen tehlike;

Uyuşturucu ve medyanın sorumluluğu.

Uyuşturucu meselesi,

Türkiye’nin en çok konuşulması gereken,

ama en az açık konuşulan sorunlardan birisidir.

Çünkü konu başlığı ağır,

Sonuçları ürkütücü,

Sorumluluğu ise kolektif.

O yüzden çoğu zaman,

Görmezden gelmeyi tercih ediyoruz.

Oysa rakamlar,sahadaki gerçekleri söylüyor.

Uyuşturucu artık ‘Öteki mahallelerin’ sorunu değil.

Sosyoekonomik ayrım tanımıyor,

Yaş sınırı dinlemiyor.

Sessizce giriyor,

Hızla yayılıyor,

Ve geride yıkılmış hayatlar bırakıyor.

Bugün uyuşturucu kullanımının yaşı düşüyor.

Okul çevreleri,

Dijital platformlar,

Sosyal medya ağları,

Bu zehrin dolaşım alanına dönüşmüş durumda.

Burada sadece emniyet güçlerini,

İşaret etmek kolaycılık olur.

Eğitim,

Aile yapısı,

Ekonomik kırılganlık,

Kültürel yozlaşma birlikte ele alınmadan,

Bu tablo değişmez.

Medyanın sorumluluğu tam da burada başlıyor,

Normalleştiren dile,

Özendiren görüntülere,

‘Bireysel özgürlük ’ambalajıyla sunulan,

Zehirli mesajlara karşı açık,

Ve net bir duruş sergilemek zorundayız.

Uyuşturucu meselesi ideolojik değil,

İnsani bir meseledir.

Sağ-sol,

Muhafazakar –seküler ayrımı yoktur.

Uyuşturucu ile mücadele,

Yalnızca operasyon haberleriyle değil,

Nedenleri deşen,

Çözüm yollarını tartışan,

Sorunların köküne inme,

Kökünü kurutma anlayışı ile çözülebilir.

Burada medyanın tutumu da önemlidir,

Derken,

Çok yakında bir özel televizyonun,

Bazı çalışanlarının yasaklı madde kullanımı,

Ve gayri ahlakı davranışlarını öğrendik.

Ülkemizin nereye savrulduğunu görmüş olduk.

Ve bunu yapanda islamı anlamda,

Güya güçlü yetiştirilmiş bir aileden gelen zat.

Görüntü inanır,

İçi sapkınlık doluymuş.

Uyuşturucu kullanımı ile grup sex yapmakta nedir?                                             

Toplumsal erozyon,

Ve ahlakı çöküntü çok büyük.

Bu olaylarla ilgili olarak,

Muhafazakar kesiminde,

Gayri ahlakı davranışların içinde olduğunu,

Bize perdeli davranışlar sergilediklerini gördük.

Biz ulus devleti topla tüfekle yıkman gerekmiyor.

Ahlakını bozarak yıkabilirsin

Uyuşturucu ile gençlerini,

kadınlarını, erkeklerini ele geçir.

Gerisi gelir.

Toplumda erkek bozulursa,

Aile dağılır,

Kadın bozulursa,

Ulus devletler yıkılır.

Kadın figürü önemlidir.

Kültürü taşıyıcısıdır.

Kadın bozuldu.

Bazı kadınlar kendisini sex objesi gibi sunmak istiyor.

Kadın bedenini açmayı bir marifet sanıyor.

Televizyona çıkan kadınlarımız,

Kendilerini toparlamalıdır.

Ekranlar et pazarına döndü.

Kadın bozulursa,

Ana bozulursa ülke biter.

Artık bu konular düzelmelidir.

Hele ki bu son yaşadıklarımız,

Bir medyada kuruluşunda olması,

Bize daha ağır geldi.

Erkekler sapkınlaşmış.

Bir dönüp kendimize bakalım.

Bu ülke nerede hatalar yaptı?

Siyasal iktidarlar kendilerini bir sorgulasınlar.

Bireyler olarak bizlerde,

Hepimiz kendimize çeki düzen verelim

Çocuklarımızı, gençlerimizi,

Uyuşturucu batağından kurtaralım.

Kadınlarımız koruyalım.

Medya kendine çeki düzen versin

Yoksa hızla çöküşe gidiyoruz.

Uyuşturucu ülkemizi sarmış durumda.